Yazar: Haber Merkezi

  • Horlama Neden Olur?

    Horlama Neden Olur?

    Horlama, uyku sırasında hava yollarının kısmi olarak tıkanması sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Sesli ve rahatsız edici bir şekilde solunum sesi üreten horlama, genellikle gece uyku sırasında görülür ve hem horlayan kişi hem de yanında yatan kişiler için problem yaratabilir. Horlamanın birçok nedeni olabilir ve bunlar genellikle yaşam tarzı, sağlık durumu ve anatomik faktörlere bağlıdır.

    1. Anatomik Faktörler

    Horlama, genellikle üst solunum yollarındaki anatomik yapılarla ilgilidir. Burun, boğaz, yumuşak damak ve dil gibi bölgelerdeki anormallikler, hava akışını engelleyerek horlamaya yol açabilir. Örneğin, burun tıkanıklığı, geniz eti büyümesi veya yumuşak damakta fazla doku bulunması, horlamanın yaygın nedenlerindendir.

    2. Yaşam Tarzı ve Alışkanlıklar

    Yaşam tarzı ve alışkanlıklar da horlamayı etkileyebilir. Aşırı alkol tüketimi, sigara kullanımı ve obezite, horlamayı tetikleyen faktörler arasında yer alır. Alkol, kasları gevşeterek solunum yollarının daha kolay kapanmasına neden olabilir. Sigara ise solunum yollarında irritasyon yaratarak horlamayı artırabilir. Obezite ise boyun bölgesinde yağ birikimine yol açarak hava yollarını daraltabilir.

    3. Sağlık Sorunları

    Bazı sağlık sorunları da horlamaya neden olabilir. Özellikle uyku apnesi, horlamanın ciddi bir formudur ve uyku sırasında solunumun geçici olarak durmasına yol açar. Bu durum, kişinin uykusuzluk ve diğer sağlık sorunları yaşamasına neden olabilir. Ayrıca, astım ve alerjiler gibi kronik solunum rahatsızlıkları da horlamayı artırabilir.

    4. Uyku Pozisyonu

    Uyku pozisyonu, horlamanın sıklığını etkileyebilir. Sırt üstü uyumak, dilin ve yumuşak damak dokusunun boğazın arkasına doğru kaymasına ve hava yolunun kısmen kapanmasına neden olabilir. Yan yatmak, bu sorunu genellikle hafifletir ve horlamayı azaltabilir.

    5. Yaş ve Cinsiyet

    Yaş ve cinsiyet de horlamanın görülme sıklığını etkileyebilir. Yaşlandıkça, solunum yollarındaki dokuların gevşemesi ve tonus kaybı, horlamayı artırabilir. Erkekler, anatomik yapılarından dolayı kadınlara göre horlama eğilimindedir.

    Horlama ile Başa Çıkma Yöntemleri

    Horlama sorununu hafifletmek ve çözmek için çeşitli yöntemler vardır. Yaşam tarzı değişiklikleri, sağlık sorunlarının tedavisi ve bazı basit ev çözümleri ile horlama azaltılabilir. Örneğin, kilo vermek, sigara ve alkolden kaçınmak, burun tıkanıklığını gidermek için uygun tedavi yöntemlerini kullanmak ve uyku pozisyonunu değiştirmek etkili olabilir. Eğer horlama ciddi bir sağlık sorununa işaret ediyorsa, bir sağlık uzmanına başvurmak önemlidir.

    Horlama, genellikle yaşam kalitesini etkileyen yaygın bir sorundur. Ancak, horlamanın altında yatan nedenleri anlamak ve uygun tedavi yöntemlerini uygulamak, hem horlayan kişinin hem de çevresindeki kişilerin daha iyi bir uyku kalitesi yaşamasını sağlayabilir.

  • Bacak Uyuşması: Nedenleri ve Yaygın Sebepler

    Bacak Uyuşması: Nedenleri ve Yaygın Sebepler

    Bacak uyuşması, birçok kişinin yaşadığı ve çeşitli sağlık koşulları ile ilişkili olabilen rahatsız edici bir durumdur. Genellikle geçici ve zararsız olarak görülse de, bazen altında yatan ciddi sağlık sorunlarının bir göstergesi olabilir. Bu durum, bacaklarda, ayaklarda veya kalçalarda hissizlik, karıncalanma ve bazen de yanma hissi şeklinde kendini gösterir.

    Bacak Uyuşmasının Yaygın Nedenleri

    Bacak uyuşması genellikle sinir sıkışması veya hasarından kaynaklanır. En yaygın sebeplerden biri, bilimsel adıyla “periferik nöropati” olan sinir hasarıdır. Diyabet hastalarında görülen yüksek kan şekerinin sinirlere zarar vermesi, bu tür nöropatiye örnek olarak gösterilebilir. Bunun yanı sıra, bel fıtığı ya da spinal stenoz gibi omurga problemleri de sinirleri sıkıştırarak bacaklarda uyuşmaya yol açabilir.

    Bacak Uyuşması Nedenleri Ve Yaygın Sebepler1

    Diğer Potansiyel Sebepler

    Bacak uyuşması ayrıca B12 vitamini eksikliği, tiroid hastalıkları, böbrek hastalıkları gibi sistemik sağlık sorunlarından da kaynaklanabilir. Aynı zamanda, uzun süre aynı pozisyonda oturmak veya belirli bir pozisyonda uyumak gibi fiziksel faktörler de geçici uyuşmalara neden olabilir. Tansiyon düşüklüğü veya bazı ilaçların yan etkileri de bacaklarda uyuşmaya yol açabilir.

    Tanı ve Tedavi Yöntemleri

    Bacak uyuşması yaşayan kişilerin öncelikle bir sağlık profesyoneline başvurması önerilir. Tanı süreci, kişinin tıbbi öyküsünün detaylı bir şekilde incelenmesi, fiziksel muayene ve gerekli görüldüğünde sinir iletim testleri, EMG (Elektromiyografi) veya MR gibi görüntüleme yöntemleriyle yapılır. Tedavi, altında yatan nedenin belirlenmesine göre değişiklik gösterir. Eğer uyuşma diyabet gibi bir hastalıktan kaynaklanıyorsa, kan şekerinin kontrol altına alınması gerekebilir. Omurga kaynaklı sorunlar için fizik tedavi, ilaç tedavisi veya bazı durumlarda cerrahi müdahale önerilebilir.

    Bacak Uyuşması Nedenleri Ve Yaygın Sebepler2

    Bacak uyuşmasının önlenmesi, temelde yaşam tarzı değişiklikleri ile mümkündür. Düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve yeterli su tüketimi genel sağlık durumunu destekleyerek sinir sağlığını korumaya yardımcı olur. Özellikle uzun süre oturarak çalışan bireylerin düzenli aralıklarla kalkıp hareket etmeleri, oturma düzenlerini ergonomik hale getirmeleri önerilir. Sigara ve alkol tüketimi de sinir sağlığı üzerinde olumsuz etkilere sahip olduğundan, bu alışkanlıkların sınırlandırılması faydalı olabilir.

    Bacak uyuşması, çoğu zaman basit nedenlerle ortaya çıksa da, bazen ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabilir. Bu nedenle, özellikle uyuşmanın sık tekrarladığı veya uzun süreli olduğu durumlarda, bir sağlık uzmanının değerlendirmesinden geçmek önemlidir.

  • Zihin Gücü: Düşüncelerinizi Kontrol Ederek Hayatınızı Nasıl Değiştirebilirsiniz?

    Zihin Gücü: Düşüncelerinizi Kontrol Ederek Hayatınızı Nasıl Değiştirebilirsiniz?

    Düşüncelerimiz, hem psikolojik sağlığımızı hem de günlük yaşamımızın kalitesini doğrudan etkileyen güçlü araçlardır. Olumlu düşünceler motivasyonumuzu artırırken, olumsuz düşünceler ise stres ve kaygıya yol açabilir. Bu nedenle, düşüncelerimizi kontrol altında tutmak, daha mutlu ve sağlıklı bir yaşam sürdürmek için kritik öneme sahiptir.

    Düşüncelerimizi Fark Etme: İlk Adım

    Düşüncelerimizi kontrol etmenin ilk adımı, onları fark etmektir. Günlük hayatın karmaşası içinde, zihnimizde peş peşe beliren düşünceleri sıklıkla göz ardı ederiz. Düşüncelerimizin farkında olmak, meditasyon veya mindfulness (farkındalık) pratikleri ile mümkündür. Bu teknikler, anı yaşamamıza ve zihnimizde dolaşan düşünceleri objektif bir şekilde gözlemlememize yardımcı olur.

    Düşünce

    Duygusal Tepkilerimizi Yönetmek

    Düşüncelerimizi fark ettikten sonra, onlara verdiğimiz duygusal tepkileri yönetmek önemlidir. Her düşünceye anında duygusal bir tepki vermek yerine, bir adım geri atıp bu düşüncelerin gerçekliğini ve yararlılığını sorgulamak faydalıdır. Örneğin, bir hata yaptığımızda “Ben hiçbir şey yapamıyorum” yerine, “Bu sefer başarısız oldum, ama ders alıp daha iyi yapabilirim” şeklinde düşünmek daha yapıcıdır.

    Düşünce Yapılarımızı Yeniden Şekillendirme

    Olumsuz düşünce kalıplarını tanıdıktan sonra, bunları daha olumlu ve gerçekçi olanlarla değiştirmek mümkündür. Kognitif Davranışçı Terapi (KDT), olumsuz düşünce yapılarını tanıma ve değiştirme üzerine kurulu bir yöntemdir. Bu terapi, bireylerin düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını daha sağlıklı yollarla yönetmelerine olanak tanır.

    Düşüncelerimizi kontrol altına almak, stres yönetimi ve problem çözme becerilerimizi de güçlendirir. Stresli bir durumda otomatik olarak olumsuz düşünmek yerine, durumu analiz etmek ve çözüm odaklı düşünmek daha etkili sonuçlar doğurabilir. Problem çözme sürecinde, olumlu ve esnek düşünmek, mevcut durumu daha iyi yönetmemize yardımcı olur.

    Düşüncelerimizi kontrol etmek, öğrenilmesi gereken ve zamanla geliştirilen bir beceridir. Bu süreç, kendimizi daha iyi tanımamızı ve duygusal olarak daha sağlam bir temelde durmamızı sağlar. Her bireyin bu beceriyi geliştirebilmesi için zaman ve sabır gereklidir. Ancak düşünceler üzerinde kontrol sağlandıkça, yaşamın zorluklarıyla başa çıkmak daha kolay hale gelir ve kişisel gelişim için yeni kapılar açılır.

  • Acı Veren Gerçek: Topuk Dikenine Dikkat!

    Acı Veren Gerçek: Topuk Dikenine Dikkat!

    Topuk dikeni, ayak tabanında, özellikle topuk kemiğinin altında yer alan ve çoğu zaman aşırı kullanım sonucu ortaya çıkan kemiksi bir çıkıntıdır. Medikal adıyla plantar fasiitis olarak da bilinen bu rahatsızlık, genellikle yürüme, koşma gibi aktiviteler sırasında veya sabahları ilk adımlar atıldığında şiddetli ağrıya sebep olur. Topuk dikeni, topuk kemiğine bağlı bağ dokusunun sürekli gerilmesi ve mikro yırtılmalar sonucu oluşur. Bu durum, kalsiyum birikmesine ve zamanla kemiksi bir çıkıntının oluşmasına yol açar.

    Topuk Dikeninin Belirtileri Nelerdir?

    Topuk dikeni olan kişiler genellikle adım attıklarında topuklarında keskin bir ağrı hissederler. Bu ağrı, genellikle bir çivi batması veya kesici bir nesneyle yaralanmış gibi tarif edilir. En belirgin özelliği, uzun süre oturduktan veya sabahları yataktan kalktıktan sonra ilk adımlarda hissedilen şiddetli ağrıdır. Ağrı, hareketle birlikte azalabilir ancak gün içinde tekrar şiddetlenebilir.

    Acı Veren Gerçek Topuk Dikenine Dikkat!1

    Topuk Dikenini Anlama ve Tanılama Yöntemleri

    Topuk dikeni tanısı, genellikle hastaların şikayetleri ve fiziksel muayene bulguları ile konur. Doktor, hastanın ayağını ve topuğunu dikkatlice muayene ederek ağrının yerini ve şiddetini değerlendirir. Ayak yapısını ve yürüyüş biçimini analiz eder. Gerekli görüldüğünde, tanıyı kesinleştirmek ve başka rahatsızlıkları dışlamak için röntgen veya MRI gibi görüntüleme yöntemlerine başvurulabilir. Röntgen, kemik çıkıntının varlığını ve boyutunu gösterirken, MRI daha detaylı bir değerlendirme sağlar.

    Topuk Dikenine Dikkat!

    Topuk Dikeni İçin Önerilen Tedavi Yöntemleri

    Topuk dikeninin tedavisi, genellikle konservatif yöntemlerle gerçekleştirilir. Ağrıyı ve iltihabı azaltmak için buz uygulamaları, anti-enflamatuar ilaçlar ve topuk yastıkları kullanılabilir. Fizik tedavi, topuk ve ayak tabanını destekleyen özel egzersizler içerebilir. Bu egzersizler, bağların esnekliğini artırarak ağrının hafiflemesine yardımcı olur. Ayrıca, aşırı kiloların verilmesi ve düzenli egzersiz, bu tür rahatsızlıkların önlenmesinde önemli bir rol oynar. Şiddetli vakalar için kortizon enjeksiyonları veya cerrahi müdahaleler de düşünülebilir.

    Topuk dikeni, özellikle aktif kişilerde ve aşırı kilolu bireylerde yaygın olarak görülür. Erken tanı ve uygun tedavi yöntemleri, hastaların daha hızlı iyileşmesini ve günlük aktivitelerine dönmesini sağlayabilir. Bu nedenle, topukta meydana gelen şüpheli ağrılar karşısında bir sağlık uzmanına başvurmak en doğru yaklaşım olacaktır.

  • Adıyaman’da Korkunç Olay: Eşini Öldürdü Ardından İntihar Etti

    Adıyaman’da Korkunç Olay: Eşini Öldürdü Ardından İntihar Etti

    Adıyaman’ın Bahçelievler Mahallesi’nde meydana gelen üzücü bir olayda, Ekrem D. adlı şahıs tartıştığı eşi Merve D.’yi tabancayla öldürdü ve ardından aynı silahla intihar etti. Olayın detayları, çiftin yaşadığı trajik sonu ve bölgedeki acil müdahaleyi gözler önüne serdi.

    Olay, Ekrem D. ile eşi Merve D. arasında bilinmeyen bir nedenle başlayan tartışma ile başladı. Tartışmanın büyümesi üzerine Ekrem D., yanında taşıdığı tabancayı kullanarak eşi Merve D.’ye ateş etti. Ardından, aynı silahı kendine doğrultan Ekrem D., intihar ederek yaşamına son verdi.

    Silah seslerini duyan komşuların ihbarı üzerine bölgeye polis ve 112 Acil Sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, yaptıkları incelemede çiftin yaşamını yitirdiğini belirledi. 

    Ekrem D. ve Merve D.’nin cenazeleri, otopsi yapılmak üzere Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı. Olayla ilgili olarak başlatılan adli soruşturma devam ediyor.

  • Ereğli’de Hemşireye Saldırı: Hasta Yakınları Hastanede Kargaşaya Yol Açtı

    Ereğli’de Hemşireye Saldırı: Hasta Yakınları Hastanede Kargaşaya Yol Açtı

    Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde bir özel hastanede çalışan hemşire, hasta yakınları tarafından darp edildiği iddiasıyla şikayetçi oldu. Olay, düğün sırasında rahatsızlanan bir hastanın hastaneye kaldırılmasıyla başladı.

    Olay, Ereğli ilçesinde düzenlenen bir düğün sırasında meydana geldi. F.H. adlı hasta, düğün salonunda rahatsızlanarak hemen arkasında bulunan özel bir hastaneye kaldırıldı. Ancak hastanede yaşananlar, olayın büyümesine neden oldu.

    F.H.’nin yakınları, hastanede hastanın yeterince ilgi görmediğini belirterek hastane yetkilileri ve hemşirelerle tartışmaya başladı. Bu tartışma kısa sürede gergin bir duruma dönüştü ve hasta yakınları hastane personeline karşı öfkelerini dile getirdi.

    Tartışmanın büyümesi üzerine, F.H.’nin oğlu O.H., hastanede hemşirelerin bulunduğu masaya yöneldi. O.H., hemşirelere sözlü saldırıda bulundu. Hemşireler, olayın kontrolden çıkması üzerine acil yardım talebinde bulunarak iki kez beyaz kod verdi.

    Kısa sürede olay yerine gelen polis ekipleri, F.H.’nin yakınlarını sakinleştirmekte zorlandı. Olayın ciddiyeti üzerine hastanenin gece amiri V.K. de olay yerine geldi. Ancak V.K. de düğün sahipleri tarafından hedef alındı. Polis ekipleri, V.K.’ye yönelik saldırıyı engelleyerek durumu kontrol altına aldı.

    Olayın ardından hemşire ve hastane yetkilileri, yaşanan şiddet ve hakaretlere karşı şikayette bulunurken, F.H.’nin yakınları da karşılık olarak hastane yetkililerine ve hemşirelere karşı şikayetçi oldular.

  • 5 Yaşındaki Elif İdil, Oyun Oynarken Balkondan Düşerek Hayatını Kaybetti

    5 Yaşındaki Elif İdil, Oyun Oynarken Balkondan Düşerek Hayatını Kaybetti

    Mardin’in Nusaybin ilçesi, dün akşam saatlerinde yaşanan ve bir çocuğun yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan trajik bir kaza ile sarsıldı. 8 Mart Mahallesi’nde bulunan bir apartmanın 6. katında meydana gelen bu olay, mahalle sakinlerini ve tüm bölgeyi derinden üzdü.

    Olay, apartmanın altıncı katında yaşayan bir ailenin evinde gerçekleşti. İddiaya göre, Elif İdil K. adındaki 5 yaşındaki küçük kız, evde oyun oynarken bir anlık dikkatsizlik sonucu balkon korkuluklarına tırmanmaya başladı. Ne yazık ki, korkuluklardan dengesini kaybeden Elif İdil, alt kattaki zemine düşerek ağır yaralandı.

    5 Yaşındaki Elif İdil, Oyun Oynarken Balkondan Düşerek Hayatını Kaybetti1

    İhbar üzerine olay yerine hızla sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yapılan ilk müdahalelerin ardından acilen Nusaybin Devlet Hastanesi’ne kaldırılan küçük Elif, burada doktorların yoğun çabalarına rağmen kurtarılamadı. Elif İdil’in cenazesi, hastane morguna götürüldü.

    Polis ekipleri, kaza ile ilgili geniş çaplı bir soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında, kazanın nasıl meydana geldiği ve olası ihmallere karşı detaylı incelemeler yapılıyor. 

  • Geleceğin Bilim İnsanları Bu Programda Buluştu

    Geleceğin Bilim İnsanları Bu Programda Buluştu

    Gençlik ve Spor Bakanlığı, başarıyı ödüllendirmeye devam ediyor. Bu yıl dördüncüsü düzenlenen ‘Limitless Makers’ (Sınır Tanımayan Çözümler) programı, dolu dolu geçen bir aylık programın ardından sona erdi.

    Liselere Geçiş Sistemi’nde (LGS) başarılı olarak yüzde 1’lik dilimde yer alan ve proje üretmeye istekli öğrenciler, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın inovasyon ve teknoloji alanındaki yetenekleri geliştirmeyi hedefleyen “Limitless Makers (Sınır Tanımayan Çözümler) programında buluştu.

    Gençler, bir yandan akademik girişimciliği keşfederken diğer yandan teknik proje üretip, alanında uzman konuşmacı ve eğitmenlerle bir araya gelerek hem öğrendi hem de takım çalışmasını destekleyen aktivitelere katıldı.

    İstanbul Riva Milli Takımlar Kamp Tesisinde, 04 – 31 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilen program; “Yenilenebilir Enerji, Temassız ve Önleyici Teknolojiler, Yeni Nesil Teknolojiler, Dijital Hizmetler, Yapay Zeka ve Veri Bilimi, Nörobilim ve Genetik, Havacılık ve Uzay Teknolojileri” gibi güncel konu başlıklarında gerçekleşti.

    Dört haftalık kamp süresince, gençler teorik ve uygulamalı eğitimlerin yanı sıra çeşitli atölye çalışmalarıyla teknoloji üretim süreçlerini yakından deneyimleme fırsatı buldular. Programın son haftasında ise öğrenciler, hazırladıkları final projelerini sunarak edindikleri bilgi ve deneyimleri sergilediler. Bu süreçle, gençlerin yaratıcı düşünme, problem çözme ve takım çalışması becerilerini geliştirmelerine katkı sağlandı.

    “Geliştiren, öğreten, keşfeden programlarla gençlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz”

    Her alanda gençlerin yanında olduklarını ve bu yönde programlar geliştirdiklerini dile getiren Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak, “Yaz aylarının ilk haftalarında üniversiteye giriş sınavlarında başarıya ulaşan ve TÜBİTAK bursu kazanan gençlerimizi Vizyon Kamplarımızda buluşturarak, hedefleri doğrultusunda onlara yol arkadaşlığı yaptık. Hemen ardından da LGS’de başarıya ulaşan ve teknolojiye meraklı çocuklarımızla İstanbul’da bir aylık bir kamp programında bir araya geldik. Yeni eğitim-öğretim yılı boyunca da geliştiren, öğreten programlarımızla kariyer yolculuğunun başındaki gençlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

    Alanında uzman isimleri kariyer yolculuğunun çok başındaki gençlerle buluşturduklarını ifade eden Bakan Bak, şunları söyledi;

    “Limitless Makers programı, gençlerimizin geleceğe dair umutlarını yeşerten ve onlara sınır tanımayan bir bakış açısı kazandıran platform oldu. Geleceğin bilim insanlarını ‘Limitless Makers Programı’nda buluşturduk. Bu yıl dördüncü kez alanında uzman isimler, gençlerimize bir ay boyunca yapay zekadaki gelişmelerden nörobilime, uzay teknolojilerinden dijital yeniliklere kadar pek çok başlıkta eğitimler verdiler; soruları yanıtladılar, merakları giderdiler, rehber oldular. Aynı zamanda yeni dostluklar kuruldu, geleceğin iş birliklerinin temelleri atıldı, üretim sürecinin heyecanı yaşandı. Gençlerimizin inovasyon ve teknoloji alanında gösterdikleri başarı, ülkemizin geleceği adına bizlere büyük umut veriyor.”

  • INTERPOL Tarafından Kırmızı Bülten ile Aranan 25 Şüpheli Yakalandı

    INTERPOL Tarafından Kırmızı Bülten ile Aranan 25 Şüpheli Yakalandı

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya; 8 İlde düzenlenen “KUYU-21” operasyonlarında 18 ülke tarafından haklarında INTERPOL’ün Kırmızı Bülten ve Difüzyon Mesajı (Acil Yakalama Mesajı) ile aranma kaydı bulunan 25 şüpheli yakalandığını açıkladı.

    Aziz Milletimizin Bilmesini İsterim ki; Hangi bülten ile aranırsa aransın, halkımızın huzurunu kaçıran uluslararası organize suç örgütlerine, göçmen kaçakçılığı organizatörlerine, zehir tacirlerine nefes aldırmayacağız. Hepsi tek tek kazdıkları kuyulara düşecekler. ” ifadelerinde bulunan Bakan. Ali Yerlikaya sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda ayrıca şu ifadelere yer verdi;

    Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Başkanlığı, KOM Başkanlığı ve İnterpol Europol Daire Başkanlığı koordinesinde; İl Emniyet Müdürlükleri KOM Şube Müdürlükleri ve İstanbul Göçmen Kaçakçılığı ile Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğünce Antalya, Bursa, İstanbul, İzmir, Mersin, Sakarya, Samsun ve Trabzon olmak üzere 8 ilde; 

    !Almanya, Avustralya, Azerbaycan, Fas, Hollanda, Irak, İran, İtalya, Kazakistan, Kırgızistan, Kore Cumhuriyeti, Moğolistan, Moldova, Özbekistan, Rusya, Suriye, Türkmenistan ve Ürdün olmak üzere toplam 18 ülke tarafından İnterpol Kırmızı Bülten ve Difüzyon mesajı ile aranma kaydı bulunduğu tespit edilen 25 şahsa yönelik “KUYU-21” operasyonları düzenlendi!

    Operasyonlarda yakalanan şüphelilerin;

    Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma veya Örgüte Üye Olma,Uyuşturucu Madde Ticareti,Kasten Öldürme,Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma,Cinsel Suçlar,Resmî Belgede Sahtecilik,Dolandırıcılık,Kara Para Aklama,İnsan Ticareti veGöçmen Kaçakçılığı suçlarından arama kayıtları olduğu tespit edildi.

    İnterpol tarafından aranan ve Emniyetimizin yaptığı titiz incelemeler sonucunda ülkemizde olduğu tespit edilip yakalanan şüpheliler İl Göç İdaresi Müdürlüklerine teslim edilerek, sınır dışı işlemleri derhal başlatıldı!

    Operasyonları gerçekleştiren Kahraman Polislerimizi tebrik ediyorum. Allah ayaklarına taş değdirmesin. Milletimizin duası sizinle” ifadelerinde bulundu.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “FETÖ’cü hainleri rahatsız etmeyi sürdüreceğiz”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: “FETÖ’cü hainleri rahatsız etmeyi sürdüreceğiz”

    Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler’in beraberinde TSK Komuta Kademesi ve Bakan Yardımcıları ile katıldığı törende Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bütün mensuplarının 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı tebrik etti. Yaklaşık bin yıldır vatanın ebedi muhafızlığını yapan aziz şehitleri rahmetle yâd eden, gazilere şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Büyük Zafer’in mimarı ve mihmandarı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını minnetle andı. Büyük Zafer’le milletin bağımsızlık iradesinin tescil ve tahkim edildiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyet’e giden yolu açan bu önemli zaferin, aziz milletle birlikte onun bağrından çıkan kahraman Türk ordusunun bayramı olduğunu söyledi. 

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, binlerce yıllık şanlı geçmişi destanlarla dolu olan, vatana kastetmeye kalkışan olursa yeni kahramanlık destanları yazacak iman ve cesareti bulunan Türk Silahlı Kuvvetlerinin 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı şeref madalyası olarak her bir mensubunun yüreğine nakşettiğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1 Eylül 1922’de Dumlupınar’da bulunduğu beyanatta muzaffer Türk ordusuna, “Büyük Millet Meclisi orduları, meydan muharebesinde zalim ve mağrur bir ordunun asıl unsurlarını inanılmayacak kadar az bir zamanda imha ettiniz. Büyük ve asil milletimizin fedakârlıklarına layık olduğunuzu ispat ediyorsunuz. Sahibimiz olan büyük Türk milleti, istikbalinden emin olmaya haklıdır. Muharebe meydanlarında maharet ve fedakârlıklarınızı yakından görüyor ve takip ediyorum. Milletimizin hakkınızdaki takdirlerine aracılık etme vazifemi hiç durmadan yerine getireceğim. Bütün arkadaşlarımın Anadolu’da daha başka meydan muharebeleri verileceğini dikkate alarak ilerlemesini ve herkesin aklını, yiğitliğini ve gayretini yarışırcasına göstermeye devam etmesini isterim. Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri.” dediğini anımsattı. 

    KARA HARP OKULUMUZ, 190 YILLIK TARİHİYLE ORDUMUZUN GÖZ BEBEĞİDİR

    Her bir üyesi milletin öz evladı olan TSK’nın kahraman mensuplarıyla her zaman iftihar ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Bu akşam Cumhurbaşkanlığı Külliyemizde tertiplenecek özel programla Büyük Zafer’in 102’nci yıl dönümü heyecanını birlikte yaşayacağız. Zaferler ayı olarak tarihimizde müstesna yer edinen ağustos ayını yine muhteşem bir zaferin coşkusuyla uğurlayacağız. Rabb’im ordumuzu ve tüm güvenlik güçlerimizi muhafaza ve her daim muzaffer eylesin. Mekteb-i Harbiye-i Şahane ismiyle 1834 yılında kurulan Kara Harp Okulumuz, 190 yıllık tarihiyle ordumuzun göz bebeğidir. Yaklaşık iki asır boyunca Kara Harp Okulumuz, çok zorlu şartlarda görev yapan, vatan müdafaası için canını feda eden, askerî kimliği başarılarla dolu kahraman subaylar yetiştirmiştir. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere Mareşal Fevzi Çakmak, Ali Fuat Cebesoy, Fethi Okyar, Kazım Karabekir gibi adlarını tarihe ve milletimizin kalbine yazdıran nice mümtaz şahsiyetler bu çatı altında eğitim görmüş ve İstiklal Harbimizde çok önemli görevler üstlenmiştir.” –

    ORDUMUZUN SAFLARINA YENİ ÇELİKTEN BİLEKLER EKLİYORUZ

    Bu geleneğin güçlenerek devam ettiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün de ordumuzun en güçlü kalelerinden olan Kara Harp Okulumuzdan yetişen nice vatan evlatları, terörle mücadeleden sınır ötesi operasyonlara kadar çok büyük başarılara, zaferlere imza atıyor.” dedi. Peygamber ocağı olan Türk Silahlı Kuvvetlerinin cesur, disiplinli ve fedakâr mensuplarıyla dünyanın en saygın orduları arasında yer aldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: 

    “Bugünkü törenimizde bunu bir adım daha öteye taşıyoruz. Kahraman ordumuzun saflarına yeni çelikten bilekler ekliyoruz. Kara Harp Okulumuzdan bu yıl 72’si dünyanın 14 farklı ülkesinden gelen misafirlerimiz olmak üzere, toplam 989 öğrencimiz mezun oluyor. Diplomalarını alarak ordumuzun saflarına katılan her bir teğmenimizi tebrik ediyor, tek tek alınlarından öpüyorum. Mezunlarımızı en güzel şekilde yetiştiren hocalarımızı ve komutanlarımızı da tebrik ediyorum. 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra yeniden yapılandırdığımız Harp Okullarımızın başarı grafiği sürekli yükseliyor. Kara Harp Okulumuzdan son 8 yılda 3 bin 912 Türk, 504’ü misafir toplam 4 bin 416 evladımızı mezun ettik. Yine bu dönemde SUTASAK eğitimlerini tamamlayan 141’i yabancı 9 bin 909 kardeşimiz, Kara Harp Okulundan mezun oldu. Kara Kuvvetlerimizde hâlihazırda görev yapan subay ve astsubaylarımızın yarısı, Milli Savunma Üniversitemizin mezunlarından oluşuyor. Bugün şu gerçeği çok net görebiliyoruz, 15 Temmuz ihaneti gibi bir devletin başına gelebilecek en büyük felaketi, olabilecek en az hasarla atlattık. FETÖ’cü hainlerin ordumuz bünyesinde açtığı tahribatı kısa sürede telafi ettik.” 

    SIKINTILI DURUMLARA SON VERDİK

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, ordunun sadece toplum nazarındaki itibarı açısından değil personel, eğitim, teçhizat, imkan ve yetenekler bakımından da eksiklerini giderdiklerini belirterek, TSK’ya kadro yetiştiren Harp Okullarını, meslek yüksekokullarını ve enstitüleri, Milli Savunma Üniversitesinin bünyesinde çok daha kaliteli, etkin ve modern eğitim verecek şekilde yeniden kurduklarını söyledi. Hayata geçirdikleri reformlarla TSK’ya yük, ayak bağı, gereksiz tartışmalara konu olan sıkıntılı durumlara son verdiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: 

    “Yeni eğitim ve öğretim sistemimizle, millî iradenin üstünlüğü ilkesine bağlı, sadece millete hizmet eden, sadece devletinden ve onun meşru yöneticilerinden emir alan bir Türk Silahlı Kuvvetlerine sahip olduk. Atılan tüm bu adımların, bırakın zayıflatmayı, ordumuzun gücüne nasıl güç kattığını sahada elde edilen başarılarda görüyoruz. Suriye’den Kuzey Irak’a, Libya’dan Somali’ye kadar Silahlı Kuvvetlerimiz, sorumluluk aldığı her yerde görevini alnının akıyla yerine getiriyor. Üniversitemizi karalamaya yönelik artan algı operasyonlarının arkasında ordumuzun asli vazifesine odaklanmadaki işte bu başarısı bulunuyor.”

    FETÖ’CÜ HAİNLERİ RAHATSIZ ETMEYİ SÜRDÜRECEĞİZ

    Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) ve MSÜ’nün başarı grafiği yükseldikçe eski Türkiye artıklarının hazımsızlığının da arttığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ne yapılmaya çalışıldığının gayet farkındayız. Allah’ın izniyle buna fırsat vermeyeceğiz. FETÖ’cü hainleri ve vesayet heveslilerini başarılarımızla rahatsız etmeyi sürdüreceğiz.” dedi. 

    Millî Savunma Bakanından Genelkurmay Başkanına, kuvvet komutanlarından üniversite yönetimine herkesi emeklerinden dolayı tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Allah’tan başarıları daim eylemesi temennisinde bulundu. 

    HER TÜRK ASKER DOĞAR

    Türk milletini diğer toplumlardan ayıran bazı muazzam vasıflar olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

    “Bunların en başında adeta bizimle özdeşleşmiş olan ordu-millet bulunur. Tarihimiz boyunca devlet komutan, millet de asker olmuştur. Her Türk asker doğar. Bu söz milletimizin bu topraklarda yürüttüğü varlık yokluk mücadelesiyle eşleşmiştir. Nesilden nesile aktarılan askerlik milletimiz için bir meslekten ziyade din için, vatan için, devlet ve bayrak için namus borcu olarak görülmüştür. 2 bin 233 yılı aşkın köklü bir maziye sahip Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kodlarında hep bu anlayış hakimdir. Bugün de milletimizin ta kendisi olan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, ülkemizin bağımsızlığının, vatanımızın bölünmez bütünlüğünün, milli birlik ve beraberliğimizin güvencesidir. Ordumuz ayrıca bir şeref payesi olarak onurla taşıdığı ay yıldızlı bayrakla dünyanın dört bir yanındaki mazlumlar için de bir umut kaynağıdır.” 

    Bu akşam Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki programda yurt dışında Türk bayrağını gururla dalgalandıran kahraman askerlerle kucaklaşacaklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: 

    “Burada şu hususu özellikle vurgulamak arzusundayım; Türkiye, coğrafya olarak bir köprü, kültürel anlamda bir merkez, ekonomik açıdan bir geçiş bölgesidir. Böyle bir coğrafyada özgür, başı dik ve bağımsız bir şekilde yaşamak öyle bir babayiğidin veya her babayiğidin harcı değildir. En basit bir zafiyet göstergesi bile milletimizi çok büyük tehditlerle karşı karşıya bırakabilir. Eğer bugün Gabar’da bu teröristleri gömdüysek, Tendürek’te bu teröristleri gömdüysek, Bestler Deresi’nde bu teröristleri gömdüysek bundan sonra da aynı kararlılıkla, aynı imanla gömmeye devam edeceğiz. Anadolu’yu vatan yapmak kadar ebedi vatanımız olarak muhafaza etmek de zordur. Burası rehaveti kaldırmaz, burası zayıflığı kaldırmaz, burası tembelliği, ataleti, boşvermişliği kaldırmaz. Burası neme lazımcılığı asla ve asla kaldırmaz.” 

    NEREDE BİR SOYDAŞIMIZ VARSA MESELESİ BİZİM MESELEMİZDİR

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgedeki ve gönül coğrafyalarındaki hadiselere kulaklarını tıkarlarsa kendilerini kandırmış olacaklarını ifade ederek, şöyle konuştu: 

    “Adriyatik’ten Asya bozkırlarına nerede bir soydaşımız varsa meselesi bizim meselemizdir. Kafkasya’dan Afrika’ya nerede bir kardeşimiz varsa derdi bizim derdimizdir. İki devlet tek millet şiarıyla hareket ettiğimiz can Azerbaycan ile nasıl birsek, berabersek Türk cumhuriyetlerindeki tüm kardeşlerimizle kalplerimiz aynı atmaktadır. Ecdadın dört asır boyunca barış, huzur ve esenlik içinde yönettiği Kudüs’e biz sırtımızı nasıl dönebiliriz? Gazi Mustafa Kemal’in düşman postalı değdirmemek için mücadele ettiği Filistin topraklarına biz gözlerimizi nasıl kapatabiliriz? İsrail’in 11 aydır soykırım uyguladığı Filistinli kardeşlerimizin feryatlarına kulaklarımızı nasıl tıkarız? İstanbul’la Kudüs-ü Şerif’i kim ayırabilir? Gazze’yi Gaziantep’ten kim kopartabilir? Daha bir asır önce Çanakkale’de yan yana mücadele ettiğimiz, yan yana şehit olduğumuz kardeşlerimizle aramıza kim duvar örebilir?” 

    “Bize ne Filistin’den, Gazze’den? Kudüs’ten bize ne?” diyen kişinin, bu milletin tarihini bilmediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Soruyorum, Gazi niçin Bingazi’deydi? Bingazi’ye niye gitmişti? Niye orada mücadele etmişti? İşte hepsi bu vatan aşkıyla devam eden bir ruhun, bir heyecanın adımıydı. Her kim Türkiye’nin ufkunu 782 bin kilometrekareye hapsetmeye çalışıyorsa, gafil değilse bu toprakların yabancısıdır.” dedi. 

    ŞEHADET ŞERBETİNİ İÇMEKTE TEREDDÜT GÖSTERMEYECEĞİNİZİ ÇOK İYİ BİLİYORUM

    Gazi Mustafa Kemal’in ayak izinin olduğu topraklara bakmanın bile bugün verdikleri mücadelenin önemini anlamak için yeterli olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: 

    “Sevgili teğmenlerim, bizi sığ sulara hapsetmeye çalışanlara prim vermedik, vermeyeceğiz. Türkiye merkezli düşünecek ama vizyonumuzu tüm dünyayı içine alacak şekilde geniş tutacağız. Kahraman ordumuzun şerefli birer subayı olarak devletimize sadakatle hizmet ederken sizlerin de bu hassasiyetle hareket edeceğinize inanıyorum. Sizlerden millî ve manevi değerlerimize çok sıkı sahip çıkmanızı, Türk milletinin ve millî iradenin her zaman emrinde olmanızı bekliyorum. Muazzez ve mukaddes görevinizi yerine getirirken gerektiğinde şehadet şerbetini içmekte tereddüt göstermeyeceğinizi çok iyi biliyorum. Ne diyor şair? ‘Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda, canı cananı bütün varımı alsın da hüda, etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.’ Sizlere güveniyorum. Rabbim yolunuzu, bahtınızı açık etsin diyorum.” 

    Osman Yüksel Serdengeçti’nin “Bir kahraman bekliyoruz” şiirinden “Kal’a gibi dik başın bulutlarla yarışsın, dalga dalga saçların rüzgarlarla karışsın, adını nakşedelim eski kadim surlara, sesini haykıralım asırdan asırlara. Ufukları kaplasın bayraklarımız al al, göklere zaferlerimizi çizsin vahşi bir kartal, kahramanlar büyüsün masalda dev misali, eğilsin öpsün gökler, canım nazlı hilali. Selam dursun karşısında bütün şerefler, şanlar, namını tebcil etsin yıldızlar, kehkeşanlar.” mısralarını okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye Cumhurbaşkanı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanı olarak her birinizi kalpten tebrik ediyor, tek tek alınlarınızdan öpüyor, yeni görev yerlerinizde Mevla’dan başarılar diliyorum. Birincilikle mezun olan teğmenlerimizi ayrıca kutluyorum.” dedi. 

    Bugün açılışını yaptıkları yaklaşık 1500 kişi kapasiteli yeni caminin Kara Harp Okuluna hayırlı olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın da Hava Harp Okulu Camisini hizmete vereceklerini bildirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milli Savunma Üniversitesindeki diğer okul yerleşkelerimizde 7 camimizin yapımı sürüyor. Bunları da inşallah 2025 baharında bitirmeyi planlıyoruz. Camilerimizin okullarımıza kazandırılmasında emeği geçenleri tebrik ediyorum. Kılıcınız keskin, basiretiniz kavi, yolunuz açık olsun diyorum.” ifadelerini kullandı.