Yazar: Haber Merkezi

  • Sosyal Medya Artık Güvende: Tehditler Ortadan Kaldırılıyor

    Sosyal Medya Artık Güvende: Tehditler Ortadan Kaldırılıyor

    Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 17. Uluslararası Bilgi Güvenliği ve Kriptoloji Konferansı’nda konuştu. Bakan Uraloğlu, bilginin her şeyden değerli ve tarihin her döneminde bir hazine gibi saklandığını belirterek “Bilgi dijitalleşti ve internet ağlarıyla artık herkesin ulaşabileceği bir hale geldi. Bu noktada, siber güvenlik ve kriptoloji adında iki güçlü savunma konsepti ortaya çıktı. Siber güvenlik kavramını bilgiyi dış dünyanın tehditlerinden koruyan bir sur gibi düşünebiliriz. Kriptolojiyi ise bu surun en sağlam kalesi olarak görüyoruz. Karmaşık şifreleme yöntemleriyle donatılmış bu kale, bilginin sadece yetkili kişiler tarafından okunmasını sağlıyor. Tıpkı bir labirent gibi kriptoloji, izinsiz girişleri engeller ve bilginin gizliliğini korur. Özetle bilginin okyanusunda yolculuk ederken, siber güvenlik ve kriptoloji, bizi fırtınalardan koruyan güvenli bir liman gibidir.” dedi.

    “NESNELERİN İNTERNETİ OLARAK ADLANDIRILAN YENİ BİR YAŞAM BİÇİMİMİZ VAR”

    Son yıllarda internet kaynaklı veri ihlallerinin artmasıyla birlikte bilgi güvenliği yönetiminin öneminin arttığını ve herkes için kritik bir öncelik haline geldiğinin altını çizen Bakan Uraloğlu, “Artık hayatımızın her alanına nüfuz eden internete bağlı cihazların oluşturduğu nesnelerin interneti olarak adlandırılan yeni bir yaşam biçimimiz var. Bu yeni yaşam biçimi ile birlikte bir yandan klasik çalışma, düşünme, eğlenme yöntemleri değişirken diğer yandan yaşam yeni şekilleriyle elektronik ortama taşınmaya devam ediyor. Artık faturalarımızı internetten ödüyor, e-ticaret siteleri üzerinden alışveriş yapıyoruz. İnternet bankacılığı ile para transferleri gerçekleştiriyoruz. Düşünüldüğünde tüm bu gelişmeler, emek, kaynak ve zaman tasarrufu başta olmak üzere pek çok faydalar sağlıyor. Her türlü bilginin elektronik ortama taşınması ve kritik altyapılarda da yoğun olarak internet uygulamalarının kullanılması güvenlik ihlallerini de beraberinde getirdi.” diye konuştu.

    Siber saldırıların sadece bir teknoloji sorunu olmaktan çıktığını, ekonomik ve sosyal hayatın her alanını etkileyen ciddi bir tehdit haline geldiğini vurgulayan Bakan Uraloğlu, “Gelişen tehditler karşısında bu alanlardaki çalışmaların önemi giderek artmakta ve bu tehditlere karşı yenilikçi güvenlik önlemlerinin geliştirilmesi gerekmektedir. Bu noktada konferansımızın ana temasını oluşturan siber dayanıklılık ve olgunluk kavramları da bu tehditlere karşı koymada her kurum ve işletmenin öncelikli hedeflerinden biri olmuştur. Siber dayanıklılık, siber saldırılara karşı direnç gösterme, saldırıların etkilerini en aza indirme ve normal işleyişine hızla dönme yeteneğini ifade ederken siber olgunluk ise bir organizasyonun siber güvenlik yönetimi süreçlerindeki başarısını ifade etmektedir. Siber dayanıklılık ve olgunluk, sadece teknoloji odaklı bir yaklaşımla sağlanamaz. Bu kavramlar, organizasyonun tüm yapısına entegre edilmeli ve çalışanların siber güvenlik farkındalığının artırılmasıyla desteklenmelidir” ifadelerini kullandı.

    BİR HAFTADA 402 BİN 979 ZARARLI İNTERNET ADRESİNE ERİŞİM ENGELLENDİ

    USOM tarafından geliştirilen yapay zekâ teknolojisi ile toplam 61 bin 293 adet alan adının vatandaşları dolandırmaya yönelik oltalama olarak kullanıldığını tespit ettiklerini ve gerekli önlemleri aldıklarını belirten Bakan Uraloğlu, “Toplam 402 bin 979 adet zararlı internet adresine son bir haftada 165 milyon erişim engellendi. Yine, son bir haftada 2 bin 348 adet yani ağ saldırısı USOM’a raporlanmış ve gerekli tedbirler alınmıştır. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği tarafından hazırlanan Küresel Siber Güvenlik Endeksi’ne göre ülkemiz Avrupa’da 6., dünya genelinde ise 11. sıradadır” ifadelerini kullandı.

  • Fatsa’da Örnek Öğretmen: 25 Yıldır Engelli Vatandaşların Yardımına Koşuyor

    Fatsa’da Örnek Öğretmen: 25 Yıldır Engelli Vatandaşların Yardımına Koşuyor

    Ordu’nun Fatsa ilçesindeki Gazi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Elektrik Elektronik Bölümü öğretmeni olarak görev yapan Murat Dutkan, yalnızca öğretmenlik mesleğiyle değil, aynı zamanda toplum için gerçekleştirdiği gönüllü çalışmalarıyla da takdir topluyor. Yaklaşık 25 yıldır engelli vatandaşlara büyük bir özveriyle yardım eden Murat Öğretmen, akülü engelli araçlarını ücretsiz onararak bu alandaki ihtiyaca önemli bir destek sağlıyor.

    Murat Dutkan’ın bu yardımseverliği, Ordu halkı tarafından büyük bir saygı ve minnetle karşılanıyor. Öyle ki, Ordu’da yaşayan vatandaşlar ona “Yetiş Murat” lakabını vermiş durumda. Bu isim, onun hızlıca yardıma koşan, hiçbir karşılık beklemeksizin engelli vatandaşların yaşamını kolaylaştırmaya çalışan karakterini yansıtıyor. Murat Öğretmen, bu gönüllü çalışmaları sayesinde birçok insanın hayatına dokunmayı başarmış ve toplumda engellilere yönelik farkındalığı artırmış bir isim olarak öne çıkıyor.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın resmi internet sitesinde yer alan haberde de belirtildiği üzere, Murat Öğretmen, engelli vatandaşlardan gelen yardım taleplerine hiçbir zaman kayıtsız kalmıyor. Özellikle akülü araçları arızalanan ve bu nedenle hareket kabiliyeti sınırlanan vatandaşlar, Murat Dutkan ile iletişime geçerek destek talep ediyor. Dutkan, bu çağrılara büyük bir titizlikle yanıt vererek, arızalı araçları onarmak için gerekli her türlü çabayı gösteriyor. Hem işin teknik kısmını hem de malzeme ihtiyaçlarını kendisi karşılayan öğretmen, bu hizmeti tamamen ücretsiz olarak sunuyor.

    Murat Dutkan’ın yaptığı bu gönüllü çalışmalar, yalnızca engelli vatandaşlar için değil, aynı zamanda toplumun her kesimi için büyük bir anlam taşıyor. Engelli bireylerin günlük yaşamlarını kolaylaştıran akülü araçlar, Murat Öğretmen’in çabaları sayesinde tekrar kullanıma kazandırılıyor. Böylece, insanların bağımsız bir şekilde hareket edebilmelerine, sosyal hayata katılabilmelerine olanak sağlanıyor. Dutkan’ın yaptığı iş, sadece bir teknik yardım değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın ve yardımlaşmanın somut bir örneği olarak öne çıkıyor.

    Murat Öğretmen, bu çalışmalarını sadece mesleğinin bir parçası olarak görmüyor. Kendisinin de ifade ettiği gibi, bu gönüllü çalışmalar ona büyük bir mutluluk ve manevi tatmin sağlıyor. Engelli bireylerin hayatlarına dokunmak, onların karşılaştığı zorlukları bir nebze olsun hafifletmek, Murat Öğretmen’in en büyük motivasyon kaynağı. Yaptığı bu işlerin kendisine büyük bir manevi güç verdiğini dile getiren Murat Dutkan, engelli vatandaşlardan gelen olumlu geri dönüşlerin kendisi için en büyük ödül olduğunu belirtiyor.

    Yaptığı çalışmalarıyla adeta bir yerel kahramana dönüşen Murat Öğretmen, gelecekte de bu çabasını sürdüreceğini ifade ediyor. Engelli bireylerin yaşam kalitesini artırmak ve onların hayata daha sıkı tutunmalarını sağlamak için elinden gelen her şeyi yapmaya devam edeceğini belirten Dutkan, toplumun yardımlaşma ve dayanışma içinde olmasının önemine dikkat çekiyor.

    Murat Dutkan’ın bu özverili çalışmaları, engelli bireyler için umut kaynağı olmaya devam ederken, aynı zamanda topluma örnek teşkil eden bir davranış biçimini de gözler önüne seriyor. Teknolojik bilgi ve becerilerini, ihtiyacı olan insanlar için seferber eden bu öğretmen, hem eğitim dünyasında hem de toplumsal hayatta önemli bir rol üstleniyor. Onun bu anlamlı çabası, toplumun her kesiminden büyük bir takdir ve teşekkür ile karşılanıyor. Engelli bireyler için büyük bir fark yaratan Murat Öğretmen, yalnızca Fatsa’da değil, tüm Ordu’da ve hatta ülke genelinde yardımlaşmanın sembolü haline gelmiş durumda.

  • Fahrettin Altun: “Depremle İlgili Medya Sorumlu Yayıncılık Yapmalı”

    Fahrettin Altun: “Depremle İlgili Medya Sorumlu Yayıncılık Yapmalı”

    İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Malatya’nın Kale ilçesinde meydana gelen ve çevre illerde de hissedilen deprem sonrası önemli bir mesaj yayımladı. Sosyal medya hesabı üzerinden vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileten Altun, deprem sonrası süreçte dikkat edilmesi gereken önemli noktalara değindi. Altun, hem vatandaşları bilgilendirmek hem de medya kuruluşlarına çağrıda bulunmak amacıyla yaptığı açıklamada, depremin ardından herhangi bir olumsuz durum tespit edilmediğini belirtti ve resmi birimlerin çalışmalarını titizlikle sürdürdüğünü vurguladı.

    Fahrettin Altun, paylaşımında, “Şu ana kadar deprem sebepli herhangi bir olumsuzluk tespit edilmemiş olup, ilgili birimlerimizin her biri kendi alanlarında tarama faaliyetlerini sürdürmektedir” ifadelerine yer verdi. Deprem anından itibaren tüm kamu kuruluşları, özellikle AFAD başta olmak üzere ilgili birimlerin, sahada hızlıca çalışmalarına başladığını ve deprem bölgesinde kapsamlı bir inceleme yürütüldüğünü belirtti. Altun, bu süreçte toplumu yanlış yönlendirebilecek dezenformasyonlara ve sansasyonel haberlere karşı dikkatli olunması gerektiğinin altını çizdi.

    Medya kuruluşlarına yönelik yaptığı çağrıda ise Altun, sorumlu yayıncılık ilkelerine vurgu yaparak, sansasyon ve dezenformasyonun özellikle bu tür afet anlarında toplumda gereksiz bir panik yaratabileceğini belirtti. Altun, “Depremle ilgili medya kuruluşlarımızın sansasyon ve dezenformasyondan uzak, sorumlu yayıncılık bilinciyle hareket etmelerini bekliyoruz” dedi. Afet anlarında doğru bilgilendirmenin ne kadar hayati olduğunu dile getiren Altun, toplumsal güvenliğin korunması ve yanlış bilgilerin yayılmasının önüne geçilmesi gerektiğini ifade etti.

    Deprem gibi hassas konuların ele alınışında medyanın oynadığı rolün önemine dikkat çeken İletişim Başkanı, özellikle sosyal medyada hızla yayılan yanıltıcı bilgilerin önüne geçilmesi gerektiğini belirtti. Bu tür yanlış bilgilerin, hem afetzedelere hem de yardım ekiplerine olumsuz etkiler yapabileceğini ifade eden Altun, devlet kurumları tarafından sağlanan bilgilerin dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Resmi kaynaklardan gelen bilgiler doğrultusunda halkın doğru bilgilendirilmesinin önemini bir kez daha hatırlattı.

    Altun’un çağrısı, özellikle medya ve sosyal medya kullanıcıları için sorumlu davranmanın gerekliliğine dikkat çekiyor. Deprem gibi doğal afetlerde yanlış bilgi ve dezenformasyonun yayılmasının önlenmesi, toplumda gereksiz endişe ve paniğin oluşmasını engellemek adına büyük bir önem taşıyor. Bu süreçte medya kuruluşlarının, sadece resmi açıklamaları takip ederek ve sorumlu bir yayıncılık anlayışıyla hareket etmeleri, toplumsal huzurun korunmasına da katkıda bulunuyor.

    Malatya’nın Kale ilçesinde gerçekleşen deprem sonrası bölgede yaşayan vatandaşlar için devlet kurumları hızla harekete geçti ve sahada yapılan incelemeler sonucu şu ana kadar herhangi bir olumsuz durumun tespit edilmediği bildirildi. Altun’un çağrısı doğrultusunda, toplumun bilgilendirilmesinde medya kuruluşlarının ve sosyal medya kullanıcılarının oynadığı rol büyük önem taşıyor. Bu tür durumlarda halkın bilinçlendirilmesi ve güvenilir kaynaklardan gelen bilgilere itibar edilmesi, hem devletin hem de toplumun ortak sorumluluğu olarak öne çıkıyor.

    Deprem sonrası çalışmaların kesintisiz bir şekilde sürdüğünü belirten Altun, tüm birimlerin titizlikle görevlerini yerine getirdiğini ve vatandaşların güvenliği için gereken her türlü önlemin alındığını söyledi. Ayrıca, depremle ilgili her türlü gelişmenin kamuoyuyla paylaşılacağını ve resmi açıklamaların takip edilmesi gerektiğini ifade etti.

    İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un çağrısı, depremin ardından ortaya çıkabilecek potansiyel bilgi kirliliğini önlemek ve toplumda huzurun korunmasını sağlamak amacıyla büyük bir sorumluluk taşıyor. Medya kuruluşları ve sosyal medya kullanıcılarının bu tür afet anlarında daha dikkatli ve özenli davranmaları, toplumun sağlıklı bir şekilde bilgilendirilmesine katkı sağlayacak.

  • Türkiye İlaç Sektörü Raporu Kamuoyuyla Paylaşıldı

    Türkiye İlaç Sektörü Raporu Kamuoyuyla Paylaşıldı

    AIFD ve EFPIA sponsorluğunda IQVIA tarafından hazırlanan “Türkiye İlaç Sektörü Raporu 2024” kamuoyuyla paylaşıldı. Raporda, küresel ilaç pazarının büyüklüğünden sağlık harcamalarına, geri ödeme süreçlerinden, ilaç değer zincirinin önemli bileşenleri olan üretim, dış ticaret, yatırım ve Ar-Ge faaliyetlerine kadar derinlemesine güncel analizler bulunuyor.

    Türk ilaç sektörünün doğru anlaşılmasının, ekosistemin geliştirilmesi açısından çok kıymetli olduğunu söyleyen AIFD Ekonomik Politikalar Direktörü Serah Kekeç raporla ilgili şu ifadeleri kullandı:

    “Türkiye İlaç Sektörü Raporu 2024, hem Türkiye hem de dünya ilaç sektörüne ait araştırmaları, analizleri, benzer ülkelerle kıyaslamaları ve çıkarımları bağımsız bir şekilde ortaya koyuyor. Bu yönüyle geliştirilmesi gereken alanları göstermesinin yanı sıra sektörümüzü ileriye taşıyacak bir rehber olma özelliğini taşıyor. Her yıl düzenli olarak paylaşılan objektif verilerin yardımı ile ihtiyaçların analiz edilmesi mümkün oluyor. Türkiye İlaç Sektörü Raporu’nun, ülkemizin sağlık ekosistemi için değer üreten tüm paydaşlar için bir başucu kaynağı olarak kabul görmesi bizleri memnun ediyor. AIFD olarak, ülkemizde sağlık sorunlarına etkin çözümler bulunmasına katkı sağlamak amacıyla yaptığımız çalışmalardan biri olan raporumuz bir anlamda sektörümüzün nabzını tutuyor. Türkiye’de yenilikçi ilaç ve tedavilere zamanında ve sürdürülebilir erişimi sağlayarak, dinamik bir ilaç sektörü oluşumuna öncülük etmek ve ülkemizin tıbbi/ilaç Ar-Ge alanındaki küresel rekabet gücünü artırmak vizyonumuz paralelinde çalışmalarımıza devam edeceğiz”

  • İsanbul’da ‘Kadın Futbol Turnuvası’ Başlıyor

    İsanbul’da ‘Kadın Futbol Turnuvası’ Başlıyor

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından düzenlenen Kadın Futbol Turnuvası, 17 Ekim tarihinde Florya Sosyal Tesisleri’nde başlıyor. “Takımını kur, turnuvada yerini al” mottosuyla duyurulan etkinlik, kadın futboluna ilgiyi artırmayı ve katılımcılar arasında sportif bir rekabeti teşvik etmeyi hedefliyor. Turnuvanın ilk karşılaşmaları kura çekimiyle belirlenen takımlar arasında oynanacak ve tek maç usulü eleme yöntemi ile gerçekleştirilecek.

    İBB Kadın Futbol Turnuvası, 6 oyuncu ve 1 kaleciden oluşan 7 kişilik takımlar ya da 5 oyuncu ve 1 kaleciden oluşan 6 kişilik takımlarla oynanacak. Her takımda en az iki yedek oyuncu bulunacak ve turnuvaya 18-50 yaş aralığındaki kadınlar katılabilecek. Bu geniş yaş aralığı, farklı deneyim seviyelerindeki kadın futbolseverleri sahada buluşturmayı amaçlıyor. Maçlar, İBB Florya Sosyal Tesisleri’nde düzenlenecek ve katılımcılara keyifli bir spor deneyimi sunulacak.

    Kadın Futbolunda Sportif Rekabet ve Eğlence Bir Arada

    Turnuva, tek maç usulü eleme yöntemiyle gerçekleştirilecek olup, her maç 30 dakikalık iki devreden oluşacak ve toplamda bir saat sürecek. Devreler arasında 15 dakikalık bir mola verilecek. Bu format, hızlı ve dinamik bir oyun temposu sağlamayı hedefliyor. Katılımcılar, hem eğlenceli vakit geçirmek hem de futbol becerilerini sergilemek için sahaya çıkacak.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bu organizasyonu, kadınların spora katılımını teşvik etme ve kadın futboluna olan ilgiyi artırma amacı taşıyor. Florya Sosyal Tesisleri’nde yapılacak bu etkinlik, hem katılımcılar hem de izleyiciler için heyecan verici bir atmosfer sunacak. İBB, tüm İstanbulluları turnuva maçlarını izlemek ve kadın futbolunun coşkusunu paylaşmak üzere etkinliğe davet ediyor. Kadın Futbol Turnuvası, kadınların spor sahasında daha fazla yer almasına yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

  • Prof. Dr. Naci Görür: Endişe Yok!

    Prof. Dr. Naci Görür: Endişe Yok!

    Malatya’nın Kale ilçesinde yaşanan 5,9 büyüklüğündeki depremin ardından ünlü yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile kamuoyunu bilgilendirdi. Prof. Görür, depremin Doğu Anadolu Fay Zonu üzerinde gerçekleştiğini belirterek, “Biliyorsunuz 2020 yılında Elazığ depremi nedeniyle bu fay büyük ölçüde kırılmıştı. Muhtemelen bugün yaşanan deprem, 6 Şubat 2023 depremlerinin bu faya enerji transferinin bir sonucudur. Endişe yok” ifadelerini kullandı.

    Doğu Anadolu Fay Zonu Üzerinde Enerji Transferi

    Prof. Dr. Naci Görür, Akuşağı-Kale/Malatya’da meydana gelen depremin Doğu Anadolu Fay Hattı’nda daha önce kırılmış olan segmentlerle ilişkili olduğunu ve 2023’te yaşanan büyük depremlerle bu bölgeye enerji transferi gerçekleşmiş olabileceğini ifade etti. Görür, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, deprem sonrası panik yapılmasına gerek olmadığını belirterek, vatandaşları sakin olmaya çağırdı.

    Yer bilimci, Doğu Anadolu Fay Hattı üzerindeki depremlerin, bölgedeki yer hareketliliği açısından önemli bir rol oynadığını ve bu tür sarsıntıların fay hatları üzerindeki gerilimi dengelediğini belirtti. “Deprem sonrası enerjinin aktarımı ve bu tür sarsıntılar, fay hattının doğal dinamiğinin bir parçasıdır” diyen Görür, bu durumu fay zonundaki genel hareketlilik bağlamında değerlendirdi.

    Malatya’da meydana gelen bu son deprem, bölgedeki vatandaşlar arasında kısa süreli bir paniğe neden olsa da yetkililerden gelen açıklamalar, halkın sakinleşmesine yardımcı oldu. Uzmanların açıklamalarına göre, bu tür depremler bölgede mevcut olan fay hatları üzerindeki enerjinin boşaltılması ve yer hareketliliğinin dengelemesi açısından beklenebilir nitelikte. Vatandaşların yetkililerin uyarılarını takip etmesi ve herhangi bir acil durum karşısında hazırlıklı olması önem taşıyor.

  • Malatya’da 5.9 Büyüklüğünde Deprem: Çevre İller de Sarsıldı

    Malatya’da 5.9 Büyüklüğünde Deprem: Çevre İller de Sarsıldı

    Malatya’nın Kale ilçesinde 5.9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Sarsıntı, Diyarbakır, Elazığ ve birçok çevre bölgede de hissedildi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), depremin merkez üssünün Kale ilçesi olduğunu ve derinliğinin 10.07 kilometre olarak ölçüldüğünü duyurdu. Kandilli Rasathanesi ise depremin büyüklüğünü 6.0 olarak açıkladı.

    Depremin ardından vatandaşlar ev ve iş yerlerinden sokaklara çıktı. AFAD ve ilgili kurumlar tarafından bölgede hasar tespit çalışmalarına başlandığı bildirildi. Depremin, 6 Şubat’ta yaşanan ve büyük yıkıma neden olan depremlerle aynı fay hattında, Doğu Anadolu Fay Hattı üzerinde gerçekleştiği belirtildi.

    Yetkililerden İlk Açıklamalar ve Önlemler

    Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, yaptığı ilk açıklamada kriz merkezinde bulunduklarını ve henüz can veya mal kaybına ilişkin bir ihbar almadıklarını belirtti. Başkan Er, “Panik var ama herhangi bir olumsuz haber gelmedi. Şu anda araştırmalar devam ediyor” dedi.

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Malatya’nın Kale ilçesinde meydana gelen deprem sonrası AFAD ve ilgili kurumların ekipleri saha taramalarına başlamış durumda. Çevre illerden de hissedilen depremle ilgili gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Depremden etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum” ifadelerini kullandı. Ayrıca, Malatya’da eğitime bir gün ara verildiği duyuruldu.

    Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu ve Tunceli Valisi Bülent Tekbıyıkoğlu da illerinde şu an için herhangi bir olumsuz durum yaşanmadığını belirtti. Bölgedeki yetkililer, vatandaşlardan yetkililerin yönlendirmelerine dikkat etmelerini ve hasarlı binalardan uzak durmalarını istedi.

    Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Malatya Fayı üzerindeki çalışmalara değinerek, bu fayın 3 bin yıldır kırılmadığını ve kırılması durumunda ciddi büyüklükte depremler üretebileceğini ifade etti. Prof. Sözbilir, “Malatya Fayı, 200 kilometre uzunluğunda ve üç segmentten oluşan önemli bir fay. Bu segmentlerden her biri kendi başlarına kırıldığında 7.2 büyüklüğünde depremler oluşturabilir” şeklinde konuştu. Bu açıklamalar, bölgedeki deprem riskinin ciddiyetini bir kez daha ortaya koyuyor.

  • Aşırı Büyüme Hormonu Tehlikesi: Akromegali ve Gigantizme Dikkat!

    Aşırı Büyüme Hormonu Tehlikesi: Akromegali ve Gigantizme Dikkat!

    Aşırı büyüme hormonu, vücudun normalden fazla büyüme hormonu (GH) üretmesi durumudur. Bu hormon, beyin tabanında yer alan hipofiz bezinden salgılanır ve vücudun büyüme, metabolizma, kas ve kemik gelişimi gibi önemli işlevlerini düzenler. Ancak, normal sınırların üzerinde büyüme hormonu üretildiğinde çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir. Tıp literatüründe bu durum genellikle akromegali ya da çocuklarda gigantizm olarak adlandırılır.

    Büyüme Hormonu Neden Aşırı Üretilir?

    Büyüme hormonunun aşırı üretimi genellikle hipofiz bezinde meydana gelen bir tümör (hipofiz adenomu) nedeniyle gerçekleşir. Bu tümör, bezin fazla miktarda büyüme hormonu salgılamasına neden olur. Çoğunlukla bu tümörler iyi huylu olmasına rağmen, büyüme hormonu seviyelerindeki artış ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

    Diğer nedenler şunlar olabilir:

    • Hipotalamusta büyüme hormonu salgılatıcı faktör (GHRH) üretiminin artışı
    • Vücuttaki hormon dengesizlikleri
    • Genetik bozukluklar

    Aşırı Büyüme Hormonunun Belirtileri Nelerdir?

    Aşırı büyüme hormonu üretimi, kişinin yaşına bağlı olarak farklı belirtiler gösterir. Çocuklarda ve ergenlerde büyüme plakları henüz kapanmadığı için bu durum gigantizme yol açar. Bu çocuklar, anormal derecede uzun boylu ve iri olabilirler. Yetişkinlerde ise büyüme plakları kapandığı için aşırı hormon üretimi kemiklerin genişlemesine ve akromegali adı verilen duruma yol açar.

    Belirtiler şunları içerebilir:

    • El ve ayaklarda genişleme ve büyüme
    • Yüz hatlarında belirginleşme (çene, alın ve burun büyümesi)
    • Dil ve iç organların büyümesi
    • Eklemlerde ağrı ve hareket kısıtlılığı
    • Ciltte kalınlaşma ve yağlanma
    • Baş ağrısı ve görme bozuklukları
    • Yüksek kan şekeri, diyabet ve yüksek tansiyon

    Akromegali ve Gigantizm: İki Farklı Durum

    Gigantizm: Çocuklarda aşırı büyüme hormonunun neden olduğu durumdur. Bu çocuklar, boylarının hızlıca uzadığı ve kemiklerinin anormal şekilde büyüdüğü görülür. Gigantizm, büyüme plakları kapanmadan önce ortaya çıkar ve tedavi edilmediği takdirde ileri yaşlarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

    Akromegali: Yetişkinlerde görülen bir durumdur ve kemiklerin genişlemesi, yüz hatlarının kalınlaşması gibi belirtilerle kendini gösterir. Akromegali genellikle yavaş ilerler ve belirtiler yıllar içinde kademeli olarak ortaya çıkar. Bu yüzden erken teşhis edilmesi zor olabilir.

    Aşırı büyüme hormonu üretiminin teşhisi, genellikle bir dizi kan testi ve görüntüleme teknikleri kullanılarak yapılır. Hipofiz bezindeki tümörlerin tespiti için MRI ve CT taramaları gibi görüntüleme yöntemleri kullanılır. Ayrıca kan testleriyle büyüme hormonunun ve IGF-1 (insülin benzeri büyüme faktörü-1) seviyeleri ölçülerek tanı konur.

    Tedavi seçenekleri

    • Cerrahi müdahale: Hipofiz bezinde bulunan tümörün çıkarılması, genellikle ilk tedavi seçeneğidir. Bu cerrahi müdahale, tümörün büyüklüğüne ve konumuna bağlı olarak başarı oranına sahiptir.
    • Radyoterapi: Tümörün tam olarak çıkarılamadığı durumlarda radyoterapi kullanılabilir.
    • İlaç tedavisi: Büyüme hormonu üretimini baskılayan ilaçlar, cerrahi müdahalenin mümkün olmadığı ya da yeterli olmadığı durumlarda tercih edilir. Somatostatin analogları, dopamin agonistleri ve büyüme hormonu reseptör blokerleri gibi ilaçlar bu süreçte kullanılır.

    Aşırı Büyüme Hormonunun Etkileri

    • Kalp ve damar hastalıkları: Kalbin büyümesi ve yüksek tansiyon, bu hormonun aşırı üretiminin yaygın sonuçlarından biridir.
    • Diyabet: Büyüme hormonu, insülin direncini artırabilir, bu da yüksek kan şekerine ve tip 2 diyabete yol açabilir.
    • Eklemlerde ve kemiklerde bozulmalar: Sürekli büyüme ve genişleme, eklem ve kemik yapısında bozulmalara neden olabilir.
    • Nefes alma zorlukları: Akromegalide, dilin ve diğer yumuşak dokuların büyümesi uyku apnesi gibi solunum sorunlarına neden olabilir.
    • Görme problemleri: Büyüme hormonu üreten tümörler, optik sinirlere baskı yaparak görme kaybına neden olabilir.

    Aşırı büyüme hormonu, nadir ancak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen bir durumdur. Hem çocuklarda hem de yetişkinlerde görülebilen bu sorun, zamanında teşhis ve tedavi edilmediğinde hayatı tehdit edici boyutlara ulaşabilir. Cerrahi müdahale, ilaç tedavisi ve radyoterapi gibi tedavi yöntemleriyle bu durumun kontrol altına alınması mümkündür. Ancak, bireylerin bu tür belirtiler yaşadıklarında erken teşhis için sağlık kontrollerine başvurmaları büyük önem taşır.

  • Altın Yatırımına Nasıl Başlanır? Hangi Altın Türleri Tercih Edilmeli?

    Altın Yatırımına Nasıl Başlanır? Hangi Altın Türleri Tercih Edilmeli?

    Altın yatırımı yapmaya karar verdiğinizde, öncelikle ne kadar bütçe ayırabileceğinizi belirlemeniz gerekiyor. Yatırım yaparken acele etmeyin; altın fiyatları dalgalanabilir, bu yüzden piyasa araştırması yapmalısınız. Hangi tür altın alacağınıza karar vermek de önemli bir aşama. İki ana seçenek bulunuyor: fiziki altın ve kağıt altın. Fiziki altın, altın sikke, külçe veya ziynet eşyası şeklinde olabilir. Kağıt altın ise borsa üzerinden alım satım yapılan yatırım araçlarıdır.

    Fiziki altın, birçok yatırımcı için cazip bir seçenek. Özellikle külçe altın, düşük işçilik maliyetleri nedeniyle tercih ediliyor. Ancak burada dikkat etmeniz gereken noktalar var. Alım satım işlemlerinde güvenilir bir kuyumcu ile çalışmak, altınınızın değerini korumasına yardımcı olur. Ayrıca, fiziksel altın saklama maliyetlerini de göz önünde bulundurmalısınız.

    Kağıt altın ise daha likit bir yatırım aracı. Borsa üzerinden kolayca alım satım yapabilmeniz, nakit ihtiyaçlarınızı hızlıca karşılamanızı sağlar. Ancak, borsa hareketlerine duyarlı olduğu için dikkatli olmalısınız. Ayrıca, kağıt altın alımında işlem komisyonlarını da hesaba katmayı unutmayın.

    Altın yatırımı yapmak istiyorsanız, bütçenizi belirlemekle başlayın. Hangi tür altını alacağınıza karar verirken, piyasa koşullarını ve kendi ihtiyaçlarınızı göz önünde bulundurmayı ihmal etmeyin. Unutmayın, altın her zaman güvenli bir liman olabilir, ama doğru bilgi ve strateji ile yatırım yapmak en önemlisidir.

    Altın Yatırımına Nasıl Başlanır Hangi Altın Türleri Tercih Edilmeli1

    Altın Yatırımının Temelleri: Nereden Başlamalı?

    Piyasa Araştırması Yapın: Altın alım satımı yapmadan önce piyasa koşullarını anlamak önemlidir. Altın fiyatları, arz ve talep dengesine bağlı olarak değişir. Güncel ekonomik verileri takip etmek, fiyatların ne yönde hareket edeceğine dair fikir sahibi olmanıza yardımcı olabilir.

    Yatırım Amacınızı Belirleyin: Altın alırken amacınızı netleştirin. Kısa vadeli kazanç mı yoksa uzun vadeli birikim mi hedefliyorsunuz? Kısa vadeli spekülasyon yapmayı düşünüyorsanız, piyasa trendlerini iyi analiz etmelisiniz. Uzun vadeli yatırımcılar için ise, altının geçmiş performansı ve potansiyeli önemli bir göstergedir.

    Farklı Yatırım Araçlarını Değerlendirin: Altın yatırımı yapmanın birçok yolu var. Fiziksel altın (sarayda, çantada taşıyabileceğiniz altın külçeleri veya ziynet eşyaları), altın madenciliği hisseleri veya altın ETF’leri gibi çeşitli seçenekler bulunuyor. Hangi tür yatırım aracının sizin için en uygun olduğunu düşünün. Her birinin riskleri ve avantajları farklıdır.

    Risk Yönetimi: Altın yatırımı yaparken riskleri de göz önünde bulundurmalısınız. Piyasa dalgalanmaları nedeniyle değer kaybı yaşayabileceğinizi unutmayın. Yatırımınızı çeşitlendirmek, riskleri minimize etmenin etkili bir yoludur. Altın, portföyünüzü dengelemek için harika bir araç olabilir.

    Altın yatırımı, dikkatli bir planlama ve bilgi gerektirir. Bu temelleri göz önünde bulundurarak, altın pazarında daha bilinçli bir şekilde hareket edebilirsiniz.

    Altın Türleri: Hangi Yatırım Araçları Sizi Bekliyor?

    Altın Yatırımına Nasıl Başlanır

    Fiziksel Altın: İlk akla gelen altın türüdür. Külçe altın veya altın sikkeler şeklinde bulunur. Fiziksel altın, genellikle en çok güven duyulan yatırım aracıdır çünkü ellerinizde tutabiliyor ve istediğiniz zaman nakde çevirebiliyorsunuz. Ancak, depolama ve güvenlik gibi bazı zorlukları da beraberinde getiriyor. Düşünsenize, bir külçe altın almak istiyorsanız, bu onu güvenli bir yerde saklamanızı gerektiriyor.

    Altın Takılar: Bir başka popüler altın türü de takılardır. Altın takılar, hem estetik hem de yatırım açısından cazip olabilir. Ancak, takı alırken dikkat etmeniz gereken bazı noktalar var. Takının işçiliği, markası ve tasarımı, değerini etkileyen faktörlerdir. Yani, sıradan bir bilezikle, ünlü bir tasarımcının eserini karşılaştırmak pek de adil olmayacaktır.

    Altın ETF’leri: Eğer fiziksel altınla uğraşmak istemiyorsanız, altın borsa yatırım fonları (ETF) sizin için ideal olabilir. Bu fonlar, piyasalarda işlem gören altın varlıklarını temsil eder ve yatırımcıların altına kolayca erişmesini sağlar. Düşünsenize, hiç altın almanıza gerek kalmadan, onun değerinden faydalanabiliyorsunuz.

    Altın Madenciliği Hisseleri: Altın madenciliği şirketlerine yatırım yapmak da bir seçenek. Bu şirketlerin hisse senetleri, altın fiyatlarıyla doğrudan ilişkilidir. Yani, altın fiyatları arttıkça, bu hisselerin değeri de yükselebilir.

    Yatırım yaparken, hangi tür altını seçeceğinizi belirlemek için risk toleransınızı ve hedeflerinizi göz önünde bulundurmalısınız. Unutmayın, altın çeşitliliğiyle sizi her zaman şaşırtabilir!

    Yatırımcılar İçin Altın Rehberi: Hangi Altın Seçeneği Avantajlı?

    Fiziki Altın: Gerçek altın almak, birçok yatırımcı için ilk tercih. Bu, güvenli bir liman arayanlar için oldukça cazip. Ancak, fiziki altın almanın saklama, sigorta ve güvenlik gibi ek masrafları olduğunu unutmamak önemli. Ayrıca, alım satım yaparken işlem ücretleri de karşınıza çıkabiliyor. Ama ya bunu bir yatırım aracı olarak görüyorsanız? Fiziki altın, kriz dönemlerinde değerini koruma konusunda güçlü bir seçenek.

    Altın Fonları: Eğer fiziki altınla uğraşmak istemiyorsanız, altın fonları iyi bir alternatif. Bu fonlar, altın madenciliği yapan şirketlerin hisselerine yatırım yapar. Bu sayede, altın fiyatlarındaki artıştan yararlanabilirsiniz. Ancak, borsa dalgalanmaları bu fonları etkileyebilir, bu yüzden dikkatli olmalısınız. Altın fonları, genellikle daha likit ve yönetimi daha kolaydır.

    Borsa Yatırım Fonları (ETF): Bir diğer popüler seçenek ise altın ETF’leridir. Bu fonlar, altının fiyatına dayalı olarak işlem görür. Hızlı ve kolay alım satım imkanı sunar, ayrıca genellikle düşük maliyetlidir. Ancak, ETF’lerin piyasa dalgalanmalarından etkilenebileceğini unutmamakta fayda var.

    Hangi altın seçeneğinin avantajlı olduğuna karar verirken, kişisel hedeflerinizi, risk toleransınızı ve yatırım sürenizi dikkate almalısınız. Her yatırımcının ihtiyaçları farklıdır, bu yüzden kendi stratejinizi oluşturmak en iyisi.

    Altın Yatırımı: Riskler ve Fırsatlar!

    Altın yatırımı, birçok insan için güvenli bir liman gibidir. Ekonomik belirsizlikler, enflasyon ve döviz dalgalanmaları gibi durumlar söz konusu olduğunda, altın birçok yatırımcı için cazip bir seçenek haline gelir. Ancak, bu değerli metalin ardındaki riskleri de göz ardı etmemek gerekir. Peki, altın yatırımı yaparken nelere dikkat etmek lazım?

    Fırsatlar: Altın, tarihsel olarak değerini koruma eğilimindedir. Özellikle ekonomik kriz dönemlerinde, insanlar altına yönelir. Bu durumda, altın fiyatları artış gösterir. Düşünün ki, bir gemi fırtınada güvenli bir sahile sığınmak için rotasını değiştiriyor. İşte yatırımcılar da belirsizlik dönemlerinde altına yönelerek güven arayışına giriyor. Ayrıca, fiziksel altın almanın yanı sıra, altın fonları veya borsa yatırım fonları (ETF) gibi alternatif yollar da mevcut. Bu, yatırımcılara daha esnek bir yaklaşım sunar.

    Riskler: Ancak, her fırsatın bir riski vardır. Altın fiyatları, piyasa koşullarına bağlı olarak dalgalanabilir. Örneğin, faiz oranlarının artması altın fiyatlarını baskılayabilir. Bunun yanı sıra, fiziksel altın almak, saklama ve güvenlik gibi ek masrafları da beraberinde getirir. Düşünsenize, evde sakladığınız bir altın parası, hırsızlık gibi durumlarla karşılaşabilir. Ayrıca, altın yatırımı likit bir varlık değildir. İhtiyacınız olduğunda hemen nakde çeviremeyebilirsiniz.

    Altın yatırımı hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. Doğru bilgi ve strateji ile bu dengeyi sağlamak, karlı bir yatırım yapmanın anahtarıdır. Yatırım yaparken, kendi risk toleransınızı ve hedeflerinizi göz önünde bulundurmayı unutmayın!

    Fiziksel Altın mı, Dijital Altın mı? Hangisini Tercih Etmelisiniz?

    Altın, yüzyıllardır değerli bir yatırım aracı olarak biliniyor. Ancak günümüzde, fiziksel altın ve dijital altın arasında bir seçim yapmak zorunda kalabilirsiniz. Peki, hangisi sizin için daha uygun?

    Fiziksel altın, elinizde tuttuğunuz bir varlık olması açısından somut bir güvence sunar. Düşünün, bir külçe altını cebinize koyduğunuzda, gerçekten sahip olduğunuzu hissedersiniz. Kriz zamanlarında, bu somut değer insanlara huzur verir. Ayrıca, fiziksel altın herhangi bir teknolojiye bağımlı değildir; bu da onu siber saldırılara karşı korur. Ancak, saklama maliyetleri ve fiziksel güvenlik gibi faktörleri de unutmamak gerek.

    Dijital altın, yani kripto para birimleri gibi dijital varlıklar, hızlı ve pratik bir yatırım seçeneği sunar. Birkaç tıklama ile alım satım yapabilirsiniz. Düşünün, sabah kahvenizi içerken birden bire portföyünüzü büyütebilirsiniz! Ayrıca, dijital altınların çoğu, blockchain teknolojisi sayesinde güvenli bir şekilde saklanır. Ancak, fiyat dalgalanmaları ve siber riskler, bu tür yatırımları daha belirsiz hale getirebilir.

    Bu noktada, karar sizin yaşam tarzınıza ve yatırım hedeflerinize bağlı. Eğer güven arıyorsanız, fiziksel altın iyi bir seçim olabilir. Ama eğer hızlı hareket etmeyi seviyorsanız, dijital altın sizi daha çok heyecanlandırabilir. Her iki tür de farklı avantajlar sunuyor; önemli olan hangisinin sizin için daha değerli olduğuna karar vermek. Bu seçimde, kendi risk toleransınızı ve yatırım stratejinizi göz önünde bulundurmalısınız.

    Küçük Yatırımcılar İçin Altın: İlk Adımlarınızı Atın!

    Altın, nadirliği ve estetik çekiciliği nedeniyle yüzyıllardır para birimi olarak kullanılıyor. Bugün bile, ekonomik belirsizlik dönemlerinde insanlar altına yöneliyor. Ekonomik dalgalanmalar, enflasyon ve jeopolitik krizler, altının değerini artıran faktörler arasında yer alıyor. Yani, altına yatırım yapmak, sadece bir parça metal almak değil; aynı zamanda finansal geleceğinizi güvence altına almak demek!

    Küçük yatırımcılar için altın almanın birçok yolu var. Fiziksel altın almak istiyorsanız, kuyumculardan altın takılar ya da madeni paralar edinebilirsiniz. Ancak, fiziki altın depolama sorunlarını da düşünmelisiniz. Diğer bir seçenek ise altın ETF’leri. Bu tür yatırım araçları, piyasa fiyatına paralel bir şekilde hareket eder ve daha az risk taşır. Yani, hem pratik hem de erişilebilir bir yol sunar.

    Yatırım yapmadan önce piyasa araştırması yapmalısınız. Altın fiyatları dalgalanabilir; bu nedenle, doğru zamanı yakalamak için trendleri takip etmek faydalı. Ayrıca, çeşitli kaynaklardan bilgi almak, bilinçli kararlar vermenizi sağlar.

    Küçük yatırımcılar için altın, bilinçli ve stratejik adımlarla ilerlenirse, karlı bir yatırım aracı olabilir. Unutmayın, her yatırımda olduğu gibi, burada da sabır ve bilgi en büyük silahınızdır!

    Altın Fiyatları: Gelecekteki Eğilimler ve Yatırım Stratejileri

    Son yıllarda, ekonomik belirsizlikler artarak devam ediyor. Pandeminin etkileri, savaşlar ve enflasyon, yatırımcıları daha sağlam varlıklara yönlendirdi. Altın, bu tür durumlarda insanlar için bir güvence haline geliyor. Yatırımcılar, olası kriz dönemlerinde portföylerini çeşitlendirmek için altına yöneliyor. Bu durum, altın fiyatlarının yükselmesine sebep oluyor.

    Döviz kurları ve faiz oranları, altın fiyatlarını etkileyen önemli faktörlerdir. Özellikle doların değeri, altın fiyatları üzerinde doğrudan bir etki yaratıyor. Doların güçlenmesi, altının daha pahalı hale gelmesine yol açarken, zayıflaması fiyatları artırabilir. Aynı şekilde, düşük faiz oranları da yatırımcıları altına yönlendiriyor, çünkü alternatif yatırımlar daha az cazip hale geliyor.

    Uzun vadeli yatırımcılar için altın, istikrarlı bir kazanç sağlama potansiyeli sunuyor. Piyasalardaki dalgalanmaları göz önünde bulundurarak, zaman zaman alım-satım yapmak, kazancı artırmanın yollarından biri. Örneğin, fiyatlar düştüğünde alım yapıp, yükseldiğinde satış yaparak kar elde edebilirsiniz. Ayrıca, düzenli olarak altın almak da, zaman içinde maliyet ortalamasını düşürerek riskinizi azaltmanıza yardımcı olur.

    Son zamanlarda, altın yatırım fonları ve borsa yatırım fonları (ETF’ler) popüler hale geldi. Bu araçlar, yatırımcılara fiziksel altın bulundurmadan altın piyasasına erişim sağlıyor. Böylece, hem likidite kazanıyor hem de piyasa dalgalanmalarından faydalanabiliyorsunuz. Bu tür alternatifler, portföyünüzü çeşitlendirmenin akıllıca bir yolu olabilir.

    Yani, altın fiyatları üzerine düşünürken sadece mevcut durumu değil, gelecekteki olasılıkları da değerlendirmek önemli. Hem kısa hem de uzun vadeli stratejiler geliştirmek, yatırımcılar için büyük fayda sağlayabilir.

    Sıkça Sorulan Sorular

    Hangi Altın Türleri Mevcuttur?

    Altın, çeşitli alaşımlara ve saflıklara sahip farklı türlerde bulunur. En yaygın türleri sarı altın, beyaz altın, rose altın ve 22 ayar altındır. Her tür, estetik ve kullanım amacına göre tercih edilmektedir. Yüzükten kolye, bilezikten küpeye kadar birçok mücevherde kullanılabilir.

    Altın Yatırımına Nasıl Başlanır?

    Altın yatırımı, güvenli bir değer saklama aracı arayanlar için cazip bir seçenektir. İlk olarak, piyasa araştırması yaparak altın fiyatlarını takip edin. Daha sonra, fiziki altın almak veya altın fonlarına yatırım yapmak gibi farklı yöntemlerden birini seçin. Yatırım yapmadan önce bütçenizi belirleyin ve risk toleransınızı göz önünde bulundurun.

    Altın Fiyatları Nasıl Belirlenir?

    Altın fiyatları, dünya genelindeki arz ve talep dengesi, döviz kurları, ekonomik belirsizlikler ve piyasa spekülasyonları gibi faktörlere bağlı olarak belirlenir. Uluslararası piyasalarda işlem gören altın, yatırımcıların ilgisiyle de dalgalanabilir.

    Altın Yatırımında Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?

    Altın yatırımı yaparken piyasa trendlerini takip etmek, güvenilir kaynaklardan bilgi almak ve uzun vadeli hedefler belirlemek önemlidir. Ayrıca, saklama koşulları ve işlem maliyetleri gibi faktörleri göz önünde bulundurmak, yatırımınızın verimliliğini artırabilir.

    Fiziki Altın mı, Kağıt Altın mı Tercih Etmeliyim?

    Fiziki altın, gerçek bir varlık olarak tutulur ve elden ele geçişi mümkündür. Kağıt altın ise, fiziksel altın yerine geçebilen ve yatırım amacıyla bankalar veya aracı kurumlar tarafından sunulan finansal bir üründür. Hangi seçeneğin tercih edileceği, yatırımcıların risk toleransı, likidite ihtiyacı ve piyasa beklentilerine bağlıdır.

  • Kahverengi Kokarca ile Mücadele İçin Samuray Arıları Salındı

    Kahverengi Kokarca ile Mücadele İçin Samuray Arıları Salındı

    Türkiye’de ilk defa 2017’de görülen kahverengi kokarca böceği için ülkede geçen yıla kadar ekonomik olarak ciddi bir zarar vermedi ancak 2023’te yağışlı bahar sezonunda ilaçlamaların etkisiz kalması nedeniyle lokal alanlarda ekonomik kayıplara yol açtı.

    Artan popülasyonla mücadele için geçen sene “Kahverengi Kokarca Eylem Planı” uygulamaya alındı. Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Kahverengi Kokarca ile Mücadele Seferberliği” başlatıldığı kaydedildi. 

    Bakanlık, zararlıya karşı mekanik (süpürme, toplama), biyoteknik (fremon tuzaklar), biyolojik (samuray arısı) ve kimyasal mücadele yöntemlerinin uygulandığını belirterek, yapılanları şöyle özetledi:

    “Bu kapsamda, 35 ilde 196 ilçede, 1272 teknik personelle 508 lokasyonda böceğin popülasyon yoğunluğu takip ediliyor. Ayrıca 99 bin 96 üreticiye, 1122 sektör temsilcilerine bilgilendirme yapıldı, konuyla ilgili 89 bin 810 eğitim materyali dağıtıldı, kamu spotu hazırlandı. Kimyasal mücadele için 2021’de 1, 2022’de 3 olmak üzere dört kimyasal ilaç ve 2024’te monitör amaçlı 1 feromon tuzak ruhsatlandırıldı. Bu yıl için şeftali, elma, armut, kivi, Trabzon hurması, ceviz, incir ve turunçgillerde, domates, biber, fasulye, patlıcan, mısır, soya, çeltik, ayçiceği ve bağlarda 81 ili kapsayacak şekilde kimyasal mücadele için önlem amacıyla tavsiye ilaç listeleri oluşturuldu”.

    Kahverengi Kokarca Ile Mücadele İçin Samuray Arıları Salındı

    Bakanlıktan alınan bilgiye göre kışlak mücadelesinde sahipsiz ve kamusal alanlarda ilaçlı mücadele yapılması için belediyeler, muhtarlıklar, Bakanlık il ve ilçe müdürlükleriyle iş birliği halinde çalışılması gerektiği kaydedilirken, biyoteknik mücadele için 4 bin 150 feromon alımı gerçekleştirildiği, 3 bin 500 adet feromon dağıtıldı, bir ay içerisinde 650 feromon dağıtımı daha yapılacağı öğrenildi.

    Bu arada plana göre il müdürlükleri tarafından da ilaç uygulaması sürüyor.