Kategori: Dünya Haberleri

  • İsrail’in Nasrallah’ı Öldürdüğü İddiası Sonrası Hamaney Gizli Bölgeye Nakledildi!

    İsrail’in Nasrallah’ı Öldürdüğü İddiası Sonrası Hamaney Gizli Bölgeye Nakledildi!

    İsrail ordusunun, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ı öldürdüğü iddiasının ardından, İran’da kritik gelişmeler yaşanıyor. Tahran’daki yetkililerden alınan bilgiye göre, İran’ın Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, yüksek güvenlik önlemleri altında gizli bir bölgeye nakledildi. Bu gelişmenin hemen ardından İran Meclisi, İsrail’in bölgedeki saldırganlığını görüşmek üzere toplandı.

    İsrail’in Beyrut Saldırısı Sonrası Hamaney Güvenli Bölgeye Alındı

    İran kaynakları, İsrail’in Beyrut’un güneyine düzenlediği hava saldırısında Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ı hedef aldığını ve bu saldırının bölgedeki tansiyonu iyice yükselttiğini belirtti. İran’ın Lübnan Hizbullahı ve diğer müttefik gruplarla sürekli temas halinde olduğu ve atılacak adımları değerlendirdiği aktarıldı.

    İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu, İsrail’in bölgedeki eylemlerine yanıt vermek için acil olarak toplandı. Toplantıda, özellikle Lübnan’daki son saldırılar masaya yatırıldı. Meclis Sözcüsü İbrahim Rızai, “Siyonist rejim, işgal altında bulunan topraklarda son günlerini yaşıyor. Beyrut’taki saldırılar, İsrail’in sonunun başlangıcı olacaktır” açıklamasında bulundu.

  • Bebek Karşılığında 6 Paket Bira ve 1000 Dolar! ABD’de Şok Eden Bebek Satışı Girişimi

    Bebek Karşılığında 6 Paket Bira ve 1000 Dolar! ABD’de Şok Eden Bebek Satışı Girişimi

    ABD’nin Arkansas eyaletinde şok edici bir olay yaşandı. Genç bir çift, 2 aylık bebeklerini bir kamp alanında 6 paket bira ve 1000 dolar karşılığında satmaya çalıştı. Çift, bu “satış” için yazılı bir belge bile hazırladı. Olayın ardından tutuklanan çift, kefaletle serbest bırakılırken, bebek devlet korumasına alındı.

    Bebek Satışı İçin Yazılı Anlaşma Hazırladılar

    21 yaşındaki Darien Urban ve 20 yaşındaki Shalene Ehlers, bebeklerini satma girişimi sırasında yazılı bir anlaşma imzaladı. Anlaşmada, “1000 dolar karşılığında bebeğimizin haklarını devrediyoruz” ifadesi yer alıyordu. Ayrıca anlaşmada, çiftin bu imzadan sonra fikir değiştiremeyeceği ve bir daha iletişim kuramayacakları da belirtilmişti. Kamp alanındaki görgü tanıkları, bebeğin sağlık durumunun kötü olduğunu, bezinin dolu olduğunu ve bebeğin dışkı ve amonyak koktuğunu ifade etti.

    Bebek Karşılığında 6 Paket Bira Ve 1000 Dolar! Abd'de Şok Eden Bebek Satışı Girişimi1

    Bebeği almak isteyen kişinin ifadesine göre, anne Shalene Ehlers, kendisine 3 köpekle bir bebek büyütmenin zor olduğunu söyledi. Bebeği 6 bira paketi ve 1000 dolar karşılığında verebileceğini belirtti. Polis, kamp alanında yapılan ihbar üzerine olay yerine geldi ve bebeği koruma altına aldı.

    Urban ve Ehlers çifti, “reşit olmayan bir kişinin refahını tehlikeye atmak” ve “bedel karşılığında bir çocuktan feragat etmek” suçlarından tutuklandı. Çift, 50 bin dolar kefaletle serbest bırakıldı. Olayın ardından bebek, Arkansas İnsan Hizmetleri Departmanı’nın bakımına alındı.

  • BM Genel Kurulu’nda İlginç Anlar: Haiti Lideri Fils, Bardak Yerine Sürahiden Su İçti

    BM Genel Kurulu’nda İlginç Anlar: Haiti Lideri Fils, Bardak Yerine Sürahiden Su İçti

    Birleşmiş Milletler (BM) 79. Genel Kurulu’nda Haiti Geçici Başkanlık Konseyi Başkanı Edgard Leblanc Fils, alışılmadık bir davranış sergileyerek dikkatleri üzerine çekti. New York’ta devam eden BM Genel Kurulu’na hitap eden Haitili lider, kürsüdeki bardağı kullanmak yerine sürahiden su içti ve bu hareketi salondaki izleyiciler arasında kısa bir şaşkınlığa neden oldu.

    Sürahiden Su İçti, Konuşmasına Devam Etti

    Haiti Geçici Başkanlık Konseyi Başkanı Fils, BM kürsüsüne çıktığında diğer liderlerden farklı bir davranış sergileyerek su içme şeklini alışılmışın dışına taşıdı. Kürsüde yer alan su bardağını kullanmak yerine, doğrudan sürahiden su içen Fils, sakin bir şekilde konuşmasına devam etti. Salonda bir anlık sessizliğe neden olan bu ilginç an, konuşmasının geri kalanında Fils’in konuşma içeriği kadar ilgi çekti.

    Fils, konuşmasının sonunda bu kez sürahi yerine bardaktan su içerek kürsüden ayrıldı. Bu değişiklik, Fils’in davranışının spontane mi yoksa bilinçli mi olduğu konusunda izleyiciler arasında merak uyandırdı. BM Genel Kurulu’nda farklı liderlerin alışılmadık tavırları geçmişte de dikkat çekmişti; ancak Fils’in bu hareketi, oturumda farklı bir anı olarak hafızalarda yer aldı.

    Fils’in BM kürsüsündeki bu ilginç hareketi sosyal medyada hızla yayıldı. Kullanıcılar, Haitili liderin bu davranışını esprili yorumlarla paylaştı. Bazıları, Fils’in bu davranışının bir mesaj verip vermediğini tartışırken, bazıları da olayın sadece bir dikkatsizlik ya da rahat bir tavır olabileceğini savundu. Ne olursa olsun, Fils’in bu davranışı BM Genel Kurulu’nun unutulmaz anlarından biri olarak kaydedildi.

  • Toplu tecavüz davasında Türk sanıktan şok savunma: ‘Ölü sandım’

    Toplu tecavüz davasında Türk sanıktan şok savunma: ‘Ölü sandım’

    Fransa’da, 72 yaşındaki Gisèle Pelicot’un eşi tarafından 10 yıl boyunca bayıltılarak 80’den fazla yabancı erkeğin tecavüzüne uğramasıyla ilgili dava, hem Fransa’da hem de uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırmaya devam ediyor. Pelicot, bu korkunç olaydan dört yıl önce haberdar olup hukuk mücadelesine başlamıştı.

    Hüsamettin Doğan Suçlamaları Reddetti

    Dava kapsamında ifade veren 49 sanıktan biri olan Türkiye kökenli Hüsamettin Doğan, hakkındaki tecavüz iddialarını öfkeyle reddetti. Sanık, Gisèle Pelicot’un eşi Dominique Pelicot tarafından “toplu seks oyunları” adı altında kandırıldığını ve olayların gerçek boyutundan habersiz olduğunu öne sürdü. Doğan, “Ona yaklaştığımda hareket etmediğini gördüm ve eşine ‘Eşin ölü mü?’ diye sordum. Bana hayal kurduğumu söyledi,” diyerek savunmasını gerçekleştirdi. Ayrıca, Dominique Pelicot’un karısına baygın haldeyken tecavüz ettiğini gördüğünü, bu anı “korkunç bir deneyim” olarak nitelendirdi.

    Dominique Pelicot, birçok erkeği internet üzerinden bulduğunu ve evine davet ederek karısına tecavüz etmeleri için yönlendirdiğini itiraf etti. Eşini bayıltarak bilinçsiz hale getirdiğini belirten Pelicot, bu korkunç olayı kayda almış ve bu görüntüleri çeşitli erkeklerle paylaşmıştı. Sanıklardan biri olan Hüsamettin Doğan, Dominique’in bu planını öğrendiğinde olay yerinden uzaklaştığını ve kendisinin bir tecavüzcü olmadığını vurguladı.

    Gisèle Pelicot, mahkeme sürecinde sanıkların ifadelerini dinleyerek, kendisine yıllarca yapılan işkencenin detaylarına bir kez daha tanık oldu. Pelicot, yaşadığı korkunç olayları ilk kez dört yıl önce polisin kendisine ilettiği bilgiyle öğrenmişti. Eşi Dominique Pelicot’un, kasaba halkından erkekleri internet üzerinden bulup tecavüz planları yaptığı ve birçok kişinin bu suça ortak olduğu ortaya çıktı.

    Fransa’da kadın mücadelesinin simgesi haline gelen Gisèle Pelicot, bu dava ile toplumda büyük yankı uyandıran bir direnişin kahramanı olarak anılmaya başlandı. Davanın sonucunda adaletin yerini bulması ve sorumluların cezalandırılması bekleniyor.

  • Santa Maria Adliyesi’nde Şok Patlama: Şüpheli Sırt Çantasını Fırlattı, Gözaltına Alındı!

    Santa Maria Adliyesi’nde Şok Patlama: Şüpheli Sırt Çantasını Fırlattı, Gözaltına Alındı!

    ABD’nin California eyaletindeki Santa Maria Adliyesi’nde meydana gelen patlama, bölgeyi alarma geçirdi. Görgü tanıklarının ifadelerine göre, patlama, adliye binasına giren bir şüphelinin sırt çantasını fırlatmasının ardından gerçekleşti. Olayın ardından güvenlik güçleri ve acil müdahale ekipleri bölgeye sevk edildi.

    Şerif Ofisi Uyardı: Bölgeden Uzak Durun

    Santa Barbara County Şerif Ofisi, olayın ardından acil bir açıklama yaparak vatandaşları bölgeden uzak durmaları konusunda uyardı. Yapılan açıklamada, “Santa Maria Adliyesi’nde patlama ihbarı aldık. Lütfen bölgeden uzak durun. Olay yeri halen güvenli olarak değerlendirilmemektedir” denildi. Patlama sonrası, adliye çevresinde geniş güvenlik önlemleri alınarak bina boşaltıldı.

    Santa Maria Adliyesi'nde Şok Patlama Şüpheli Sırt Çantasını Fırlattı, Gözaltına Alındı!1

    Sırt Çantasını Fırlatan Şüpheli Gözaltına Alındı

    Görgü tanıklarına göre, olay patlama öncesinde bir şüphelinin adliye binasına girip sırt çantasını fırlatmasıyla başladı. Patlamanın hemen ardından polis, olay yerinde bir kişiyi gözaltına aldı. Şüphelinin kimliği ve patlamanın sebebiyle ilgili soruşturma sürüyor. Patlamada ölü veya yaralı olup olmadığı konusunda ise henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

  • İlk Kez Kullanılan ‘İntihar Kapsülü’ Olayı: Dört Kişi Gözaltında!

    İlk Kez Kullanılan ‘İntihar Kapsülü’ Olayı: Dört Kişi Gözaltında!

    İsviçre’nin Schaffhausen kantonunda, kullanıcının kendi yaşamına son vermesini sağlayan bir “intihar kapsülü” ilk kez kullanıldı. Bu cihazın kullanılması sonucu yaşanan ölüm ve ardından başlatılan hukuki süreçler, etik ve yasal tartışmaları alevlendirdi.

    “Sarco” İntihar Kapsülünün Kullanımı ve Sonuçları

    Merishausen belediyesinde, ormanlık bir alanda konumlanmış bir kulübede, 3D yazıcı teknolojisi ile üretilmiş “Sarco” isimli intihar kapsülü kullanıldı. İçerisinde oturan kişi, düğmeye basarak nitrojen gazı salınımını başlattı ve bu süreçte kabindeki oksijen düzeyi ölümcül seviyelere indi. Bu durum, kısa sürede bilinç kaybına ve sonrasında boğularak ölüme yol açtı. Kullanıcı, kapsülü kullanmadan önce yapılan psikiyatrik değerlendirmelerden geçmiş ve sağlık durumu bu yöntemi seçmesi için uygun görülmüştü.

    İsviçre polisi, bu olayla ilgili “intihara teşvik ve yardım etme” suçlamaları üzerine soruşturma başlattı ve The Last Resort adlı kuruluşun Başkan Yardımcısı Florian Willet, bir Hollandalı gazeteci ve iki İsviçreli vatandaş olmak üzere dört kişiyi gözaltına aldı. Soruşturma, intihar kapsülünün kullanımı ve bu sürece dahil olan kişilerin yasal sorumluluklarını mercek altına aldı.

    İlk Kez Kullanılan 'İntihar Kapsülü' Olayı

    “The Last Resort” kuruluşu, intiharın bir insan hakkı olduğunu savunarak, bireylerin yaşamına nasıl son vereceklerine karar verme özgürlüğünü destekliyor. Bu cihazın kullanımı, özellikle terminal hastalığı olan veya ciddi fiziksel acılar çeken bireyler için ölümü hızlı ve onurlu bir şekilde gerçekleştirme imkanı sunuyor. Ancak, bu teknolojinin kontrolsüz kullanımı, çocuklar ve akıl sağlığı yerinde olmayan kişiler için ciddi riskler taşıdığı endişelerini de beraberinde getiriyor.

    Sarco’nun Yaratıcısı ve Teknolojinin Geleceği

    “Sarco” intihar kapsülü, Avusturyalı eski hekim Philip Nitschke tarafından tasarlandı. Nitschke, uzun yıllar boyunca desteklediği yardımlı intihar çalışmalarıyla tanınmaktadır. Cihazın 3D yazıcılarla üretilebilir olması, dünya genelinde intihar yöntemlerine ulaşımı kolaylaştırıyor. Bu durum, intihar kapsülünün etik, hukuki ve toplumsal boyutlarda geniş çaplı tartışmalara neden olmasına sebep oluyor.

  • Polis Karakolunda Dehşet: Yardım İçin Gitti, Fiziki ve Cinsel Saldırıya Uğradı!

    Polis Karakolunda Dehşet: Yardım İçin Gitti, Fiziki ve Cinsel Saldırıya Uğradı!

    Hindistan’da, Odisha eyaletinde yaşanan bir olay ülke genelinde büyük yankı uyandırdı. Bir kadının Bharatpur polis karakolunda görevli polis memurları tarafından fiziki ve cinsel saldırıya uğradığı iddiası, halk arasında büyük öfkeye yol açtı. Tacize uğradığını bildiren kadının, güvenlik için başvurduğu polis karakolunda korkunç bir şekilde saldırıya maruz kaldığı ileri sürüldü.

    Taciz Şikayeti İçin Karakola Gitti, Polislerin Saldırısına Uğradı

    BBC’nin haberine göre, Bhubaneswar’da bir restoran işleten kadın, 15 Eylül gecesi saat 01.00 sularında nişanlısıyla birlikte Bharatpur polis karakoluna gitti. Yolda bir grup erkek tarafından tacize uğrayan kadın, nişanlısıyla birlikte yardım için polis karakoluna başvurdu. Kadın, tacizcilerin yakalanması için hemen bir devriye aracı gönderilmesini talep etti, ancak iddialara göre polisler duruma kayıtsız kaldı ve olay kısa süre içinde gerginliğe dönüştü.

    Kadının Anlattıkları Kan Dondurdu

    Kadının verdiği ifadeye göre, nişanlısı polisler tarafından nezarethaneye alındıktan sonra kendisi de polislerin saldırısına uğradı. Gözyaşları içinde yaşadıklarını anlatan kadın, iki kadın polis memurunun saçını çekerek kendisini dövdüğünü, ardından koridorda sürükleyerek bir odaya kilitlediklerini belirtti. Bu sırada bir erkek memurun odaya girip kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu söyledi. Kadının ifadeleri, Hindistan’da büyük bir öfke dalgasına yol açtı:

    Polis Karakolunda Dehşetyardım İçin Gitti, Fiziki Ve Cinsel Saldırıya Uğradı!1

    “İtiraz ettiğimde iki kadın görevli saçımı çekmeye ve beni dövmeye başladı. Onlara durmaları için yalvarmaya devam ettim. Ama beni koridorda sürüklediler ve biri beni boğmaya çalıştı. Karşı koyduğumda ellerimi ve bacaklarımı bağladılar ve beni bir odaya kilitlediler. Bir erkek görevli içeri girdi ve sütyenimi çıkardı ve göğüslerimi tekmelemeye başladı. Polis karakolundan sorumlu görevli odaya girdi. Pantolonumu aşağı çekti. Sonra pantolonunu indirdi ve yardım için çığlık atmayı bırakmazsam bana defalarca tecavüz etmekle tehdit etti.”

    Bu korkunç iddialar Hindistan’da geniş yankı buldu. Sosyal medyada binlerce insan kadına destek mesajları paylaşırken, birçok kişi olayı protesto etmek için Bharatpur polis karakolu önünde toplandı. Olayın ortaya çıkmasının ardından tepkiler çığ gibi büyüdü ve cinsel saldırı iddiaları ülke genelinde sert bir şekilde kınandı.

    Polis Memurlarına Yönelik Soruşturma Başlatıldı

    Yaşanan skandal sonrası Hindistan polisi hızlı bir şekilde soruşturma başlattı. Olayla ilgili üçü kadın olmak üzere dört polis memuru açığa alındı ve bir memurun görev yeri değiştirildi. Ancak bu önlemler, olayın ciddiyeti karşısında halkın öfkesini dindirmeye yetmedi. Kadının yaşadıkları karşısında toplumun birçok kesimi, polis teşkilatında köklü reformların yapılması gerektiğini dile getirmeye başladı.

  • Korkunç Yamyam Serbest Bırakıldı: “Bir Sonraki Kurbanı Kim Olacak?

    Korkunç Yamyam Serbest Bırakıldı: “Bir Sonraki Kurbanı Kim Olacak?

    Rusya’da üç kişiyi vahşice öldürüp kurbanlarından birinin kalbini kızartıp yediği için 25 yıl hapis cezasına çarptırılan Dmitry Malyshev, Rusya-Ukrayna savaşına katıldığı için serbest bırakıldı. Savaşta yaralanan Malyshev’in cezasının 17 yılı silindi ve korku saldığı köyüne geri döndü. Volgograd yakınlarındaki köyde yaşayan halk, bu soğukkanlı katilin serbest bırakılmasına tepki gösteriyor.

    Tüyler Ürperten Yamyamlık Suçu

    36 yaşındaki Dmitry Malyshev, üç kişiyi acımasızca öldürdüğü, bir kurbanının kalbini kızartıp yediği için halk arasında “yamyam katil” olarak tanındı. Suçlarını soğukkanlılıkla itiraf eden Malyshev, polis soruşturmasında yaşadığı vahşeti şu sözlerle anlatmıştı:

    “Bir çivi tabancasıyla kafasına vurdum, sonra kalbini çıkardım. Dilimleyip tavada kızarttım ve yedim.”

    Malyshev’in bu itirafları, işlediği suçların ne kadar vahşi olduğunu gözler önüne serdi. Ayrıca, daha önce iki iş adamını makineli tüfekle öldürdüğü de biliniyor.

    25 Yıl Hapis Cezası Verilmişti

    Korkunç Yamyam Serbest Bırakıldıbir Sonraki Kurbanı Kim Olacak1

    Dmitry Malyshev, yamyamlık dışında suç çetesi üyeliği, zalimce cinayet, hırsızlık ve yasadışı silah ticareti gibi birçok suçtan hüküm giyerek 25 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Ancak Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşta çatışmalara katılması, serbest bırakılmasını sağladı. Cezasının bitmesine 17 yıl kala özgürlüğüne kavuşan Malyshev, savaştan yaralı döndü.

    Köyde Korku Hâkim

    Serbest bırakılmasının ardından Malyshev’in Volgograd yakınlarındaki Rakhinka köyüne dönmesi, köy halkı arasında büyük endişeye yol açtı. Savaşta çenesinden ve elinden yaralandığı belirtilen Malyshev’in, iyileştiği takdirde savaşa geri dönebileceği söyleniyor. Ancak köyde yaşayanlar, bu tehlikeli katilin serbest kalmasından dolayı büyük korku yaşıyor.

    Bir sosyal medya kullanıcısı, katilin serbest bırakılmasıyla ilgili şunları yazdı: “Eğer kendinizi aniden onunla aynı bankta otururken bulursanız, onun fotoğrafını yanınızda taşımanızı öneriyorum.” Başka bir kullanıcı ise, “Bir dahaki sefere kimi yiyecek acaba?” diyerek toplumsal korkuyu ifade etti.

    İngiliz basınının aktardığına göre, savaşta savaşmak için serbest bırakılan yüzlerce mahkum, görevlerini tamamladıktan sonra evlerine döndüklerinde yeni suçlar işlediği için yeniden tutuklandı. Malyshev’in de savaş sonrası aynı kaderi paylaşma ihtimali köy halkını tedirgin ediyor.

  • Suriye Devlet Başkanı Esad’dan Genel Af: Asker Kaçaklarına Teslim Olma Şartı!

    Suriye Devlet Başkanı Esad’dan Genel Af: Asker Kaçaklarına Teslim Olma Şartı!

    Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, 22 Eylül 2024 tarihinden önce işlenen bazı suçlar için genel af ilan etti. Bu karar, özellikle asker kaçaklarını kapsayarak, hem yurt içinde hem de yurt dışındaki vatandaşlar için yeni bir teslim olma süreci başlatıyor.

    Suriye devlet ajansı SANA’nın bildirdiğine göre, yayınlanan kanun hükmünde kararname ile Askeri Ceza Kanunu’nda belirtilen iç ve dış kaçaklık suçları başta olmak üzere, cünhalar ve bazı ihlaller için af öngörülüyor. Bu af, suçun işlendiği tarihin 22 Eylül 2024’ten önce olması şartıyla geçerli olacak.

    Kararnamedeki en önemli noktalardan biri, af hükümlerinin saklanan ve adaletten kaçan kişileri yurt içinde üç ay, yurt dışında ise dört ay içinde teslim olmaları durumunda geçerli olması. Bu süre zarfında teslim olmayanlar, af kapsamı dışında kalacak.

    Kararname, topluma ve devlete ciddi saldırı teşkil eden bazı cünhaları, rüşvet, sahtecilik ve genel ahlaka aykırı kabahatler gibi suçları af dışı bırakıyor. Ayrıca, kişinin malına saldırı içeren suçlar durumunda, mağdur tarafından kişilik hakkı saklı kalmak şartıyla tazminat talep edilebilecek.

    Esad’ın son olarak Ocak 2022’de ülke içinde ve dışındaki asker kaçakları için benzer bir genel af ilan ettiği hatırlatılıyor. Bu tür af kararnameleri, Suriye’de uzun süren iç savaşın ardından toplumsal ve siyasal istikrarı sağlama yönünde atılmış adımlar olarak görülüyor.

  • New York’ta Stratcom Public Forum Düzenlendi

    New York’ta Stratcom Public Forum Düzenlendi

    New York Yale Club’ta, “Küresel Belirsizlik Çağında Stratejik İletişim” temasıyla düzenlenen panelde uzman ve akademisyenler, stratejik iletişimdeki güncel sorunları, kriz yönetimi yaklaşımlarını ve deneyimlerini örneklerle tartıştı. Birleşmiş Milletler (BM) Küresel İletişim Başkanı Melissa Fleming, video yoluyla yaptığı açılış konuşmasında, BM olarak daha sağlıklı bir gezegende daha barışçıl, sürdürülebilir ve insancıl toplumlar için mücadele ettiklerini söyledi.

    İletişim Başkanlığı’nın resmi internet sitesinde yer alan habere göre, Fleming, ancak bazı güçlerin kendi çıkarları için dünyayı şekillendirmeye çalıştığını belirterek, “Ne yazık ki bu güçler emrindeki araçlarla nefret söylemi, yanlış bilgilendirme, anlamlı tartışmaları kasıtlı olarak rayından çıkarma, toplulukları kutuplaştırma gibi engeller çıkarıyor ve dünya çapında kurumlara olan güveni aşındırabiliyor.” dedi.

    Daha sonra SETA Washington Araştırma Direktörü Doç. Dr. Kılıç Buğra Kanat’ın moderatörlüğünde “Krizlerle Mücadelede Uluslararası İşbirliği ve İletişim” başlıklı zirvenin ilk oturumuna geçildi. Panelde ilk sözü alan Altınbaş Üniversitesi Rektörü Prof. Çağrı Erhan, Gazze’de devam eden soykırım, Suriye’deki mülteci krizi, küresel ısınma, salgın ve depremlere işaret ederek, “21. yüzyılda insanlık tarihinin görmediği felaketlerle karşı karşıya olduğumuz bir zamanda bu paneli yapıyoruz.” diye konuştu. Erhan, konuşmasında Türkiye’nin salgın ve deprem felaketlerindeki kriz yönetimi çalışmalarından bahsederek, Türkiye’nin oluşturduğu kurumsal yapılarla bu tecrübesini başarılı bir şekilde sadece ülke içinde değil 100’den fazla dış ülkeye de aktardığını belirtti.

    Florida Üniversitesi’nden Prof. Linjuan Rita Men, Kovid-19 salgınını örnek vererek, kriz zamanlarında devletlerin ve uluslararası kuruluşların aynı hedef doğrultusunda ortak bir zeminde buluşması gerektiğine vurgu yaptı. Stratejik Çalışmalar Enstitüsünden James P. Farwell, uluslararası ilişkiler bağlamında kriz yönetimiyle başa çıkmada yapılması gereken en önemli şeyin gerçekleri araştırarak ve söyleyerek güveni tesis etmek olduğunun altını çizdi.

    BM Küresel İletişim Dış Erişim Direktörü Maher Nasser, küresel belirsizliklerin olduğu bir çağda krizlere ilkeli bir tutum ve iletişimle yaklaşımın taraflar arasında güven oluşturduğunu belirtirken, ancak öte yanda sosyal medyadaki dezenformasyonların ise bunu zorlaştırdığını ifade etti.

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Kamu Diplomasisi Daire Başkanı Doç. Dr. Oğuz Güner moderatörlüğündeki “Küresel Barışın İnşasında Stratejik İletişimin Rolü” adlı panelin ikinci kısmında, küresel belirsizlik çağında stratejik iletişimin küresel barışa katkısı tartışıldı.