Kategori: Gündem Haberleri

  • Özgür Özel’den Sert Çıkış: “Saniye Ateş’in Gözyaşlarında Boğulacaksınız”

    Özgür Özel’den Sert Çıkış: “Saniye Ateş’in Gözyaşlarında Boğulacaksınız”

    CHP lideri Özgür Özel, Ankara’da 30 Aralık 2022 tarihinde silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin davanın dördüncü celsesi sırasında mahkeme önünde gazetecilere önemli açıklamalarda bulundu. Özel, davanın seyrine ve siyasi partilere yönelik güçlü mesajlar verdi.

    Özgür Özel’in Açıklamaları

    Sinan Ateş’in öldürülmesiyle ilgili 22 sanıklı davanın dördüncü celsesi, Ankara’da yoğun bir katılımla başladı. Duruşma sırasında Sinan Ateş’in annesi Saniye Ateş konuşurken fenalaştı ve mahkeme salonuna sağlık görevlileri çağrıldı. Bu olayın ardından Ayşe Ateş, sanıklara yönelik sert bir çıkış yaparak, “Bu kadın burada ölürse hesabını hepinize sorarım” dedi. Duruşmaya saat 10.50’ye kadar ara verildi.

    Verilen arada gazetecilere açıklama yapan CHP lideri Özgür Özel, Ayşe Ateş’in mahkemede kritik bilgiler vereceğini belirtti. Özel, konuşmasında özellikle AKP ve MHP’ye çağrıda bulundu ve şu ifadeleri kullandı:

    “Ayşe Ateş ifadesinde kritik konulara girecek. Bu salonda mızrak çuvala sığmıyor. Sinan Ateş’in arkadaşları gözyaşları içinde Sinan Ateş’in annesini dinliyorlar. Bu cinayeti azmettiren çürükleri ayırmazsanız, bu çürümüşlük hepinize sirayet ediyor. Partinizi ve ittifakınızı bu çürümüşlükten kurtarmak için yapmanız gereken şey o çürümüşleri o sepetten ayırmak. Yok ‘Bize de bulaşır. Sarı öküzü vermeyiz, verirsek başka yerlere gider’ derseniz, Saniye Ateş’in, Ayşe Ateş’in gözyaşlarında boğulacaksınız. Bırakın illegal yapılarla iş birliği içinde olan birkaç çürümüşü ayıklayın bu yükten hepinizi kurtarın. Bu o partinin ve ittifak ortağının vermesi gereken tarihi bir karar. Bir süre sonra dönemeyeceksiniz.”

    Sinan Ateş’in annesi Saniye Ateş’in mahkeme sırasında fenalaşması, duruşma salonunda büyük bir duygusal yoğunluk yarattı. Sağlık görevlilerinin müdahalesi sonrası Saniye Ateş’in durumu stabil hale getirildi ancak bu olay, duruşmanın seyrini de etkiledi. Salonda bulunan Sinan Ateş’in arkadaşları ve destekçileri, büyük bir üzüntü ve endişe içinde süreci takip etti.

    Sinan Ateş cinayeti, kamuoyunda geniş yankı uyandırmış ve siyasi arenada büyük tartışmalara neden olmuştu. Davanın seyri, sadece hukuki değil, aynı zamanda siyasi ve toplumsal anlamda da büyük önem taşımaktadır. Özgür Özel’in açıklamaları, bu bağlamda dikkat çekici olup, özellikle AKP ve MHP’ye yönelik eleştirileriyle öne çıkmaktadır.

  • Dilan Polat’a Şok! 27 Yıl Hapis İstemiyle Yargı Önünde

    Dilan Polat’a Şok! 27 Yıl Hapis İstemiyle Yargı Önünde

    Son dakika gelişmesi olarak, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Dilan Polat hakkında yürütülen soruşturmayı tamamladı ve çeşitli suçlamalar nedeniyle toplamda 27 yıl hapis cezası talebinde bulundu. Dilan Polat, örgüt kurma, örgüt yapısı içinde suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve yasadışı bahis suçları ile suçlanıyor.

    Bu ciddi suçlamalar, 1 Kasım 2023 tarihinde İstanbul merkezli ve altı ilde gerçekleştirilen geniş çaplı operasyonlar sonucunda ortaya çıkmıştı. Operasyonlar sırasında Dilan Polat ve eşi Engin Polat’ın da aralarında bulunduğu 24 şüpheli gözaltına alınmıştı. Olaylar, 5 Kasım 2023 tarihinde daha da büyüdüğünde, Dilan Polat, Engin Polat ve Sıla Doğu’nun da içinde olduğu 16 kişinin tutuklandığı ve 27 şirkete kayyum atanmasına karar verildiği bildirildi.

    Savcılık tarafından yapılan açıklamada, Dilan Polat’ın liderliğini yaptığı iddia edilen suç örgütünün, yasadışı bahis ve para aklama faaliyetleri yürüttüğü belirtildi. Bu faaliyetler, yalnızca yüksek miktarda haksız kazanç sağlamakla kalmayıp, ekonomik ve sosyal düzene de zarar verdiği ifade edildi.

    Soruşturmanın bu aşamasında, elde edilen deliller ve tanık ifadeleri, iddianamenin temelini oluşturdu. Bu süreç, hukuk sistemimizdeki işleyiş ve adalet arayışının ne kadar kapsamlı olduğunu gösteriyor. Ayrıca, bu tür büyük ölçekli operasyonlar, diğer potansiyel suçlulara caydırıcı bir örnek teşkil etmeyi amaçlıyor.

    Bu durum, Dilan Polat ve diğer şüpheliler için yargılama sürecinin başlangıcı anlamına geliyor. İlerleyen günlerde mahkeme sürecinin nasıl ilerleyeceği ve bu davanın sonuçları, kamuoyu tarafından büyük bir ilgiyle takip edilecek.

  • Adalet Bakanı Tunç’tan 9. Yargı Paketi Müjdesi

    Adalet Bakanı Tunç’tan 9. Yargı Paketi Müjdesi

    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 9’uncu Yargı Paketi ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Tunç, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulan yeni yargı paketinin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diledi. AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler tarafından kamuoyuyla paylaşılan ve Denizli Milletvekili Cahit Özkan ve arkadaşları tarafından TBMM Başkanlığına sunulan kanun teklifi, yargı sisteminde önemli değişiklikler getirmeyi amaçlıyor.

    Yargı Paketinin Amacı ve İçeriği

    Bakan Tunç, açıklamasında 9’uncu Yargı Paketi’nin adalet hizmetlerinin etkinliğini artıran, yargısal süreçleri hızlandıran ve suçla etkin mücadele sağlayan düzenlemeler içerdiğini belirtti. Kanun teklifinin ceza adalet sistemini ve hukuki güvenliği güçlendiren, temel hak ve özgürlüklerin korunmasını ve genişletilmesini sağlayan önemli düzenlemeleri kapsadığını vurguladı.

    Yargı paketi, 20 farklı kanunda değişiklik yapmayı öngören 39 maddeden oluşuyor. Bu maddeler, aile kurumunu güçlendirmeyi, hukuk ve ceza uyuşmazlıklarında alternatif çözüm yöntemlerinin alanlarını genişletmeyi hedefleyen önemli düzenlemeler içeriyor.

    Adaletin Yüzyılı Vizyonu

    Bakan Tunç, açıklamasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı’nı Adaletin Yüzyılı yapmak için kararlılıkla çalışmaya devam edeceklerini ifade etti. Bu hedef doğrultusunda atılan adımların, adaletin güçlendirilmesi ve yargı süreçlerinin daha etkin ve hızlı işlemesi için büyük önem taşıdığını belirtti.

    Paketin Getirdiği Yenilikler ve Düzenlemeler

    9’uncu Yargı Paketi, çeşitli alanlarda önemli yenilikler ve düzenlemeler getiriyor. İşte bazı öne çıkan düzenlemeler:

    1. Adalet Hizmetlerinin Etkinliği: Adalet hizmetlerinin daha etkin bir şekilde sunulması için gerekli olan altyapı ve sistem düzenlemeleri yapılacak. Bu kapsamda, yargı süreçlerinin hızlandırılması ve bürokrasinin azaltılması hedefleniyor.

    2. Suçla Etkin Mücadele: Suçla etkin mücadele edilmesi için yeni önlemler ve cezai düzenlemeler getiriliyor. Bu, suç oranlarının azaltılması ve toplumun güvenliğinin artırılması için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

    3. Temel Hak ve Özgürlüklerin Korunması: Temel hak ve özgürlüklerin korunması ve genişletilmesi için yeni hukuki düzenlemeler yapılıyor. Bu, vatandaşların haklarının daha etkin bir şekilde korunmasını sağlayacak.

    4. Aile Kurumunun Güçlendirilmesi: Aile kurumunu güçlendiren ve aile içi ilişkileri düzenleyen yeni yasal düzenlemeler getiriliyor. Bu, toplumun temel taşı olan aile kurumunun korunması ve güçlendirilmesi için önemli bir adım olarak görülüyor.

    5. Alternatif Çözüm Yöntemleri: Hukuk ve ceza uyuşmazlıklarında alternatif çözüm yöntemlerinin alanlarını genişleten düzenlemeler yapılıyor. Bu, yargı süreçlerinin daha hızlı ve etkin bir şekilde sonuçlanmasını sağlayacak.

    Mecliste Uzlaşı ve Kabul Beklentisi

    Bakan Tunç, kanun teklifinin milletvekillerinin takdiriyle uzlaşı içerisinde TBMM’de kabul edileceğine yürekten inandığını belirtti. Bu düzenlemelerin hayata geçirilmesi, Türkiye’nin yargı sisteminde önemli bir dönüşüm ve gelişim sağlayacak.

    9’uncu Yargı Paketi, Türkiye’nin yargı sistemini daha etkin, hızlı ve güvenilir hale getirmeyi amaçlayan kapsamlı düzenlemeler içeriyor. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un açıklamaları, bu düzenlemelerin hayata geçirilmesiyle birlikte adalet hizmetlerinin daha etkin sunulacağını ve vatandaşların haklarının daha iyi korunacağını gösteriyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen bu çalışmalar, Türkiye Yüzyılı’nı Adaletin Yüzyılı yapma hedefi doğrultusunda atılmış önemli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.

    Yargı sisteminin güçlendirilmesi, adaletin hızlı ve etkin bir şekilde sağlanması ve toplumun güvenliğinin artırılması için bu tür düzenlemelerin hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor. 9’uncu Yargı Paketi’nin TBMM’de kabul edilmesiyle birlikte, Türkiye’nin adalet sistemi daha modern, etkin ve güvenilir bir yapıya kavuşacak.

  • Erdoğan: Suriye’nin Güvenli Bir Yer Haline Gelmesini Herkesten Daha Çok Biz İstiyoruz

    Erdoğan: Suriye’nin Güvenli Bir Yer Haline Gelmesini Herkesten Daha Çok Biz İstiyoruz

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2 saat 40 dakika süren Kabine Toplantısının ardından açıklamalarda bulundu. Erdoğan, “Sözlerimin hemen başında bugün görevlerini tevdi ettiğimiz yeni kabine üyelerimizi kutluyorum. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı görevini yürütecek Murat Kurum kardeşimiz ile Sağlık Bakanlığı görevini yürütecek Prof. Dr. Kemal Memişoğlu hocamıza Rabbimden üstün muvaffakiyetler niyaz ediyor, yeni vazifelerini hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Her 2 bakanımızın da seleflerinden devraldıkları hizmet bayrağını çok daha ileriye taşıyacaklarına yürekten inanıyorum. Görevden affını isteyen ve bu talepleri şahsımızca kabul edilen Mehmet Özhaseki kardeşimiz ile Fahrettin Koca kardeşimize de emekleri, fedakarlıkları ve milletimize yaptıkları hizmetler için teşekkür ediyorum. Uzun yıllardır beraber yol yürüdüğümüz, teşviki mesai yaptığımız her 2 arkadaşımızla inşallah yakın temas halinde olmaya devam edeceğiz” dedi.

    ‘ORMANLARIMIZI KORUMA NOKTASINDA VATANDAŞLARIMIZDAN DAHA FAZLA İTİNA BEKLİYORUZ’

    Erdoğan'dan Grup Toplantısında Net Mesajlar Yenilenme Ve Dinamizm Vurgusu!

    Erdoğan, bayram süresince çeşitli nedenlerden kaynaklanan anız ve orman yangını haberleri ile sarsılındığına dikkat çekerek, “Diyarbakır Çınar ve Mardin Mazıdağı’ndaki yangında hayatını kaybeden insanlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Hafta sonu yine İzmir, Bursa, Balıkesir, Muğla ve Çanakkale’de orman yangınları yaşandı. Yaz mevsiminin her geçen yıl daha sıcak ve kurak geçmesi ile yangın riski de aynı oranda artıyor. Sadece ormanlarımızı değil ülkemizin akciğerlerini yakan bu felaketlere baktığımızda ihmalin, tedbirsizliğin ve kastın öne çıktığını görüyoruz. Bölücü örgütün de orman yangınlarını bir terör yöntemi olarak kullandığını geçmişteki tecrübelerimizden biliyoruz. Yüzde 90’ı insan kaynaklı yangınların önüne geçmek ve tek bir ağacın bile zarar görmemesini engellemek için var gücümüzle çalışıyoruz. Orman yangınları ile etkin mücadele konusunda önemli adımlar attık. Dünyada örnek alınan orman yangınlarıyla mücadele filosunu kurduk. Bugün bu mücadeleyi 26 uçak, 105 helikopter ve 5 binden fazla kara aracıyla sürdürüyoruz. Tabii sadece filomuzdaki araç sayılarını artırmadık, üzerindeki ekipmanları da en iyileri teknoloji ile yeniledik. Terörle mücadelede destan yazan insansız hava araçlarını yeşil vatanın savunmasında da etkin olarak kullanıyoruz. Halihazırda 14 Bayraktar TB-2 İHA’mızla yeşil vatanı 7 gün 24 saat izliyoruz. Dünyada orman yangınlarıyla mücadelede İHA kullanan 2 ülkeden biriyiz. İHA’larımızın yanında 184’ü akıllı olmak üzere 776 kulemizle ormanlarımızı sürekli takip ediyoruz. İlk defa bizim dönemimizde yapılan 4 bin 744 havuz ve göletle araçlarımızın su ihtiyacını hızla karşılıyoruz. Bunların dışında yapay zeka tabanlı sistemler başta olmak üzere pek çok teknolojik imkan da gücümüze güç katmaktadır. Bugün itibari ile 25 bin personelimiz ve 122 bini aşkın gönüllümüz ormanlarımızı korumak için fedakarca çalışmaktadır. Gece- gündüz demeden yangınlara karşı can siperhane mücadele eden bütün kahramanlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Ormanlarımıza sahip çıkma ve koruma noktasında tüm vatandaşlarımızdan daha fazla itina bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

    ‘TÜRKİYE’NİN TARIM ALANINDA SON 21 YILDA NEREDEN NEREYE GELDİĞİNİ RAKAMLARLA TEK TEK ORTAYA KOYDUK’

    Erdoğan, tarım ve ormancılık konusunda bir hususu ifade etmek istediğini belirterek, “Önceki ay çiftçilerimizle buluşmamızda Türkiye’nin tarım alanında son 21 yılda nereden nereye geldiğini rakamlarla tek tek ortaya koyduk. Hükümetlerimizin tarım politikalarını eleştirenlerin çoğu bilgiden ziyade ön yargılarla hareket etmektedir. Açıkçası bunlar ne ülkemizi tanıyor ne de dünyayı takip ediyor. Her mesele gibi maalesef tarım konusuna da istismar malzemesi olarak bakıyorlar. Seçim meydanlarında ‘bedava traktör’ vaat edip sonrasında ‘biz onu dikkat çekmek için söyledik’ diyerek işi pişkinliğe vurdukları gibi yalan yanlış bilgilerle milletimizin zihnini bulandırmaya çalışıyorlar. Bir defa şunu kabul etmek lazım; bunlar öyle seçim meydanlarında dalga konusu yapılacak işler değildir. Tarım ciddi bir uğraştır. Ülkemiz açısından çok stratejik bir sektördür. Hükümet olarak biz de tarıma, sektörün ciddiyetine ve önemine uygun bir anlayışla yaklaştık. Çiftçi kardeşlerimizin alın terlerinin hakkını daima vermeye çalıştık. Son 21 yılda reel rakamlarla 1 trilyon 364 milyar lira tarım desteği verdik. 2024 yılında şu ana kadar 56 milyar lira destek ödemesi yaptık. Yıl sonuna kadar bu rakam 91 buçuk milyar liraya çıkacak. Çaykur’un çay alım fiyatı ve Toprak Mahsulleri Ofisinin buğday ve arpa alım fiyatı üzerinden yapılan haksız eleştirileri de izliyoruz. Burada birkaç hususun altını çizmekte fayda görüyorum. Yaş çay alım fiyatının yanında üreticilerimize destekleme primi verilmesi uygulamasının ilk kez biz başlattık. Hasat döneminde üreticimizi korumak için yeni çay fabrikaları yaparak Çaykur’un kapasitesini yine biz artırdık. Ayrıca günlük alımlarda kısıtlamayı kaldırarak üreticilerin Çaykur’un alım fiyatının üzerinde ürününü satmasına biz imkan sağladık” diye konuştu.

    ‘ÇİFTÇİ KARDEŞLERİMİZİN SIKINTILARININ GİDERİLMESİ İÇİN BAKANLARIMIZA GEREKLİ TALİMATI VERİYORUM’

    Erdoğan, buğday fiyatlarında dünya piyasasının bir hayli üzerinde olunduğunu ifade ederek konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Yurt dışı ekmeklik buğday fiyatı yerinde ton başına 248 dolardır. Navlunla birlikte bu rakam 270 dolara çıkıyor. Toprak Mahsulleri Ofisi alım fiyatı desteklerle birlikte ton başına 359 dolar olup, dünya fiyatlarından 89 dolar yüksektir. Hasat döneminde üreticimizi koruma amacıyla dahilde işleme rejimi ile hububat ithalatını 15 Ekim’e kadar durdurduk. Ayrıca ham madde ve un ihracatını ise serbest bırakarak ilave dış ticaret tedbirleri aldık. Üretici maliyetlerinin düşürülmesine katkı sağlamak amacıyla vereceğimiz fark ödemesinin toplam miktarı 29 milyar liradır. Yani toplam tarımsal destek bütçemizin yaklaşık dörtte birini, buğday ve arpa üreticilerimizin maliyetlerine katkı amacıyla kullanıyoruz. Toprak Mahsulleri Ofisimiz alımla ilgili süreçleri titizlikle yürütüyor. Çiftçimizin ürününü en hızlı şekilde almak, gerekli depolamayı yapmak ve zamanında ödemesini gerçekleştirmek için gayret gösteriyor. Ofis, hububat teslim eden üreticilerimizin ödemelerine başladı. İlk etapta 6 Haziran’a kadar ürün verenlerin ödemeleri hesaplarına yatırıldı. Elbette aldığımız bütün tedbirlere rağmen çiftçimizin, üreticimizin memnuniyetsizliği veya şikayeti olabilir. Bunları da Cumhurbaşkanı olarak şahsen takip ediyorum. Çiftçi kardeşlerimizin sıkıntılarının giderilmesi için bakanlarımıza gerekli talimatı veriyorum. Milletin efendisi olan çiftçimizin mağdur edilmesine müsaade etmeyiz. Kimse kusura bakmasın; sicili bozuk olanların eli öpülesi çiftçilerimizi istismar ederek buradan bir siyasi rant devşirmesine de izin vermeyiz. Son 21 yıldır iyi ve kötü gününde nasıl çiftçimizin yanında olduysak bundan sonra da tüm imkanlarımızla yanlarında olacağız.”

    ‘SAVAŞIN OLUMSUZ YANSIMALARINA MARUZ KALAN BÖLGELERİN BAŞINDA YER ALIYORUZ’

    Erdoğan, Türkiye’nin stratejik öneminin fevkalade yüksek 3 kıtanın kavşak noktası olan bir coğrafyada bulunduğunu hatırlatarak şunları söyledi:

    “Tarih boyunca medeniyetlerin beşiği olmuş ama aynı zamanda paylaşım kavgasının tam merkezinde yer almış bir bölgedeyiz. Böyle bir coğrafi konuma sahip olmak ülkemizin siyasi, ekonomi ve askeri avantajlar sağlaması yanında tehditleri de beraberinde getirmektedir. 1’inci Dünya Savaşı’na giden yolun taşları bizim bölgemizde döşendi. 2’nci Cihan Harbi’nin odağında aynı şekilde yine bizim bölgemiz vardı. Soğuk savaş döneminde bloklar arası rekabetin yoğunlaştığı bölgelerden biri yine Türkiye’nin merkezinde olduğu coğrafyaydı. 13’üncü yılını tamamlayan Suriye krizi en fazla bizim bölgemizi etkiledi. Rusya- Ukrayna arasındaki savaşın olumsuz yansımalarına maruz kalan bölgelerin başında yine biz yer alıyoruz. 7 Ekim’den bu yana İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği soykırıma varan katliamlar yine bizlerin yüreğini yakıyor. İsrail’in Gazze saldırmasıyla birlikte Doğu Akdeniz’de ısınan sular aynı şekilde en fazla bizi ve bölgemizdeki kardeş ülkeleri tedirgin ediyor.”

    ‘BATI DÜNYASI DESTEK VERDİKÇE NETANYAHU İŞGAL POLİTİKASINA DEVAM EDECEK’

    Erdoğan, batılı güçlerin askeri diplomatik, siyasi desteğini arkasına alan İsrail’in gözünü komşularına diktiğini belirterek, “Lübnan’a yönelik saldırıların ve tehdit dilinin artması bölgemizin geleceği adına bizi ciddi manada endişelendirmektedir. Şunu bir defa çok net ifade etmek isterim; batı dünyası destek verdikçe İslam alemi de sessiz kaldıkça Netanyahu denilen caninin tüm bölgemizi ateşe sürükleme pahasına işgal politikasına devam edeceği anlaşılıyor. Türkiye olarak biliyorsunuz ilk günden beri buna dikkat çekmekteyiz. Gazze krizinin sadece Gazze ile sınırlı kalmayacağını, İsrail zulmünün çok vahim sonuçları olabileceğini sık sık dile getirdik. İsrail’in yayılmacı hedefleri peşinde koştuğunu her zeminde vurguladık. Gerek İran’la yaşanan füze gerilimi gerekse İsrail’in Lübnan’a yönelik artan saldırıları maalesef kaygılarımızda bizi haklı çıkardı. Buradan bir kez daha şu uyarıyı yapmak durumundayız; karşımızda devlet adamı vasfının asgari şartlarını dahi taşımayan, gözü dönmüş ihtiraslarının esiri olmuş, aklını, vicdanını kaybetmiş bir katil vardır. Masumların kanından beslenen bu zalim siyasi ömrünü uzatmak adına kendi vatandaşlarının güvenliğini dahi hiçe saymaktadır. Netanyahu yönetimi altındaki İsrail saldırganlığı durdurulmadıkça Türkiye dahil bölgemizdeki hiçbir devlet kendini emniyette hissedemez. Bakınız bu durum İsrail’in komşusu olan Lübnan ve Suriye başta olmak üzere tüm ülkeler için de geçerlidir” dedi.

    ‘MÜREFFEH BİR SURİYE GÖRMEK İSTİYORUZ’

    “Özellikle aynı coğrafyayı ve aynı kaderi paylaştığımız devletlerle karşılıklı diyalog zeminini güçlendirmemiz önem arz ediyor” diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Mevcut bölgesel ve uluslararası konjektürde İslam ülkeleri arasında dayanışmayı artırmamız, fikir ayrılıklarını gidermemiz son derece mühimdir. Geçmişin geleceğimizi de ipotek altına almasına müsaade edemeyiz. Bu anlayışla komşularımızdan başlayarak bölgemizdeki tüm aktörlerle münasebetlerimizi ilerletmeye gayret ediyoruz. Şimdiye kadar bu çabalarımızın somut çıktılarını bir çok yerde gördük. Komşumuz Suriye’de de 13 yıldan fazla süredir devam eden ve 1 milyon insanın hayatına mal olan ihtilafa siyasi çözüm bulmak için çok uğraştık. Astana süreci ile rejim ve muhalefetin aynı zeminde buluşmasını sağladık. Bunun dışında farklı kanallarla, daha fazla kan dökülmesinin, daha fazla çatışma yaşanmasının önüne geçmeye çalıştık. Sahada bazı konularda müspet neticeler de aldık. Sulhe ve sükunete hizmet edecek ilave adımların atılması mümkündür. Bizim kimsenin toprağında ve egemenliğinde gözümüz yoktur. Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve milli birliğinin korunması Türkiye’nin de önceliğidir. DEAŞ’la birlikte güney sınırlarımız boyunca PKK’ya kurdurulmak istenen terör devletine en ağır darbeyi sınır ötesi harekatlarla Türkiye indirmiştir. Çünkü biz komşu olarak istikrarsızlıkla boğuşan ve terör örgütlerinin cirit attığı değil; demokratik, müreffeh, güçlü bir Suriye görmek istiyoruz. Suriye’nin evlerini terk etmek zorunda kalmış milyonlar için güvenli bir yer haline gelmesini herkesten daha çok biz arzu ediyoruz. Böyle bir iklimime ne kadar kısa sürede kavuşulursa herkes için özellikle Suriye halkı için o kadar iyi olacaktır.”

  • Cesedi Bulunan Bekir Karasu Toprağa Verildi

    Cesedi Bulunan Bekir Karasu Toprağa Verildi

    ESKİŞEHİR’de kayıp olarak aranırken, Porsuk Çayı’nın Odunpazarı ilçesine bağlı kırsal Karacaşehir Mahallesi’nden geçen bölümünde ellerinden iple bağlanmış halde cesedi bulunan Eskişehir Teknik Üniversitesi’nde (ESTÜ) görevli öğretim üyesi Prof. Dr. Bekir Karasu, toprağa verildi. Ön otopside ise Karasu’nun boğularak öldürüldüğü tespit edildi. 5 Şüphelinin gözaltında olaya ilişkin savcılık, dosya hakkında gizlilik kararı aldı. 

    Bekir Karasu Cenaze

    Eskişehir Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Malzeme Bilimi ve Mühendisliği Bölümü’nde görevli Prof. Dr. Bekir Karasu, geçen 27 Haziran’da evinden çıktıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamadı. Ailesi ve yakınları çevrede yaptığı aramalarda Prof. Dr. Karasu’ya ulaşamayınca Eskişehir Emniyet Müdürlüğü’ne kayıp başvurusunda bulundu. Polisin yaptığı araştırmada, Karasu’ya ait aracın son olarak Odunpazarı ilçesine bağlı Büyükdere Mahallesi’ndeki Nabi Avcı Bulvarı’ndan geçiş yaptığı belirlendi. Mobese görüntülerinin yanı sıra cep telefonu sinyallerini takip eden polis ekiplerince, Karasu’nun cansız bedeni Odunpazarı ilçesine bağlı kırsal Karacaşehir Mahallesi’nden geçen Porsuk Çayı’nda bulundu.

    Kasten Boğularak Öldürülmüş

    Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde otopsisi yapılan Karasu’nun boğularak öldürüldüğü belirlendi. Yakınları tarafından hastanedeki işlemlerinin ardından alınan Prof. Dr. Bekir Karasu’nun cenazesi, öğretim üyesi olduğu Eskişehir Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığı önüne getirildi. Karasu için burada tören düzenlendi. Törene Prof. Dr. Bekir Karasu’nun annesi Solmaz, erkek kardeşi Mustafa Karasu ile akademisyenler, öğrenciler ile Eskişehir Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Özcan katıldı.

    Rektör Prof. Dr. Özcan, Prof. Dr. Bekir Karasu’nun çok sevilen insan olduğunu ifade ederek, “Biz gerçekten kendisini çok seviyoruz. Hocamız çok uzun yıllar önce özellikle Milli Eğitim Bakanlığı’nın, cam seramikle ilgili olarak, çok iyi kitaplar yazdılar o dönemde. Bilimsel anlamda birçok çalışmaya katkı verdi. Geçmiş yıllarda epey sayıda atıf aldı, birçok sayıda makalesi vardı. Bölümümüzün daha sonra malzeme mühendisliğine evrildiği dönemde de çok büyük katkıları oldu. Benim hatırladığım kimseyi kırmayan, çok mütevazi ve aynı zamanda da çok iyi bir insandı” dedi. Törende Prof. Dr. Karasu’nun annesi Solmaz Karasu ile kardeşi Mustafa Karasu taziyeleri kabul ederken gözyaşlarına hakim olamadı.

    Prof. Dr. Karasu’nun cenazesi okunan özgeçmişi ve duaların ardından Tepebaşı ilçesine bağlı Çamlıca Mahallesi’nde Merkez Fatih Camii’ne getirildi. Cenazeye Karasu ailesinin yakınları, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Prof. Dr. Bekir Karasu, kılınan cenaze namazının ardından Asri Mezarlığı’nda gözyaşlarıyla toprağa verildi. Prof. Dr. Bekir Karasu’nun bir süredir sorunlar yaşadığı eşiyle boşanma aşamasında olduğu bu nedenle eşinin, üniversite ve cenaze namazına da katılmadığı öğrenildi.

  • “Kara Murat” Göreve Hazır: Murat Kurum, Çevre Bakanlığını Devraldı!

    “Kara Murat” Göreve Hazır: Murat Kurum, Çevre Bakanlığını Devraldı!

    Murat Kurum, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’nin istifasının ardından boşalan bakanlık koltuğuna oturdu. Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzası taşıyan atama kararı ile resmen göreve başlayan Kurum, devir teslim töreninde önemli açıklamalarda bulundu.

    Devir Teslim Töreni ve Kurum’un Açıklamaları

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nda düzenlenen devir teslim töreni, hem bakanlık personelinin hem de basının yoğun ilgisine sahne oldu. Törende konuşan Bakan Murat Kurum, geçmişteki çalışmalarını ve kriz anlarında gösterdiği liderlik özelliklerini vurgulayarak, “Yeri geldi Elazığ’ın Kara Murat’ı oldum. Yeri geldi İstanbul’un Murad’ı oldum. Depremde, selde, heyelanda milletimiz için koşturmaya gayret gösterdim. Elimden geleni yapmaya çalıştım ve yapmaya devam edeceğim” dedi.

    Bakan Kurum, göreve geldiği bu yeni dönemde de özellikle iklim değişikliği ve çevre politikalarına odaklanacaklarını belirtti. Çevre koruma, sürdürülebilir şehircilik ve iklim kriziyle mücadele konularında yeni politikalar geliştirmeyi ve mevcut projeleri daha da ileriye taşımayı hedeflediklerini ifade etti. Kurum, “Amacım, geçmişte ne yaptıysam yine aynısını aziz milletimiz için yapmak olacaktır” diyerek, bu görevde de halkın refahı ve ülkenin çevresel sürdürülebilirliği için çalışacaklarını vurguladı.

    Görevden Ayrılan Özhaseki’ye Teşekkür

    Murat Kurum, görevi devraldığı Mehmet Özhaseki’ye de teşekkürlerini sundu. Özhaseki’nin bakanlık görevi süresince yürüttüğü çalışmalar ve projeler için Kurum, “Kendisiyle birlikte çalışmak, deneyimlerinden faydalanmak büyük bir onurdu. Bakanlık olarak kendisinin başlattığı projeleri devam ettirecek ve yeni projelerle taçlandıracağız” şeklinde konuştu.

    Murat Kurum’un bakanlık görevine başlaması, özellikle çevre ve şehircilik alanında önemli gelişmeler beklenen bir dönemin habercisi olarak görülüyor. Bakan Kurum’un önceki görevlerinde gösterdiği başarılar, yeni görevine dair beklentileri daha da artırmış durumda. Kurum’un liderliğinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın, Türkiye’nin çevresel hedeflerine ulaşmasında kritik bir rol oynaması bekleniyor.

  • Tere Bin Filmi Türkçe Altyazı İle Nasıl İzlenir? Adım Adım Rehber

    Tere Bin Filmi Türkçe Altyazı İle Nasıl İzlenir? Adım Adım Rehber

    Hint sinemasının romantik drama türündeki yeni yapımlarından “Tere Bin”, Türkiye’deki sinema severler tarafından büyük bir ilgiyle karşılandı. Film, etkileyici hikayesi ve güçlü oyunculuk performansları ile dikkat çekerken, Türkçe altyazılı olarak nasıl izlenebileceği de merak konusu oldu. İşte “Tere Bin” filmini Türkçe altyazılı olarak izlemek için gereken adımlar:

    “Tere Bin” Filmine Genel Bakış

    “Tere Bin”, aşk ve fedakarlık temalarını işleyen duygusal bir dram. Film, farklı sosyal çevrelerden gelen iki genç arasında filizlenen tutkulu bir aşkı merkezine alıyor. Yönetmenliğini Rajesh Krishnan’ın yaptığı bu yapım, Hint sinemasının renkli dünyasını dramatik bir anlatı ile harmanlıyor.

    Film Nerede Yayınlanıyor?

    “Tere Bin” filmi, çeşitli dijital platformlarda yayınlanmaktadır. Türkiye’deki izleyiciler, filmi Netflix, Amazon Prime Video gibi popüler streaming servisler üzerinden izleyebilirler. Ayrıca, bazı online film izleme sitelerinde de yer almaktadır.

    Türkçe Altyazılı İzleme Rehberi

    1. Platform Seçimi: İlk adım, filmi yayınlayan platformları belirlemek. Netflix ya da Amazon Prime gibi servislerde hesabınız varsa, bu platformları tercih edebilirsiniz.

    2. Arama ve Seçim: Seçtiğiniz platformun arama çubuğuna “Tere Bin” yazarak filmin sayfasına gidin. Filmin üzerine tıkladığınızda, detay sayfasına erişebilirsiniz.

    3. Altyazı Ayarları: Film oynatmaya başladığında, genellikle ekranın alt kısmında bulunan altyazı ayarları simgesine tıklayın. Buradan Türkçe altyazı seçeneğini aktif hale getirebilirsiniz.

    4. İzleme Keyfi: Altyazılarınız hazır olduğunda, “Tere Bin” filminin romantik ve dramatik dünyasına dalabilirsiniz.

    Alternatif İzleme Seçenekleri

    Eğer popüler streaming servislerine erişiminiz yoksa, filmi Türkçe altyazılı olarak sunan diğer online film sitelerine yönelebilirsiniz. Bu siteler, genellikle kullanıcıların üyelik gerektirmeden film izlemesine olanak tanır. Ancak, bu sitelerin güvenliği ve yasallığı konusunda dikkatli olmanız önemlidir.

    “Tere Bin” filmi, Türkçe altyazılı seçeneklerle Türkiye’deki sinema severlerin erişimine açık. Romantik ve duygusal hikayesiyle dikkat çeken bu film, çeşitli dijital platformlarda ve alternatif online sitelerde yer almaktadır. Yukarıdaki adımları takip ederek siz de bu etkileyici filmi Türkçe altyazılı olarak izleyebilirsiniz.

  • Mustafa Ceceli ve Karısı İntizar Video Olayı Nedir?

    Mustafa Ceceli ve Karısı İntizar Video Olayı Nedir?

    Mustafa Ceceli ve karısı İntizar olayı olarak araştırılan video görüntüleri hakkında kafalarda çok fazla soru işareti ile birlikte durumu görmek isteyenlerin sayısı da artmaktadır. Bazı sosyal medya platformlarında ülkemizin sevilen sanatçısı Mustafa Ceceli ve karısı İntizar olarak bilinen sanatçı ile ilgili ifşa adı altında videolar paylaşılmaktadır.

    Bu vidolar gerçeği yansıtmadığı gibi ifşa kelimesinin karşılığı olan gizli veya saklı bir durumda yoktur. Kavga veya tartışmalar her ilişkide olabilecek durumlarken bu konuların gündem olması ise sosyal medya platformlarındaki içerik üreticilerinin etkileşim uğruna takipçilerini kandırmasından kaynaklanmakta. 

    Mustafa Ceceli ve Karısı İntizar Video Olayı Nedir? 

    Mustafa Ceceli Ve Karısı İntizar Video Olayı

    Türkiye’nin sevilen sanatçılarından Mustafa Ceceli ve eşi hakkında son dönemde ortaya atılan ifşa iddiaları ve video görüntüleri, sosyal medyada büyük bir yankı uyandırdı. Özellikle bazı sosyal medya platformlarında paylaşılan bu videolar, kullanıcılar arasında merak uyandırırken, gerçekliği konusunda birçok soru işareti de beraberinde getirdi. Mustafa Ceceli ve eşi ile ilgili paylaşılan bu videoların gerçek olmadığını ve sadece sosyal medya etkileşimi kazanmak amacıyla oluşturulduğunu açıklığa kavuşturmak gerekmektedir.

    Son dönemde, Mustafa Ceceli ve eşi İntizar hakkında ifşa adı altında çeşitli videolar ve görseller sosyal medya platformlarında hızla yayıldı. Bu paylaşımlar, kullanıcılar arasında büyük ilgi görürken, aslında gerçeği yansıtmayan içeriklerden oluşmaktadır. İfşa kelimesinin karşılığı olan gizli veya saklı durumlar söz konusu olmamasına rağmen, bu tür paylaşımlar etkileşim uğruna takipçileri kandırma amacı taşımaktadır.

    Mustafa Ceceli’nin hayranları ve genel kullanıcı kitlesi, sosyal medyada paylaşılan bu tür videoların doğruluğunu araştırmakta ve meraklarını gidermeye çalışmaktadır. Ancak yapılan incelemeler sonucunda, bu videoların büyük ölçüde yanıltıcı ve gerçek dışı olduğu ortaya çıkmaktadır. Sosyal medyada yayılan bu tür içerikler, kullanıcıları yanıltmakta ve gereksiz bir gündem yaratmaktadır.

    Mustafa Ceceli ve eşi hakkında paylaşılan videolar dikkatle incelendiğinde, aslında gerçeği yansıtmadığı ve sadece etkileşim kazanmak amacıyla oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Kavga veya tartışmalar her ilişkide olabilecek durumlar olmasına rağmen, bu konuların gündem olması sosyal medya platformlarındaki içerik üreticilerinin manipülasyonlarından kaynaklanmaktadır. Bu tür paylaşımlar, sosyal medyanın manipülatif gücünü ve kullanıcıları yanıltma potansiyelini gözler önüne sermektedir.

    Mustafa Ceceli ve eşi hakkında sosyal medyada yayılan ifşa videoları ve iddialar, büyük ölçüde gerçek dışı ve yanıltıcıdır. Bu tür içerikler, sosyal medya platformlarının etkileşim ve takipçi kazanmak için başvurduğu manipülatif yöntemlerin bir parçasıdır. Kullanıcıların, bu tür iddialara karşı dikkatli ve eleştirel yaklaşmaları önemlidir. Gerçekleri öğrenmek için güvenilir kaynaklardan bilgi edinmek, yanıltıcı ve çarpıtılmış içeriklerin etkisinden korunmak adına en doğru yoldur.

    Kullanıcıların, sosyal medyada karşılaştıkları bu tür içeriklere karşı daha bilinçli olmaları ve her duyduklarını gerçek olarak kabul etmemeleri gerekmektedir. Sosyal medyanın manipülatif gücü, doğru bilgiyi bulmayı zorlaştırabilir, bu nedenle kullanıcılar güvenilir kaynaklara yönelmeli ve kendi araştırmalarını yapmalıdır.

  • Erdoğan İmzaladı: Koca ve Özhaseki Görevden Alındı!

    Erdoğan İmzaladı: Koca ve Özhaseki Görevden Alındı!

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki görevden alındı. Bu sürpriz karar, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı ve istifaların arka planında neler olduğu konusunda çeşitli spekülasyonlara yol açtı.

    Fahrettin Koca, COVID-19 pandemisi sürecinde yürüttüğü çalışmalar ve sağlık politikalarıyla geniş kesimlerin takdirini kazanmış bir isimdi. Görevden alınmasının ardından, sağlık sektöründe devam eden projeler ve pandemi sonrası süreçlerin nasıl yönetileceği merak konusu oldu.

    Mehmet Özhaseki ise, kentsel dönüşüm projeleri ve çevre politikaları ile dikkat çeken bir bakan olarak biliniyordu. Onun görevden alınması, özellikle şehircilik ve iklim değişikliği konularında sürdürülen çalışmaların geleceği hakkında soru işaretleri oluşturdu.

    Cumhurbaşkanlığı, bu görevden almaların nedenleri hakkında henüz resmi bir açıklama yapmadı. Yeni bakan atamalarının kısa süre içinde yapılması bekleniyor. Kamuoyu ve siyasi analistler, bu değişikliklerin Türkiye’nin sağlık ve çevre politikaları üzerindeki etkilerini yakından takip ediyor. Yeni atamalarla birlikte bu alanlarda nasıl bir strateji izleneceği büyük bir merakla bekleniyor.