Kategori: Gündem Haberleri

  • Bakan Yumaklı’dan 16 Ekim Mesajı

    Bakan Yumaklı’dan 16 Ekim Mesajı

    Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla yayımladığı mesajında, küresel çapta giderek büyüyen gıda güvenliği sorununa dikkat çekti. Bakan Yumaklı, sürdürülebilir bir yaşam için gıda ve su kaynaklarının korunmasının hayati önem taşıdığını belirterek, herkesin bu konuda sorumluluk alması gerektiğini vurguladı. Gıdanın israf edilmemesi ve gelecekteki nesiller için kaynakların bilinçli kullanılması gerektiğine dikkat çeken Yumaklı, mesajında çarpıcı ifadeler kullandı: “Elimizdeki en değerli hazinelerden olan gıdamıza hep birlikte sahip çıkalım.”

    Dünya Gıda Günü’nün önemine değinen Bakan Yumaklı, sınırlı olan doğal kaynakların daha verimli kullanılması gerektiğini hatırlattı. Gıda israfı, dünyadaki açlık ve yetersiz beslenme sorunlarıyla mücadelede en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Yumaklı, bu sorunların çözümü için israfı azaltmanın yanı sıra tarımsal üretim süreçlerinin de sürdürülebilir olması gerektiğine vurgu yaptı. Tarımın gelecekte de toplumları besleyebilmesi için toprağın, suyun ve diğer doğal kaynakların korunmasının zorunlu olduğunu ifade eden Bakan, bu süreçte herkesin bilinçli adımlar atmasının önemine dikkat çekti.

    Bakan Yumaklı, sürdürülebilir tarım ve gıda üretiminin sadece çiftçiler ve tarım sektörü için değil, herkes için kritik bir konu olduğunu belirtti. Günümüzde artan nüfus, iklim değişikliği ve kaynakların giderek tükenmesi, gıda üretiminde ciddi zorluklar yaratıyor. Yumaklı, mesajında bu zorluklara karşı toplumun her kesiminin ortak hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Özellikle gıda israfının önlenmesinin, sürdürülebilir bir geleceğin anahtarı olduğunu ifade ederek, “Gelecekteki sofralarımızı bugünden israf etmemeliyiz” dedi.

    Bakanın mesajında ayrıca, israfın yalnızca bireysel tüketim alışkanlıklarından değil, aynı zamanda gıda üretimi, dağıtımı ve tüketimi süreçlerinde de yaşandığına dikkat çekildi. Tarım ve Orman Bakanlığı olarak, gıda güvenliği ve sürdürülebilir tarım konularında çeşitli projeler ve politikalar geliştirdiklerini belirten Yumaklı, bu projelerin hem yerel hem de uluslararası düzeyde toplumlara katkı sağlayacağını ifade etti. Yumaklı, vatandaşları gıda israfına karşı bilinçli olmaya ve bu konuda sorumluluk üstlenmeye davet ederek, “Gelin, 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nde bir adım atalım ve elimizdeki en değerli hazinelerden olan gıdamıza hep birlikte sahip çıkalım” dedi.

    Yumaklı’nın mesajı, tarımın ve doğal kaynakların geleceği konusunda da uyarılar içeriyordu. İklim değişikliğinin tarım üzerinde yarattığı olumsuz etkilerden bahseden Yumaklı, suyun ve toprağın korunması için acil eylem planlarının uygulanması gerektiğini belirtti. İklim değişikliğinin özellikle tarımsal üretimi tehdit ettiğini ve bu nedenle sürdürülebilir tarım uygulamalarının hayata geçirilmesinin zorunlu olduğunu vurguladı. Bakan Yumaklı, tarımın uzun vadede sürdürülebilir olması için yalnızca bugünkü ihtiyaçların değil, gelecekteki nesillerin ihtiyaçlarının da göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade etti.

    Bakan İbrahim Yumaklı’nın mesajı, toplumun her bireyini gıda israfına karşı sorumlu olmaya davet etti. Gıda güvenliğinin sadece üretim aşamasında değil, tüketim alışkanlıklarında da önemli bir yer tuttuğunu hatırlatarak, bugünden atılacak küçük adımların gelecekte büyük farklar yaratacağını söyledi. Yumaklı, mesajını şu cümleyle tamamladı: “Hem bugünümüzü hem de yarınlarımızı israftan uzak, sürdürülebilir ve bereketli kılalım.”

    Bu önemli mesaj, hem bireylerin hem de kurumların gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik konularında daha bilinçli adımlar atmaları gerektiğini bir kez daha hatırlatırken, Dünya Gıda Günü’nün anlam ve önemini de vurguladı.

  • 1 Milyon Bağışçı Sayısına Ulaşıldı: Kök Hücre Bağışçısı Nasıl Olunur?

    1 Milyon Bağışçı Sayısına Ulaşıldı: Kök Hücre Bağışçısı Nasıl Olunur?

    Türk Kızılay, Sağlık Bakanlığı ile iş birliği içinde yürüttüğü Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi (TÜRKÖK) projesi kapsamında, kök hücre bağışçı adaylarının kazanımını sağlama ve eşleşme/nakil süreçlerinin takibi görevlerini yürütüyor.

    Proje kapsamında kök hücre tedavisine ihtiyaç duyan hastalar için bağışçı adayı olan kişi sayısı (aktif kök hücre bağışçı adayı) 1 milyon 166 kişiye ulaştı.

    Halk arasında kemik iliği nakli olarak da ifade edilen kök hücre nakline, kemik iliği kanserleri, lenfomalar, organ kanserleri, kemik iliğinin yetersiz çalıştığı veya çalışmadığı durumlar ile immün yetersizlikler ve kalıtsal metabolik hastalıkların tedavisinde ihtiyaç duyuluyor. 

    1 milyonu aşkın kök hücre bağışçı adayına teşekkür eden Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, “Tıpkı kan bağışçılarımız gibi, kök hücre bağışçılarımız da hayat kurtarmaya gönüllü olan sessiz kahramanlarımız. Kök hücre bağışı, bazen lösemi hastası bir çocuğumuz bazen kalıtsal hastalığı olan bir gencimiz için tek yaşam umudu. Bu yüzden Türk Kızılay olarak sağlıklı her vatandaşımızı kök hücre bağışı için kan örneği vermeye ve iyiliğin en güzel haline ortak olmaya davet ediyoruz” dedi.

    NASIL BAĞIŞÇI ADAYI OLUNUR?

    Kök hücre bağışçısı olmak isteyenler, Kızılay kan bağış noktalarına giderek TÜRKÖK Bilgilendirme ve Onam Formu’nu dolduruyor. Bağışçı adaylarından alınan üç tüp kan, gerekli testlerden geçtikten sonra sonuçlar TÜRKÖK Kemik İliği Bankası (KİB) veri tabanına aktarılıyor ve kişi bağışçı adayı olarak sisteme dahil ediliyor. Sağlık Bakanlığı, veri tabanında bir hasta ile eşleşme tespit ettiğinde Kızılay, bağışçı adayına ulaşarak detaylı testler yapıyor ve bağışçının uygun bulunması halinde tedavi süreci başlıyor. Vatandaşlarımız kök hücre bağışı ile ilgili daha fazla bilgiye www.kanver.org sitesinden ulaşabilir.

  • Galataport İstanbul 29 Ekim’e Özel Hazırlanıyor

    Galataport İstanbul 29 Ekim’e Özel Hazırlanıyor

    Galataport İstanbul, Türkiye Cumhuriyeti’nin 101. yılını büyük bir coşkuyla kutluyor. 29 Ekim Salı günü 14:00-19:00 saatleri arasında halka açık ve ücretsiz olarak gerçekleştirilecek özel etkinlik serisi, her yaştan ziyaretçiye cumhuriyet ruhunu derinden hissettirecek.

    Program kapsamında; şeflik ve genel müzik direktörlüğünü Türkiye’nin önde gelen orkestra şeflerinden Prof. Rengim Gökmen’in üstleneceği Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası (DÇSO), 14:00 ve 16:30’da Doğuş Meydanı’nda iki özel performans sergileyecek. Türkiye’nin ilk ve tek daimi ulusal çocuk senfoni orkestrası ünvanını taşıyan DÇSO’nun Klasik Batı müziği eserleri ve marşların yer aldığı repertuvarına, Devlet Opera ve Balesi’nin değerli sanatçılarından Görkem Ezgi Yıldırım ve Ezgi Karakaya eşlik edecek. Galataport İstanbul, çocuk sanatçıların heyecanla hazırlandığı konsere dördüncü kez ev sahipliği yapacak.

    Misafirler ayrıca, İstanbul Klasik Otomobilciler Derneği (İKOD)’nin 30 klasik otomobilini ve dünyada yalnızca 28 adet bulunan 1962 model altın rengi Chevrolet aracını da Saat Kulesi Meydanı’nda görme fırsatını yakalayacak. 

  • Sosyal Medya Artık Güvende: Tehditler Ortadan Kaldırılıyor

    Sosyal Medya Artık Güvende: Tehditler Ortadan Kaldırılıyor

    Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 17. Uluslararası Bilgi Güvenliği ve Kriptoloji Konferansı’nda konuştu. Bakan Uraloğlu, bilginin her şeyden değerli ve tarihin her döneminde bir hazine gibi saklandığını belirterek “Bilgi dijitalleşti ve internet ağlarıyla artık herkesin ulaşabileceği bir hale geldi. Bu noktada, siber güvenlik ve kriptoloji adında iki güçlü savunma konsepti ortaya çıktı. Siber güvenlik kavramını bilgiyi dış dünyanın tehditlerinden koruyan bir sur gibi düşünebiliriz. Kriptolojiyi ise bu surun en sağlam kalesi olarak görüyoruz. Karmaşık şifreleme yöntemleriyle donatılmış bu kale, bilginin sadece yetkili kişiler tarafından okunmasını sağlıyor. Tıpkı bir labirent gibi kriptoloji, izinsiz girişleri engeller ve bilginin gizliliğini korur. Özetle bilginin okyanusunda yolculuk ederken, siber güvenlik ve kriptoloji, bizi fırtınalardan koruyan güvenli bir liman gibidir.” dedi.

    “NESNELERİN İNTERNETİ OLARAK ADLANDIRILAN YENİ BİR YAŞAM BİÇİMİMİZ VAR”

    Son yıllarda internet kaynaklı veri ihlallerinin artmasıyla birlikte bilgi güvenliği yönetiminin öneminin arttığını ve herkes için kritik bir öncelik haline geldiğinin altını çizen Bakan Uraloğlu, “Artık hayatımızın her alanına nüfuz eden internete bağlı cihazların oluşturduğu nesnelerin interneti olarak adlandırılan yeni bir yaşam biçimimiz var. Bu yeni yaşam biçimi ile birlikte bir yandan klasik çalışma, düşünme, eğlenme yöntemleri değişirken diğer yandan yaşam yeni şekilleriyle elektronik ortama taşınmaya devam ediyor. Artık faturalarımızı internetten ödüyor, e-ticaret siteleri üzerinden alışveriş yapıyoruz. İnternet bankacılığı ile para transferleri gerçekleştiriyoruz. Düşünüldüğünde tüm bu gelişmeler, emek, kaynak ve zaman tasarrufu başta olmak üzere pek çok faydalar sağlıyor. Her türlü bilginin elektronik ortama taşınması ve kritik altyapılarda da yoğun olarak internet uygulamalarının kullanılması güvenlik ihlallerini de beraberinde getirdi.” diye konuştu.

    Siber saldırıların sadece bir teknoloji sorunu olmaktan çıktığını, ekonomik ve sosyal hayatın her alanını etkileyen ciddi bir tehdit haline geldiğini vurgulayan Bakan Uraloğlu, “Gelişen tehditler karşısında bu alanlardaki çalışmaların önemi giderek artmakta ve bu tehditlere karşı yenilikçi güvenlik önlemlerinin geliştirilmesi gerekmektedir. Bu noktada konferansımızın ana temasını oluşturan siber dayanıklılık ve olgunluk kavramları da bu tehditlere karşı koymada her kurum ve işletmenin öncelikli hedeflerinden biri olmuştur. Siber dayanıklılık, siber saldırılara karşı direnç gösterme, saldırıların etkilerini en aza indirme ve normal işleyişine hızla dönme yeteneğini ifade ederken siber olgunluk ise bir organizasyonun siber güvenlik yönetimi süreçlerindeki başarısını ifade etmektedir. Siber dayanıklılık ve olgunluk, sadece teknoloji odaklı bir yaklaşımla sağlanamaz. Bu kavramlar, organizasyonun tüm yapısına entegre edilmeli ve çalışanların siber güvenlik farkındalığının artırılmasıyla desteklenmelidir” ifadelerini kullandı.

    BİR HAFTADA 402 BİN 979 ZARARLI İNTERNET ADRESİNE ERİŞİM ENGELLENDİ

    USOM tarafından geliştirilen yapay zekâ teknolojisi ile toplam 61 bin 293 adet alan adının vatandaşları dolandırmaya yönelik oltalama olarak kullanıldığını tespit ettiklerini ve gerekli önlemleri aldıklarını belirten Bakan Uraloğlu, “Toplam 402 bin 979 adet zararlı internet adresine son bir haftada 165 milyon erişim engellendi. Yine, son bir haftada 2 bin 348 adet yani ağ saldırısı USOM’a raporlanmış ve gerekli tedbirler alınmıştır. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği tarafından hazırlanan Küresel Siber Güvenlik Endeksi’ne göre ülkemiz Avrupa’da 6., dünya genelinde ise 11. sıradadır” ifadelerini kullandı.

  • Fahrettin Altun: “Depremle İlgili Medya Sorumlu Yayıncılık Yapmalı”

    Fahrettin Altun: “Depremle İlgili Medya Sorumlu Yayıncılık Yapmalı”

    İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Malatya’nın Kale ilçesinde meydana gelen ve çevre illerde de hissedilen deprem sonrası önemli bir mesaj yayımladı. Sosyal medya hesabı üzerinden vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileten Altun, deprem sonrası süreçte dikkat edilmesi gereken önemli noktalara değindi. Altun, hem vatandaşları bilgilendirmek hem de medya kuruluşlarına çağrıda bulunmak amacıyla yaptığı açıklamada, depremin ardından herhangi bir olumsuz durum tespit edilmediğini belirtti ve resmi birimlerin çalışmalarını titizlikle sürdürdüğünü vurguladı.

    Fahrettin Altun, paylaşımında, “Şu ana kadar deprem sebepli herhangi bir olumsuzluk tespit edilmemiş olup, ilgili birimlerimizin her biri kendi alanlarında tarama faaliyetlerini sürdürmektedir” ifadelerine yer verdi. Deprem anından itibaren tüm kamu kuruluşları, özellikle AFAD başta olmak üzere ilgili birimlerin, sahada hızlıca çalışmalarına başladığını ve deprem bölgesinde kapsamlı bir inceleme yürütüldüğünü belirtti. Altun, bu süreçte toplumu yanlış yönlendirebilecek dezenformasyonlara ve sansasyonel haberlere karşı dikkatli olunması gerektiğinin altını çizdi.

    Medya kuruluşlarına yönelik yaptığı çağrıda ise Altun, sorumlu yayıncılık ilkelerine vurgu yaparak, sansasyon ve dezenformasyonun özellikle bu tür afet anlarında toplumda gereksiz bir panik yaratabileceğini belirtti. Altun, “Depremle ilgili medya kuruluşlarımızın sansasyon ve dezenformasyondan uzak, sorumlu yayıncılık bilinciyle hareket etmelerini bekliyoruz” dedi. Afet anlarında doğru bilgilendirmenin ne kadar hayati olduğunu dile getiren Altun, toplumsal güvenliğin korunması ve yanlış bilgilerin yayılmasının önüne geçilmesi gerektiğini ifade etti.

    Deprem gibi hassas konuların ele alınışında medyanın oynadığı rolün önemine dikkat çeken İletişim Başkanı, özellikle sosyal medyada hızla yayılan yanıltıcı bilgilerin önüne geçilmesi gerektiğini belirtti. Bu tür yanlış bilgilerin, hem afetzedelere hem de yardım ekiplerine olumsuz etkiler yapabileceğini ifade eden Altun, devlet kurumları tarafından sağlanan bilgilerin dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Resmi kaynaklardan gelen bilgiler doğrultusunda halkın doğru bilgilendirilmesinin önemini bir kez daha hatırlattı.

    Altun’un çağrısı, özellikle medya ve sosyal medya kullanıcıları için sorumlu davranmanın gerekliliğine dikkat çekiyor. Deprem gibi doğal afetlerde yanlış bilgi ve dezenformasyonun yayılmasının önlenmesi, toplumda gereksiz endişe ve paniğin oluşmasını engellemek adına büyük bir önem taşıyor. Bu süreçte medya kuruluşlarının, sadece resmi açıklamaları takip ederek ve sorumlu bir yayıncılık anlayışıyla hareket etmeleri, toplumsal huzurun korunmasına da katkıda bulunuyor.

    Malatya’nın Kale ilçesinde gerçekleşen deprem sonrası bölgede yaşayan vatandaşlar için devlet kurumları hızla harekete geçti ve sahada yapılan incelemeler sonucu şu ana kadar herhangi bir olumsuz durumun tespit edilmediği bildirildi. Altun’un çağrısı doğrultusunda, toplumun bilgilendirilmesinde medya kuruluşlarının ve sosyal medya kullanıcılarının oynadığı rol büyük önem taşıyor. Bu tür durumlarda halkın bilinçlendirilmesi ve güvenilir kaynaklardan gelen bilgilere itibar edilmesi, hem devletin hem de toplumun ortak sorumluluğu olarak öne çıkıyor.

    Deprem sonrası çalışmaların kesintisiz bir şekilde sürdüğünü belirten Altun, tüm birimlerin titizlikle görevlerini yerine getirdiğini ve vatandaşların güvenliği için gereken her türlü önlemin alındığını söyledi. Ayrıca, depremle ilgili her türlü gelişmenin kamuoyuyla paylaşılacağını ve resmi açıklamaların takip edilmesi gerektiğini ifade etti.

    İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un çağrısı, depremin ardından ortaya çıkabilecek potansiyel bilgi kirliliğini önlemek ve toplumda huzurun korunmasını sağlamak amacıyla büyük bir sorumluluk taşıyor. Medya kuruluşları ve sosyal medya kullanıcılarının bu tür afet anlarında daha dikkatli ve özenli davranmaları, toplumun sağlıklı bir şekilde bilgilendirilmesine katkı sağlayacak.

  • Türkiye İlaç Sektörü Raporu Kamuoyuyla Paylaşıldı

    Türkiye İlaç Sektörü Raporu Kamuoyuyla Paylaşıldı

    AIFD ve EFPIA sponsorluğunda IQVIA tarafından hazırlanan “Türkiye İlaç Sektörü Raporu 2024” kamuoyuyla paylaşıldı. Raporda, küresel ilaç pazarının büyüklüğünden sağlık harcamalarına, geri ödeme süreçlerinden, ilaç değer zincirinin önemli bileşenleri olan üretim, dış ticaret, yatırım ve Ar-Ge faaliyetlerine kadar derinlemesine güncel analizler bulunuyor.

    Türk ilaç sektörünün doğru anlaşılmasının, ekosistemin geliştirilmesi açısından çok kıymetli olduğunu söyleyen AIFD Ekonomik Politikalar Direktörü Serah Kekeç raporla ilgili şu ifadeleri kullandı:

    “Türkiye İlaç Sektörü Raporu 2024, hem Türkiye hem de dünya ilaç sektörüne ait araştırmaları, analizleri, benzer ülkelerle kıyaslamaları ve çıkarımları bağımsız bir şekilde ortaya koyuyor. Bu yönüyle geliştirilmesi gereken alanları göstermesinin yanı sıra sektörümüzü ileriye taşıyacak bir rehber olma özelliğini taşıyor. Her yıl düzenli olarak paylaşılan objektif verilerin yardımı ile ihtiyaçların analiz edilmesi mümkün oluyor. Türkiye İlaç Sektörü Raporu’nun, ülkemizin sağlık ekosistemi için değer üreten tüm paydaşlar için bir başucu kaynağı olarak kabul görmesi bizleri memnun ediyor. AIFD olarak, ülkemizde sağlık sorunlarına etkin çözümler bulunmasına katkı sağlamak amacıyla yaptığımız çalışmalardan biri olan raporumuz bir anlamda sektörümüzün nabzını tutuyor. Türkiye’de yenilikçi ilaç ve tedavilere zamanında ve sürdürülebilir erişimi sağlayarak, dinamik bir ilaç sektörü oluşumuna öncülük etmek ve ülkemizin tıbbi/ilaç Ar-Ge alanındaki küresel rekabet gücünü artırmak vizyonumuz paralelinde çalışmalarımıza devam edeceğiz”

  • Prof. Dr. Naci Görür: Endişe Yok!

    Prof. Dr. Naci Görür: Endişe Yok!

    Malatya’nın Kale ilçesinde yaşanan 5,9 büyüklüğündeki depremin ardından ünlü yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile kamuoyunu bilgilendirdi. Prof. Görür, depremin Doğu Anadolu Fay Zonu üzerinde gerçekleştiğini belirterek, “Biliyorsunuz 2020 yılında Elazığ depremi nedeniyle bu fay büyük ölçüde kırılmıştı. Muhtemelen bugün yaşanan deprem, 6 Şubat 2023 depremlerinin bu faya enerji transferinin bir sonucudur. Endişe yok” ifadelerini kullandı.

    Doğu Anadolu Fay Zonu Üzerinde Enerji Transferi

    Prof. Dr. Naci Görür, Akuşağı-Kale/Malatya’da meydana gelen depremin Doğu Anadolu Fay Hattı’nda daha önce kırılmış olan segmentlerle ilişkili olduğunu ve 2023’te yaşanan büyük depremlerle bu bölgeye enerji transferi gerçekleşmiş olabileceğini ifade etti. Görür, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, deprem sonrası panik yapılmasına gerek olmadığını belirterek, vatandaşları sakin olmaya çağırdı.

    Yer bilimci, Doğu Anadolu Fay Hattı üzerindeki depremlerin, bölgedeki yer hareketliliği açısından önemli bir rol oynadığını ve bu tür sarsıntıların fay hatları üzerindeki gerilimi dengelediğini belirtti. “Deprem sonrası enerjinin aktarımı ve bu tür sarsıntılar, fay hattının doğal dinamiğinin bir parçasıdır” diyen Görür, bu durumu fay zonundaki genel hareketlilik bağlamında değerlendirdi.

    Malatya’da meydana gelen bu son deprem, bölgedeki vatandaşlar arasında kısa süreli bir paniğe neden olsa da yetkililerden gelen açıklamalar, halkın sakinleşmesine yardımcı oldu. Uzmanların açıklamalarına göre, bu tür depremler bölgede mevcut olan fay hatları üzerindeki enerjinin boşaltılması ve yer hareketliliğinin dengelemesi açısından beklenebilir nitelikte. Vatandaşların yetkililerin uyarılarını takip etmesi ve herhangi bir acil durum karşısında hazırlıklı olması önem taşıyor.

  • Malatya’da 5.9 Büyüklüğünde Deprem: Çevre İller de Sarsıldı

    Malatya’da 5.9 Büyüklüğünde Deprem: Çevre İller de Sarsıldı

    Malatya’nın Kale ilçesinde 5.9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Sarsıntı, Diyarbakır, Elazığ ve birçok çevre bölgede de hissedildi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), depremin merkez üssünün Kale ilçesi olduğunu ve derinliğinin 10.07 kilometre olarak ölçüldüğünü duyurdu. Kandilli Rasathanesi ise depremin büyüklüğünü 6.0 olarak açıkladı.

    Depremin ardından vatandaşlar ev ve iş yerlerinden sokaklara çıktı. AFAD ve ilgili kurumlar tarafından bölgede hasar tespit çalışmalarına başlandığı bildirildi. Depremin, 6 Şubat’ta yaşanan ve büyük yıkıma neden olan depremlerle aynı fay hattında, Doğu Anadolu Fay Hattı üzerinde gerçekleştiği belirtildi.

    Yetkililerden İlk Açıklamalar ve Önlemler

    Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, yaptığı ilk açıklamada kriz merkezinde bulunduklarını ve henüz can veya mal kaybına ilişkin bir ihbar almadıklarını belirtti. Başkan Er, “Panik var ama herhangi bir olumsuz haber gelmedi. Şu anda araştırmalar devam ediyor” dedi.

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Malatya’nın Kale ilçesinde meydana gelen deprem sonrası AFAD ve ilgili kurumların ekipleri saha taramalarına başlamış durumda. Çevre illerden de hissedilen depremle ilgili gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Depremden etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum” ifadelerini kullandı. Ayrıca, Malatya’da eğitime bir gün ara verildiği duyuruldu.

    Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu ve Tunceli Valisi Bülent Tekbıyıkoğlu da illerinde şu an için herhangi bir olumsuz durum yaşanmadığını belirtti. Bölgedeki yetkililer, vatandaşlardan yetkililerin yönlendirmelerine dikkat etmelerini ve hasarlı binalardan uzak durmalarını istedi.

    Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Malatya Fayı üzerindeki çalışmalara değinerek, bu fayın 3 bin yıldır kırılmadığını ve kırılması durumunda ciddi büyüklükte depremler üretebileceğini ifade etti. Prof. Sözbilir, “Malatya Fayı, 200 kilometre uzunluğunda ve üç segmentten oluşan önemli bir fay. Bu segmentlerden her biri kendi başlarına kırıldığında 7.2 büyüklüğünde depremler oluşturabilir” şeklinde konuştu. Bu açıklamalar, bölgedeki deprem riskinin ciddiyetini bir kez daha ortaya koyuyor.

  • Kahverengi Kokarca ile Mücadele İçin Samuray Arıları Salındı

    Kahverengi Kokarca ile Mücadele İçin Samuray Arıları Salındı

    Türkiye’de ilk defa 2017’de görülen kahverengi kokarca böceği için ülkede geçen yıla kadar ekonomik olarak ciddi bir zarar vermedi ancak 2023’te yağışlı bahar sezonunda ilaçlamaların etkisiz kalması nedeniyle lokal alanlarda ekonomik kayıplara yol açtı.

    Artan popülasyonla mücadele için geçen sene “Kahverengi Kokarca Eylem Planı” uygulamaya alındı. Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Kahverengi Kokarca ile Mücadele Seferberliği” başlatıldığı kaydedildi. 

    Bakanlık, zararlıya karşı mekanik (süpürme, toplama), biyoteknik (fremon tuzaklar), biyolojik (samuray arısı) ve kimyasal mücadele yöntemlerinin uygulandığını belirterek, yapılanları şöyle özetledi:

    “Bu kapsamda, 35 ilde 196 ilçede, 1272 teknik personelle 508 lokasyonda böceğin popülasyon yoğunluğu takip ediliyor. Ayrıca 99 bin 96 üreticiye, 1122 sektör temsilcilerine bilgilendirme yapıldı, konuyla ilgili 89 bin 810 eğitim materyali dağıtıldı, kamu spotu hazırlandı. Kimyasal mücadele için 2021’de 1, 2022’de 3 olmak üzere dört kimyasal ilaç ve 2024’te monitör amaçlı 1 feromon tuzak ruhsatlandırıldı. Bu yıl için şeftali, elma, armut, kivi, Trabzon hurması, ceviz, incir ve turunçgillerde, domates, biber, fasulye, patlıcan, mısır, soya, çeltik, ayçiceği ve bağlarda 81 ili kapsayacak şekilde kimyasal mücadele için önlem amacıyla tavsiye ilaç listeleri oluşturuldu”.

    Kahverengi Kokarca Ile Mücadele İçin Samuray Arıları Salındı

    Bakanlıktan alınan bilgiye göre kışlak mücadelesinde sahipsiz ve kamusal alanlarda ilaçlı mücadele yapılması için belediyeler, muhtarlıklar, Bakanlık il ve ilçe müdürlükleriyle iş birliği halinde çalışılması gerektiği kaydedilirken, biyoteknik mücadele için 4 bin 150 feromon alımı gerçekleştirildiği, 3 bin 500 adet feromon dağıtıldı, bir ay içerisinde 650 feromon dağıtımı daha yapılacağı öğrenildi.

    Bu arada plana göre il müdürlükleri tarafından da ilaç uygulaması sürüyor.

  • Yusuf Tekin İstifa Doğru Mu? Hangi Bakanlar Değişecek

    Yusuf Tekin İstifa Doğru Mu? Hangi Bakanlar Değişecek

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in istifa edip etmediği son günlerde merak konusu haline geldi. “Yusuf Tekin istifa mı etti?” sorusu, özellikle sosyal medyada sıkça gündeme gelmeye başladı. Pek çok iddia ve söylenti dolaşırken, Tekin’in istifa edeceğine dair haberler giderek artıyor. Peki, bu iddialar ne kadar doğru? Yusuf Tekin gerçekten istifa etti mi? İşte detaylar…

    Yusuf Tekin İstifa Etti mi? 15 Ekim 2024

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in istifa edeceğine dair iddialar bir süredir gündemde yer alıyor. Sosyal medyada da bu konu sıkça tartışılmaya devam ediyor. Özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son yurt dışı ziyaretlerinden dönüşünde yaptığı açıklamalar, kabine değişikliklerine işaret ediyor. Erdoğan, kabinede ve genel başkan yardımcıları düzeyinde değerlendirmeler yapılabileceğini belirttiği açıklamalarında isimler üzerinde durmasa da, Tekin’in bu değişiklikler arasında yer alabileceği spekülasyonları arttı.

    AK Parti’nin son yerel seçimlerde aldığı ağır yenilgi sonrası kabinede değişiklik yapılacağı iddiaları gündemi meşgul ederken, Yusuf Tekin’in bu değişimden etkilenebileceği söylentiler arasında. Ancak, şu ana kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından resmi bir açıklama yapılmadı. İddialar ne kadar gündemde yer alsa da, Tekin’in istifa ettiği ya da edeceğine dair herhangi bir resmi bilgi bulunmuyor.

    Yusuf Tekin’in istifasıyla ilgili iddialar henüz doğrulanmadı. Cumhurbaşkanlığı ya da Milli Eğitim Bakanlığı’ndan bu konuda bir açıklama gelene kadar, iddialar yalnızca söylenti olarak kalmaya devam ediyor. Kamuoyunun merakla beklediği bu konuda gelişmeler oldukça paylaşılacaktır.