Kategori: Gündem Haberleri

  • Aziz Yıldırım’dan Sert Tepki: Serhat Akın’a Yapılan Saldırının Failleri Ortaya Çıkarılsın

    Aziz Yıldırım’dan Sert Tepki: Serhat Akın’a Yapılan Saldırının Failleri Ortaya Çıkarılsın

    Fenerbahçe’nin eski başkanı Aziz Yıldırım, kulübün eski futbolcusu ve spor yorumcusu Serhat Akın’a yapılan silahlı saldırıya sert tepki gösterdi. Yıldırım, Akın’a geçmiş olsun dileklerini iletirken, saldırının faillerinin hızla ortaya çıkarılması çağrısında bulundu.

    Aziz Yıldırım’dan Açıklama: “Saldırıyı Şiddetle Kınıyorum”

    Aziz Yıldırım, Serhat Akın’a yapılan saldırının kendisini derinden üzdüğünü ifade ederek şunları söyledi: “Bir dönem futbol takımımızın formasını başarıyla taşıyan ve şampiyonluklarımızda büyük katkıları olan eski futbolcumuz Serhat Akın’a yapılan menfur saldırıyı büyük bir üzüntüyle öğrendim. Bu saldırıyı şiddetle kınıyorum.”

    Yıldırım, saldırının arkasındaki faillerin ve olası azmettiricilerin en kısa sürede bulunmasını istediğini belirterek, “Devletimizin ilgili birimlerinden beklentim, bu saldırının faillerinin ve arkasındakilerin hızla ortaya çıkarılarak gereken cezaları almalarının sağlanmasıdır,” ifadelerini kullandı.

    Serhat Akın’a geçmiş olsun dileklerini ileten Yıldırım, Akın’ın futbolculuk dönemindeki başarılarına ve Fenerbahçe camiasındaki önemine de dikkat çekti. Yıldırım’ın açıklamaları, Fenerbahçe camiasının bu olay karşısındaki hassasiyetini yansıtırken, saldırının detayları ve faillerin yakalanması konusundaki beklentileri de gündeme taşıdı.

    Serhat Akın’a yönelik silahlı saldırı, Fenerbahçe camiası başta olmak üzere tüm spor dünyasında büyük yankı uyandırdı. Akın’ın, Youtube programı çıkışı uğradığı saldırının ardından ayağından vurulduğu ve tedavi altına alındığı öğrenilmişti. Olayın ardından spor dünyasından birçok isim, Akın’a destek mesajları gönderdi.

    Saldırının ardındaki motivasyon ve faillerin yakalanması süreci yakından takip edilirken, Fenerbahçe camiası Serhat Akın’a yönelik bu saldırının bir an önce aydınlatılması için çağrıda bulunuyor.

  • İmamoğlu’ndan CHP’ye Bomba Talep: ‘Beni Cumhurbaşkanı Adayı Gösterin!’

    İmamoğlu’ndan CHP’ye Bomba Talep: ‘Beni Cumhurbaşkanı Adayı Gösterin!’

    İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında ortaya atılan yeni bir iddia, siyasi kulisleri hareketlendirdi. Hakkında süren ‘ahmak davası’ nedeniyle siyasi yasak kararı çıkıp çıkmayacağı merakla beklenen İmamoğlu’nun, CHP genel merkezine “Beni cumhurbaşkanı adayı gösterin” talebinde bulunduğu öne sürüldü.

    İmamoğlu’nun Talebi Gündeme Bomba Gibi Düştü

    Halk TV programcısı İsmail Küçükkaya, programında İmamoğlu ile CHP genel merkezi arasında geçen bir diyaloğu anlattı. Küçükkaya’ya göre, Ekrem İmamoğlu, CHP’nin kendisini cumhurbaşkanı adayı olarak göstermesini istedi. Bu iddiaya göre, İmamoğlu’nun böyle bir talepte bulunduğu ve Küçükkaya’nın bu bilgiyi iki farklı kaynaktan teyit ettiği belirtildi.

    İmamoğlu’nun süren ‘ahmak davası’ nedeniyle hakkında siyasi yasak kararı verilip verilmeyeceği belirsizliğini koruyor. CHP’nin bu duruma karşı nasıl bir strateji izleyeceği ve İmamoğlu’nun siyaset sahnesinde nasıl bir rol oynayacağı da gündemin en sıcak başlıkları arasında. Bu iddia, İmamoğlu’nun gelecekteki siyasi planlarına dair önemli ipuçları taşıyor olabilir.

    CHP içindeki bu iddialar, parti içinde farklı tartışmaları da beraberinde getirebilir. İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı talebinin nasıl karşılandığı ve genel merkezin bu konuda ne tür adımlar atacağı önümüzdeki günlerde netleşecek. Kulislerde, bu talebin partinin üst yönetiminde nasıl yankı bulacağı ve olası senaryolar sıkça konuşulmaya başlandı.

  • Şehit Polis Şeyda Yılmaz’ın Eşi: ‘Telsizden Eşimin Vurulduğunu Öğrendim, Başımda Kaynar Sular Döküldü

    Şehit Polis Şeyda Yılmaz’ın Eşi: ‘Telsizden Eşimin Vurulduğunu Öğrendim, Başımda Kaynar Sular Döküldü

    İstanbul Ümraniye’de görev sırasında şehit olan 27 yaşındaki polis memuru Şeyda Yılmaz’ın eşi Semih Yılmaz, yaşadığı acıyı ve olayı öğrenme anını anlattı. Aynı vardiyada çalışan çiftin, Semih Yılmaz’ın telsiz anonsuyla eşinin vurulduğunu öğrenmesi büyük bir trajediyi ortaya koydu. Şeyda Yılmaz, bir şüphelinin silahlı saldırısı sonucu hayatını kaybetmişti.

    Telsiz Anonsuyla Eşinin Vurulduğunu Öğrendi

    Semih Yılmaz, olay anında kendisinin de görevde olduğunu belirterek, telsizden duyduğu anonsla eşine ulaşmaya çalıştığını anlattı. Yılmaz, “Eşimle aynı vardiyada çalışıyorduk. Telsizden ‘Dudullu Polis Merkezi’ndeki polis yaralandı’ anonsunu duyduğumda eşimi aradım ama ulaşamadım. Yolda giderken arkadaşlarım eşimin vurulanlardan biri olduğunu söyledi. O an başımdan kaynar sular döküldü, ne yapacağımı bilemedim” diye konuştu.

    Semih Yılmaz, eşinin şehit olmayı çok istediğini, bu konuda zaman zaman konuştuklarını anlatarak, “Birçok kez konuşmuştuk. O şehit olmayı çok istiyordu. ‘Önce ben olayım, sonra sen olursun’ diye şakalaşırdık. Haberini bu şekilde almak çok zor oldu” dedi.

    Şehit Polis Şeyda Yılmaz’ın Eşi

    “Tüm Ülke Gibi Ben de Çok Sinirliyim”

    Yılmaz, eşinin katili hakkında devletin adaletine güvendiğini belirtti. “Tüm ülke gibi ben de çok sinirliyim. Devletimizin bu suç makinelerine karşı gerekeni yapacağına inanıyorum. Başka ailelerin canı yanmasın, başka Şeyda’lar şehit olmasın” dedi. 

    Şehit Polis Şeyda Yılmaz’ın Eşi 'Telsizden Eşimin Vurulduğunu Öğrendim, Başımda Kaynar Sular Döküldü1

    Sivaslı olan şehit polis memuru Şeyda Yılmaz’ın ailesine, Sivasspor Teknik Direktörü Bülent Uygun ve ekibi, taziye ziyaretinde bulundu. Ayrıca, TFF Başkan Vekili Mecnun Otyakmaz ve Olimpiyat şampiyonu Taha Akgül de aileye baş sağlığı dileklerini iletti.

    Şehit Polis Şeyda Yılmaz’ın Eşi'telsizden Eşimin Vurulduğunu Öğrendim, Başımda Kaynar Sular Döküldü2

    Şeyda Yılmaz, İstanbul Dudullu Polis Merkezi’nde görevli olduğu sırada, motosiklet hırsızlığı suçlamasıyla gözaltına alınan Yunus Emre Geçti’nin kaçışını engellemeye çalışırken yaşanan arbedede şüphelinin silahlı saldırısı sonucu şehit oldu. Olayda bir diğer polis memuru ve şüphelinin annesi de yaralandı. Şüpheli Yunus Emre Geçti, tutuklanarak “kamu görevlisini görevinden dolayı kasten öldürme” suçlamasıyla cezaevine gönderildi.

  • Çorum’da Kayıp Samet Şeker, Devrilen Otomobilinde Ölü Bulundu!

    Çorum’da Kayıp Samet Şeker, Devrilen Otomobilinde Ölü Bulundu!

    Çorum’da 4 gündür kayıp olarak aranan 22 yaşındaki Samet Şeker, yol kenarındaki bir bahçede devrilen otomobilinin içinde ölü olarak bulundu. Kayıp ihbarı üzerine başlayan arama çalışmaları, genç adamın trajik bir kazada hayatını kaybettiğini ortaya çıkardı.

    Samet Şeker’in ailesi, 22 Eylül Pazar günü genç adamdan haber alamayınca durumu 112 Çağrı Merkezi’ne bildirdi. Bunun üzerine Çorum İl Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı ve İl Afet ve Acil Durum (AFAD) ekipleri tarafından kapsamlı bir arama çalışması başlatıldı. Şeker’in son olarak Çorum-İskilip karayolunda 06 DA 0069 plakalı aracıyla görüldüğü tespit edildi ve arama çalışmaları bu bölgede yoğunlaştı.

    Çorum-İskilip karayolunun Dut mevkiinde yapılan aramalar sırasında, bir bağ evinin bahçesine devrilmiş bir araç bulundu. Otomobilin ters dönmüş halde olduğunu fark eden ekipler, yapılan incelemede araçta bulunan Samet Şeker’in cansız bedenine ulaştı. Olay yerine sevk edilen ekipler, kazanın nasıl gerçekleştiğine dair detaylı incelemelere başladı.

    Samet Şeker’in ölümü, ailesi ve yakın çevresi için büyük bir yıkım oldu. Dört gündür umutla beklenen genç adamın bu trajik kazada hayatını kaybetmiş olması, hem ailesi hem de bölge halkı arasında derin bir üzüntü yarattı.

    Aracın devrildiği ve Samet Şeker’in hayatını kaybettiği olayla ilgili olarak güvenlik güçleri geniş kapsamlı bir soruşturma başlattı.

  • Kara Rapor: Ülkemizde Hava Kalitesi Alarm Veriyor!

    Türkiye genelinde, yıl bazında hava kalitesi verilerini, mevzuat, politika ve uygulamalarını inceleyen THHP, Kara Rapor’un altıncısında da hava kirliliğiyle ilgili sorunları ortaya koyup somut çözüm önerileri getiriyor.

    Türkiye’deki hava kalitesi ve hava kirliliğinin insan sağlığına etkilerini inceleyen Kara Rapor 2024’da fosil yakıtlara bağımlılığın en önemli çevresel bedellerinden birinin hava kirliliği olduğunun altı çizilirken, ilk kez meme kanseri ile hava kirliliği arasındaki ilişki ortaya da kondu.

    İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında konuşan Temiz Hava Hakkı Platformu Koordinatörü Deniz Gümüşel, temiz hava hakkının temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevrede yaşama hakkının önemli bir bileşeni ve bir insan hakkı olduğunu belirterek, “Bu hakkın etkili biçimde kullanılabilmesinin ön koşulu, soluduğumuz havanın kalitesini bilmek. Bu da ancak etkin bir hava kalitesi izleme sistemi, bu sistemden elde edilen verilerin doğru değerlendirilmesi ve kamuoyu ile şeffaf süreçlerle paylaşılmasıyla mümkün” dedi.

    Kara Rapor’da ortaya konulan verinin 2022 ve 2023 yıllarında Türkiye genelinde hava kalitesi izleme ağındaki istasyon sayıları artsa hava kirliliğinin izlenmesi verimi hala çok düşük olduğunu belirten Gümüşel, “Yani altyapımız var, ama bu altyapıyı etkin işletemiyoruz. Özellikle fosil yakıt kullanan ağır sanayinin olduğu bölgelerde hava kalitesi düzenli takip edilmiyor. Maalesef Türkiye’de nüfusun yüzde 92’sinden fazlası hala Dünya Sağlık Örgütü standartlarına göre kirli hava soluyor” diye konuştu.

     İZMİR’DE HAVA KALİTESİ ALARM VERİYOR

    Kara Rapor’a göre hava kirliliğine yol açan partikül maddeler PM10 ve kanserojen PM2,5, üç büyük şehir İstanbul, Ankara ve İzmir’de düzenli ve yeterli ölçülmüyor.  

    Ulaşılabilen kısıtlı resmi verilere göre İstanbullular 2022 yılı boyunca ortalama 38,41 μg/m3 yani Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) kılavuz değerinin iki buçuk katı PM10 kirliliğine maruz kaldı. Kansorejen partikül madde PM2,5 ise yeterince ölçülmedi. Ankara’da 2022 yılı PM10 yıllık ortalaması 39,25 μg/m3, İzmir’de ise 45,18 μg/m3’tü. İzmirliler yıl boyu ulusal mevzuatın koyduğu sınır değerin üstünde kirli hava soluyor. Ankara ve İstanbul ise bu limitin sınırında. 

    HAVA KİRLİLİĞİ MEME KANSERİNE YOL AÇIYOR  

    Kara Rapor 2024’ün en çarpıcı vurgularından biri, hava kirliliğiyle meme kanseri arasındaki ilişkinin ortaya konması oldu.

    Dünyada meme kanseri ile hava kirliliği arasındaki ilişkiye işaret eden bilimsel araştırmaların sayısının giderek arttığına dikkat çeken raporun yazarlarından halk sağlığı uzmanı Prof. Dr. Gamze Varol ise, “P10 ve PM2,5 ile birlikte hava kirliliğinin önemli bir bileşeni olan NO2’deki (azot dioksit) her 10 μg/m3’lük artış, meme kanseri riskini 1,02 kat artırıyor. Her 10 μg/m3 PM10 artışıyla meme kanserinden ölme riski 1,05 kat artıyor. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre ise PM2,5’a daha fazla maruz kalınan bölgelerde yaşayanlarda meme kanseri vakalarında yüzde 8’lik bir artış gözlemlendi.” dedi.

    Prof. Dr. Varol, raporda, Fransa’da yıllık meme kanseri vakalarının yüzde 3,15’i, ana kaynağı trafik olan NO2’ye atfederken, bu artışın maliyetinin yıllık 825 milyon Euro olduğuna da vurgu yaptı.

    Kara Rapor kapsamında her yıl düzenli olarak yürütülen sağlık etki değerlendirmesine göre 2022 yılında Türkiye’de hava kirliliği sonucu gerçekleştiği tahmin edilen ölümler hem sayısal hem de orantısal olarak önceki yıllara göre daha yüksek olduğuna dikkati çeken sağlık etki değerlendirmesi çalışmasını yöneten halk sağlığı uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan ise, “2022 yılında illerdeki ortalama ince partikül madde (PM2,5) düzeyleri DSÖ kılavuz değeri olan 5 μg/m3’e indirilebilseydi 68 bin 440 ölüm önlenebilirdi.  2022’de kazalar, yaralanmalar ve COVID19 nedenli ölümler harici gerçekleşen 30 yaş üstü toplam ölümlerin yüzde 14.2’si hava kirliliği kaynaklıydı.” dedi.

    EN ÇOK ÖLÜM HAKKARİ’DE

    Raporda dikkati çeken satılar şöyle:

    “Hava kirliliğine bağlı ölümlerin yüzde olarak en yüksek olduğu iller, PM2,5 düzeyinin en yüksek olduğu ilk 10 il. Bir önceki yıl birinci sırada olan Batman’ın yerini Hakkari aldı. Hakkari’de 230 kişi hayatını kaybetti. Ancak PM2,5 düzeyi 5 µg/m3 ‘ün altına düşürülseydi bu ölümlerin yüzde 41’i önlenebilirdi. Ölüm oranlarında Hakkari’yi Batman, Şırnak, Muş, Malatya, Iğdır, Şanlıurfa, Ağrı, Osmaniye ve Gaziantep gibi Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde bulunan iller takip ediyor. 

    HAVA KİRLİLİĞİ’NDE BURSA 3. SIRADA

    Bununla birlikte DSÖ değerlerine göre hava kirliliğine atfedilen ölümlerin sayısal olarak en fazla olduğu il, İstanbul (8 bin 357); onu İzmir (4 bin 852) ve Bursa (3 bin 657) izledi. Ankara’da hava kirliliğinden hayatını kaybedenlerin sayısı 3 bin 155. Ölümlerin bu illerde sayısal olarak daha fazla olması, hava kirliliği düzeylerinden ziyade il nüfuslarının yüksek olması ile ilişkili. “

    THHP’DEN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ 

    Öte yandan THHP, Kara Rapor’da Türkiye’de hava kirliliğinin ve buna bağlı sağlık sorunlarının yol açtığı ölümlerin azaltması için şu önerileri de sıraladı:

    • Türkiye enerjide fosil yakıtlara bağımlılığını hızla azaltmalı.
    • Ulusal hava kalitesi standartları iyileştirilmeli.
    • PM2,5 için ulusal limit değer belirlenmeli ve yürürlüğe alınmalı.
    • Hava kalitesi izleme çalışmaları iyileştirilmeli.
    • Ağır sanayi bölgelerinde hava kalitesinin izlenmesi, değerlendirilmesi ve yönetimi sistematik hale getirilmeli.
    • Hava kirliliğinin sağlık etkileri saha çalışmaları ile araştırılmalı. 
    • Çevresel etkisi olan tüm projeler için sağlık etki analizinin de yapılması mevzuata dahil edilerek zorunlu hale getirilmeli.
    • Türkiye imzaladığı hava kalitesine yönelik uluslararası sözleşmeleri uygulamalı.
    • Çevresel bilgiye ulaşabilmek için bilgi edinme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi sağlanmalı.
  • Kara Rapor: Ülkemizde Hava Kalitesi Alarm Veriyor!

    Kara Rapor: Ülkemizde Hava Kalitesi Alarm Veriyor!

    Türkiye genelinde, yıl bazında hava kalitesi verilerini, mevzuat, politika ve uygulamalarını inceleyen THHP, Kara Rapor’un altıncısında da hava kirliliğiyle ilgili sorunları ortaya koyup somut çözüm önerileri getiriyor.

    Türkiye’deki hava kalitesi ve hava kirliliğinin insan sağlığına etkilerini inceleyen Kara Rapor 2024’da fosil yakıtlara bağımlılığın en önemli çevresel bedellerinden birinin hava kirliliği olduğunun altı çizilirken, ilk kez meme kanseri ile hava kirliliği arasındaki ilişki ortaya da kondu.

    İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında konuşan Temiz Hava Hakkı Platformu Koordinatörü Deniz Gümüşel, temiz hava hakkının temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevrede yaşama hakkının önemli bir bileşeni ve bir insan hakkı olduğunu belirterek, “Bu hakkın etkili biçimde kullanılabilmesinin ön koşulu, soluduğumuz havanın kalitesini bilmek. Bu da ancak etkin bir hava kalitesi izleme sistemi, bu sistemden elde edilen verilerin doğru değerlendirilmesi ve kamuoyu ile şeffaf süreçlerle paylaşılmasıyla mümkün” dedi.

    Kara Rapor’da ortaya konulan verinin 2022 ve 2023 yıllarında Türkiye genelinde hava kalitesi izleme ağındaki istasyon sayıları artsa hava kirliliğinin izlenmesi verimi hala çok düşük olduğunu belirten Gümüşel, “Yani altyapımız var, ama bu altyapıyı etkin işletemiyoruz. Özellikle fosil yakıt kullanan ağır sanayinin olduğu bölgelerde hava kalitesi düzenli takip edilmiyor. Maalesef Türkiye’de nüfusun yüzde 92’sinden fazlası hala Dünya Sağlık Örgütü standartlarına göre kirli hava soluyor” diye konuştu.

     İZMİR’DE HAVA KALİTESİ ALARM VERİYOR

    Kara Rapor’a göre hava kirliliğine yol açan partikül maddeler PM10 ve kanserojen PM2,5, üç büyük şehir İstanbul, Ankara ve İzmir’de düzenli ve yeterli ölçülmüyor.  

    Ulaşılabilen kısıtlı resmi verilere göre İstanbullular 2022 yılı boyunca ortalama 38,41 μg/m3 yani Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) kılavuz değerinin iki buçuk katı PM10 kirliliğine maruz kaldı. Kansorejen partikül madde PM2,5 ise yeterince ölçülmedi. Ankara’da 2022 yılı PM10 yıllık ortalaması 39,25 μg/m3, İzmir’de ise 45,18 μg/m3’tü. İzmirliler yıl boyu ulusal mevzuatın koyduğu sınır değerin üstünde kirli hava soluyor. Ankara ve İstanbul ise bu limitin sınırında. 

    HAVA KİRLİLİĞİ MEME KANSERİNE YOL AÇIYOR  

    Kara Rapor 2024’ün en çarpıcı vurgularından biri, hava kirliliğiyle meme kanseri arasındaki ilişkinin ortaya konması oldu.

    Dünyada meme kanseri ile hava kirliliği arasındaki ilişkiye işaret eden bilimsel araştırmaların sayısının giderek arttığına dikkat çeken raporun yazarlarından halk sağlığı uzmanı Prof. Dr. Gamze Varol ise, “P10 ve PM2,5 ile birlikte hava kirliliğinin önemli bir bileşeni olan NO2’deki (azot dioksit) her 10 μg/m3’lük artış, meme kanseri riskini 1,02 kat artırıyor. Her 10 μg/m3 PM10 artışıyla meme kanserinden ölme riski 1,05 kat artıyor. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre ise PM2,5’a daha fazla maruz kalınan bölgelerde yaşayanlarda meme kanseri vakalarında yüzde 8’lik bir artış gözlemlendi.” dedi.

    Prof. Dr. Varol, raporda, Fransa’da yıllık meme kanseri vakalarının yüzde 3,15’i, ana kaynağı trafik olan NO2’ye atfederken, bu artışın maliyetinin yıllık 825 milyon Euro olduğuna da vurgu yaptı.

    Kara Rapor kapsamında her yıl düzenli olarak yürütülen sağlık etki değerlendirmesine göre 2022 yılında Türkiye’de hava kirliliği sonucu gerçekleştiği tahmin edilen ölümler hem sayısal hem de orantısal olarak önceki yıllara göre daha yüksek olduğuna dikkati çeken sağlık etki değerlendirmesi çalışmasını yöneten halk sağlığı uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan ise, “2022 yılında illerdeki ortalama ince partikül madde (PM2,5) düzeyleri DSÖ kılavuz değeri olan 5 μg/m3’e indirilebilseydi 68 bin 440 ölüm önlenebilirdi.  2022’de kazalar, yaralanmalar ve COVID19 nedenli ölümler harici gerçekleşen 30 yaş üstü toplam ölümlerin yüzde 14.2’si hava kirliliği kaynaklıydı.” dedi.

    EN ÇOK ÖLÜM HAKKARİ’DE

    Raporda dikkati çeken satılar şöyle:

    “Hava kirliliğine bağlı ölümlerin yüzde olarak en yüksek olduğu iller, PM2,5 düzeyinin en yüksek olduğu ilk 10 il. Bir önceki yıl birinci sırada olan Batman’ın yerini Hakkari aldı. Hakkari’de 230 kişi hayatını kaybetti. Ancak PM2,5 düzeyi 5 µg/m3 ‘ün altına düşürülseydi bu ölümlerin yüzde 41’i önlenebilirdi. Ölüm oranlarında Hakkari’yi Batman, Şırnak, Muş, Malatya, Iğdır, Şanlıurfa, Ağrı, Osmaniye ve Gaziantep gibi Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde bulunan iller takip ediyor. 

    HAVA KİRLİLİĞİ’NDE BURSA 3. SIRADA

    Bununla birlikte DSÖ değerlerine göre hava kirliliğine atfedilen ölümlerin sayısal olarak en fazla olduğu il, İstanbul (8 bin 357); onu İzmir (4 bin 852) ve Bursa (3 bin 657) izledi. Ankara’da hava kirliliğinden hayatını kaybedenlerin sayısı 3 bin 155. Ölümlerin bu illerde sayısal olarak daha fazla olması, hava kirliliği düzeylerinden ziyade il nüfuslarının yüksek olması ile ilişkili. “

    THHP’DEN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ 

    Öte yandan THHP, Kara Rapor’da Türkiye’de hava kirliliğinin ve buna bağlı sağlık sorunlarının yol açtığı ölümlerin azaltması için şu önerileri de sıraladı:

    • Türkiye enerjide fosil yakıtlara bağımlılığını hızla azaltmalı.
    • Ulusal hava kalitesi standartları iyileştirilmeli.
    • PM2,5 için ulusal limit değer belirlenmeli ve yürürlüğe alınmalı.
    • Hava kalitesi izleme çalışmaları iyileştirilmeli.
    • Ağır sanayi bölgelerinde hava kalitesinin izlenmesi, değerlendirilmesi ve yönetimi sistematik hale getirilmeli.
    • Hava kirliliğinin sağlık etkileri saha çalışmaları ile araştırılmalı. 
    • Çevresel etkisi olan tüm projeler için sağlık etki analizinin de yapılması mevzuata dahil edilerek zorunlu hale getirilmeli.
    • Türkiye imzaladığı hava kalitesine yönelik uluslararası sözleşmeleri uygulamalı.
    • Çevresel bilgiye ulaşabilmek için bilgi edinme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi sağlanmalı.
  • Erdoğan: 2053 Hedefiyle İleri Teknolojilere Adım Atıyoruz!

    Erdoğan: 2053 Hedefiyle İleri Teknolojilere Adım Atıyoruz!

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Patent ve Marka Kurumunun yürüttüğü çalışmalarla önde gelen marka ve endüstriyel tasarım göstergelerinde ilk sıralara yükseldiğini vurguladı.

    İnovasyon alanında yıllar içerisinde gelinen seviyeden iftihar ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Adım adım hayata geçirdiğimiz vizyon sayesinde, Küresel Yenilik Endeksi sıralamasında son 11 yılda 31 basamak yükselmiş durumdayız. Keza insan sermayesi ve araştırma, altyapı, pazar gelişmişliği, bilgi ve teknoloji çıktıları ve yaratıcı çıktılar alanlarında üst orta gelir grubu ülke ortalamasının üzerinde yer alıyoruz.” dedi.

    Bu yıl yayımlanan 2024-2026 Türkiye Küresel İnovasyon Endeksi Yol Haritası’nın bu alandaki yatırımları teşvik ederek yenilikçi ekonomik büyüme hedeflerimize katkı sağlayacağını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2024-2028 dönemini kapsayan 12’nci Kalkınma Planımızdaki hedeflerden biri de Küresel Yenilik Endeksi’nde en iyi 10 ülke arasında yer almaktır. Millî Teknoloji Hamlesi yaklaşımımızda bugün ileri teknolojileri kendi imkân ve kabiliyetleriyle geliştirip üretebilen bir noktaya ulaştık. 2053 vizyonumuzda bilim ve teknoloji alanında yenilikçiliği içselleştirerek ileri teknolojilerin merkezi hâline gelmeyi hedefliyoruz. Bir yandan bu adımları atarken adaletsizliğin derinleşmesini engellemek için dünyada da kimseyi geride bırakmama şiarıyla hareket ediyoruz. Ev sahipliği yaptığımız En Az Gelişmiş Ülkeler İçin Birleşmiş Milletler Teknoloji Bankası’na destek olmayı sürdürüyoruz” diye konuştu.

    Küresel İnovasyon Endeksi 2024 Raporu’nun yayınlanması dolayısıyla tebriklerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü ile iş birliğini ilerletme ve küresel yenilik ekosisteminde daha üst sıralarda yer alma noktasında kararlı olduklarını bir kez daha ifade etmek istediğini sözlerine ekledi.

  • Fenerbahçe’nin Eski Yıldızı Serhat Akın’a Silahlı Saldırı: ‘Son Sözümüz Fenerbahçe!

    Fenerbahçe’nin Eski Yıldızı Serhat Akın’a Silahlı Saldırı: ‘Son Sözümüz Fenerbahçe!

    Fenerbahçe’nin eski futbolcusu ve şu an futbol yorumculuğu yapan Serhat Akın, program çekimi sonrası silahlı saldırıya uğradı. Özellikle Fenerbahçe yönetimine yönelik eleştirileriyle bilinen Akın, saldırı sırasında ayağından vuruldu. Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Program çıkışı ayaklarıma sıktılar, son sözümüz Fenerbahçe” ifadelerini kullanarak yaşadığı saldırıyı duyurdu.

    Silahlı saldırıya uğrayan Serhat Akın, olayın hemen ardından sosyal medya üzerinden yaşadıklarını paylaştı. Ayağından vurulan Akın, saldırının bir fotoğrafını da yayınlayarak takipçilerini bilgilendirdi. Saldırının ardından Akın’ın sağlık durumu yakından takip edilirken, olay futbol dünyasında ve Fenerbahçe camiasında büyük yankı uyandırdı.

    Fenerbahçe'nin Eski Yıldızı Serhat Akın'a Silahlı Saldırı

    Fenerbahçe Yönetimine Sert Eleştiriler

    Serhat Akın, özellikle Fenerbahçe yönetimine yaptığı sert eleştirilerle son dönemde dikkat çekiyordu. Galatasaray derbisinin ardından yaptığı açıklamada, Ali Koç yönetimini hedef alarak, “Ali Koç resmen rekabeti bitirdi! Galatasaraylılar artık Fenerbahçe’yle dalga bile geçmiyor. Bildiğin üzülüyorlar ya! Bu ne ara normalleşti?” sözleriyle tepki toplamıştı. Akın, Fenerbahçe’nin son dönem performansına yönelik eleştirilerde bulunduğu için, taraftarlar arasında farklı görüşlerle karşılanmıştı.

    Serhat Akın’ın Kariyeri

    Serhat Akın, 2000-2005 yılları arasında Fenerbahçe formasıyla 154 maça çıkmış ve takımın unutulmaz oyuncularından biri olmuştur. 16 kez de A Milli Takım forması giyen Akın, futbolculuk kariyerinin ardından yorumculuk yapmaya başlamış ve özellikle Youtube’da yayınladığı programlarla futbol gündemini değerlendirmiştir.

    Serhat Akın’a yapılan bu silahlı saldırı, futbol camiasında büyük bir şok etkisi yaratırken, olayın neden ve kimler tarafından gerçekleştirildiği merak konusu.

  • Bakan Ali Yerlikaya’dan Narin Güran Cinayeti ile İlgili Önemli Açıklamalar

    Bakan Ali Yerlikaya’dan Narin Güran Cinayeti ile İlgili Önemli Açıklamalar

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, katıldığı bir canlı yayında Diyarbakır’da cansız bedenine ulaşılan 8 yaşındaki Narin Güran cinayetiyle ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Bakan Yerlikaya, cinayetin kısa sürede aydınlatılacağını belirterek, toplum olarak bu trajik olaydan önemli dersler çıkarılması gerektiğini vurguladı.

    “Narin’in Mekanı Cennet Olsun”

    Bakan Yerlikaya, olayın toplumda büyük bir üzüntüye yol açtığını belirterek, “Millet olarak çok büyük üzüntü duyduk. Kızımızın mekanı cennet olsun. Tekrarının olmaması için dua ediyoruz” ifadelerini kullandı. Yerlikaya, bu tür olayların bir daha yaşanmaması için gerekli adımların atılacağını ve sürecin yakından takip edildiğini ifade etti.

    Narin Güran cinayetinde yürütülen soruşturmanın hızla ilerlediğini belirten Bakan Yerlikaya, “Bu olay pek çok zaman diliminde anlatılacaktır, toplum olarak almamız gereken dersler var. Sürecin geldiği noktada çok fazla zaman geçmeden cinayetin açıklığa kavuşacağını düşünüyorum” dedi. Yerlikaya, medyanın bu süreçte sorumluluğunu yerine getirdiğini ve adaletin en kısa sürede sağlanacağını da vurguladı.

    Bir baba olarak Narin’in acısını derinden hissettiğini belirten Yerlikaya, “Tarifi imkansız bir acı var, çok büyük bir dram. Narin’in naaşını bulduğumuz zaman büyük bir üzüntü yaşadık. Cumhurbaşkanımız da bu olaya büyük hassasiyet gösterdi ve katillerin bulunması için kararlılıkla takipçi olacağını belirtti” ifadelerini kullandı.

    Bakan Yerlikaya, bu tür acı olayların bile siyasi rekabet aracı olarak kullanılmasını sert bir dille eleştirerek, “Birileri bu olayı bile siyasi rekabet olarak kullanmaya çalışıyor. Bu, büyük bir haksızlık ve yakışıksız bir tavırdır” dedi. Yerlikaya, katillerin adalete teslim edilerek cezalandırılacağına inandığını ve bu sürecin toplumsal bir sorumluluk olduğunu vurguladı.

  • Yılbaşı Gecesi Cinayetinde Karar: Melek Nur’un Katiline Ağırlaştırılmış Müebbet!

    Yılbaşı Gecesi Cinayetinde Karar: Melek Nur’un Katiline Ağırlaştırılmış Müebbet!

    İstanbul Fatih’te yılbaşı gecesi 17 yaşındaki Melek Nur Özgener’i başından vurarak ölümüne neden olan Ercan Şahin’e, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Kararda, sanık Şahin’in “çocuğa karşı kasten öldürme” suçunu işlediği sonucuna varıldı ve ceza indirimi uygulanmadı.

    Olayın Geçmişi: Yılbaşı Gecesi Cinayeti

    Olay, İstanbul Fatih’te yılbaşı gecesi meydana geldi. Melek Nur Özgener, başından vurularak öldürülmüştü. İlk başlarda olay kaza gibi gösterilmeye çalışılmış, ancak soruşturma derinleştikçe olayın bir cinayet olduğu ortaya çıktı. Sanık Ercan Şahin, Melek Nur’un ölümüne sebep olduğu gerekçesiyle tutuklanmış ve dava süreci başlamıştı.

    Duruşmada sanık Ercan Şahin, cinayeti kasten işlemediğini, olayın bir kaza olduğunu iddia etti. Şahin, Melek Nur’u bir kardeşi gibi gördüğünü belirterek, “Kasıt yoktur, kaza vardır” şeklinde savunma yaptı ve tahliyesini talep etti. Ancak savcılık mütalaasında, Şahin’in Melek Nur’u kasten öldürdüğü belirtildi ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi.

    Mahkeme, sanığın savunmasını inandırıcı bulmadı ve “çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Mahkeme, olayın kasıtlı olduğuna kanaat getirerek, takdir indirimi de uygulamadı.

    Melek Nur’un ailesi, duruşma sonrası adaletin yerini bulduğunu ifade etti. Annesi Ayşe Küçükosman, “Çok şükür adalet yerini buldu. Bu davanın takipçisi olan avukatlara ve dostlara teşekkür ederim,” dedi. Baba Bülent Özgener de, adaletin sağlanmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Dualarım kabul oldu,” ifadelerini kullandı.

    Melek Nur’un avukatı Elif Özdemir de, sanığın ceza almaya yönelik savunmalarının gerçeği yansıtmadığını belirterek, “Sanık hak ettiği cezayı aldı. Yalan tanıklıklar dikkate alınmadı ve adalet yerini buldu,” dedi. Özdemir, özellikle davada yalancı tanık olarak ifade veren şahısların beyanlarının çelişkili olduğunu ve bunların mahkemede dikkate alınmadığını vurguladı.