Kategori: Gündem Haberleri

  • Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. Yılı’na İnegöl’den Kutlama

    Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. Yılı’na İnegöl’den Kutlama

    İnegöl Belediyesi’nin bu yıl Zaferden Kurtuluşa sloganı ile düzenlediği etkinlikler kapsamında Kıbrıs Barış Harekâtının 50.yılı anısına Amfi Tiyatroda İnegöl Belediyesi Gençlik Korosu “Kahramanlık Ezgileri” konseri ve Tarihi İnegöl Mehteri sahne aldı.

    Amfi Tiyatroda düzenlenen program Kıbrıs Barış Harekâtı ile ilgili video gösterimi ile başladı. Kuran’ı Kerim Tilaveti, İnegöl Belediyesi Gençlik Korosu’nun Kahramanlık Ezgileri Konseri ve Tarihi İnegöl Mehteri’nin sahne aldığı programa; İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, Kaymakam Eren Arslan, Türkiye Muharip Gaziler Derneği Genel Başkanı Beyazıt Yumuk ve İnegöl Temsilcisi Selami Seymen ile İnegöllü gaziler olmak üzere protokol üyeleri, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

    TÜRK ORDUSU ZAFERLER YAZMAYA EDECEK

    Zafer coşkusunun yaşandığı programda İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban yaptığı konuşmada zaferlerle dolu Ağustos ve Eylül aylarında kutlama programı düzenlediklerini belirtti. Başkan Alper Taban konuşmasında, ‘’İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban,  Birkaç duyguyu bir anda yaşıyoruz. Ağustos ve Eylül zaferler ayı. 26 Ağustos Anadolu’nun kapılarını Türklere açıldığı gün, 30 Ağustos Zafer Bayramı, 6 Eylül İnegölümüzün düşman işgalinden kurtuluşu, 7 Eylül de Kıbrıs Barış Harekatının yıl dönümü… Bu zaferlerimizin hepsini dolu dolu kutluyoruz. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz. Gazilerimize uzun ömrüler diliyoruz. Savaşlar olmasın ancak vatan savunmasına ihtiyaç varsa bir buradayız, hazırız. Nasıl ki o gün gazilerimiz bu mücadelede bulundular bugün de bu mücadele için her birimiz hazırız. Bu akşam güzel bir program icra ediyoruz. İnegöl Belediyemizin Gençlik Korosu kahramanlık türkülerini okuyarak eserlerini sergiliyorlar. Beraberinde şanlı mehterimiz gösterilerde bulunuyor. İnegöl Tarihi Mehterimiz Rusya’da düzenlenen bandolar festivaline katıldı. Özellikle Türkiye’den sadece İnegöl’e davet geldi. Türkiye’nin ilk sivil mehteri olan İnegöl Tarihi Mehteran Takımı orada hem şehrimizi hem de ülkemizi temsil etti.  Mehter takımımıza teşekkür ediyorum. İnşallah Türk Ordusu zaferler yazmaya edecek. Her birimizin birer gazi ve şehit adayı olduğumuzu hatırlatmak istiyor, Kıbrıs Barış Harekâtının 50.yıl dönümünü kutluyorum.’’ dedi.

    BU PROGRAMLARIN ASIL AMACI; TARİHİMİZİ, KÜLTÜRÜMÜZÜ, GEÇMİŞİMİZİ ÖĞRENMEK

    Daha sonra kürsüye gelen İnegöl Kaymakamı Eren Arslan ise ’’ Zafer haftasını coşkuyla dolu dolu güzelce kutluyoruz. Programların düzenlenmesinde Başkanımız Alper Taban’a teşekkür ediyorum. Bu programların asıl amacı tarihimizi, kültürümüzü, geçmişimizi öğrenmek ve bize yüklenen sorumluluğun farkına varmak. Tarih tekerrür eder, unutulan tarih ise kesinlikle tekerrür eder. Dün Kıbrıs’ta yaşadıklarımız, bugün dünyanın farklı coğrafyasında Türk ve Müslüman kardeşlerimizin yaşadıkları unutulan tarihin yüzümüze çarpılmış halidir. O yüzden hepimiz dünden ders alarak bugünümüzü ve geleceğimizi doğru planlamamız lazım. Kendimize ait mühimmatımızın olmadığı, ambargo altında çektiğimiz sıkıntılardan bugün dünyanın farklı ülkelerine milli ve yerli silahlarımızı ihraç eden, kendi savaş gemisi ve uçağını yapabilen güçlü ve kendine güvenen bir Türkiye haline geldik. Daha çok çalışarak geçmişte altı yüz yıl dünyaya nasıl hükmedip adalet dağıttıysak bundan sonra da tüm mazlum coğrafyaların umudu bu asil millet olacaktır. Bu asil vatanı bizlere emanet eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere silah arkadaşlarına, aziz şehitlerimiz ve gazilerimize saygı sevgi minnetlerimizi sunuyor Kıbrıs Barış Harekâtının 50.yıl dönümünü kutluyorum.’’ dedi.

    TÜRKİYE CUMHURİYETİ GÜÇLÜ VE BÜYÜK BİR DEVLETTİR

    Kıbrıs Barış Harekâtının 50.yılı anısına düzenlenen programa katılan Türkiye Muharip Gaziler Derneği Genel Başkanı Beyazıt Yumuk ise yaptığı konuşmada dış ülkelerin silahlarının kullanıldığı zamanlardan yerli silah ve donanma dönemine gelindiğini, Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü ve büyük bir devlet olduğunu söyledi.

    Beyazıt Yamuk, “Ağustos ve Eylül ayları Türk toplumunun önemli dönüm noktalarıdır. Bilhassa batı il ve ilçelerimizin kurtuluş günleri Eylül aylarına rastlamaktadır. 15 Ağustos 1919’da emperyalist devletlerin destekleriyle İzmir’e asker çıkaran Yunanlıların üç yıl sonra 09 Eylül 1922’de Ege’nin serin sularına gömülerek hayallerinin sona erdiği gündür. Yine 20 Temmuz 1974 ve 14 Ağustos 1974 Kıbrıs’ta Yunan ile Rum zulmünün Ak Denizin derin sularına gömüldüğü tarihlerdir. Bu tarihi işte kahraman gazilerimiz yazdı. Hepsinden Allah razı olsun. Türkiye Cumhuriyeti güçlü ve büyük bir devlettir. O zamanda bu yana katledilen mesafede hep gururla izlediğimiz TCDG Anadolumuz, Kağanımız, İHA ve SİHA’larımız hepimizin gurur kaynağı. Birlik ve beraberlik içerisinde olduğumuz zaman çözemeyeceğimiz bir sorunumuz yoktur. 1974 tarihinde gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekatında kullanacak bir tane milli silahımız yoktu. 1975 yılında Türk donanma vakıfları kuruldu ve hepsi toparlandı. Sonrasında ise milli bir hareketlenme başlandı. Bugün de yerli ve milli silahlarımızı kullanıyoruz. Kendi uçaklarımızı ve savaş gemilerimizi yapar hale geldik. Allah başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere milletimiz ve devletimize güç kuvvet versin. Bu güzel günü tertipleyen herkese teşekkür ediyorum. Barış Harekatımızın 50.yılı kutlu olsun” dedi.

  • Emine Erdoğan’dan 8 Eylül Mesajı

    Emine Erdoğan’dan 8 Eylül Mesajı

    8 Eylül Dünya Okuma Yazma Günü dolayısıyla paylaşımda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, okuryazar olmanın önemini anlatmak ve bu hakkı her bir vatandaşa ulaştırmak için “Haydi Kızlar Okula”, “Ana-Kız Okuldayız”, “Nerede Kalmıştık” projeleri ve “Okuma Yazma Seferberliği” ile dünden bugüne gayret ettiklerini kaydetti.

    Emine Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, “Bilhassa yürüttüğümüz eğitim kampanyalarıyla ilimin, bilimin, teknolojinin, sanatın ve sporun gücüyle tanışan kızlarımız bugün, yegane iftihar kaynağımız. Okuma Yazma Seferberliği çağrımıza kulak veren 1 milyon 763 bin 502 vatandaşımız ise en büyük cesaret örneklerimiz. Dünyası harflerin ışığıyla aydınlanan her bir azimli kardeşimizi yürekten kutluyorum” ifadelerine yer verdi.

  • ‘Mustafa Kemal’in Askerleriyiz’ Sloganına Açılan Soruşturmaya ADD’den Açıklama

    ‘Mustafa Kemal’in Askerleriyiz’ Sloganına Açılan Soruşturmaya ADD’den Açıklama

    Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Merkezi tarafından Kara Harp Okulu mezuniyet törenin de ”Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” sloganı için açılan soruşturma ile ilgili açıklamada bulunuldu.

    ADD tarafından yapılan yazıl ıaçıkalamda, “Duyduğumuzda inanamadığımız, doğru olamayacağını düşündüğümüz, ancak sonrasında bakanlık kaynaklarının açıklamalarından doğru olduğunu öğrendiğimiz bu haberi hayretle, üzüntüyle, içimiz acıyarak karşıladık” dedi.

    Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in de mezunu olduğu Harbiye’de her yıl Atatürk’ün giriş tarihi olan 13 Mart 1899’un yıl dönümünde tören düzenlendiğine anımsatarak, “Bu törende yoklama yapılır. Hiçbir öğrenciye verilmeyen Atatürk’ün apolet numarası 1283 okunduğunda bütün öğrenciler ayağa kalkar ve hepsi “İçimizde” diye haykırır. Bu yıllardır süren bir Harbiye geleneğidir. Bu gelenekle yetişen yeni mezun teğmenlerin vatan savunmasına katıldıkları gün ebedi Başkomutanlarını anmaları, Laik Cumhuriyete, yasalara, vatana ve millete bağlılıklarını dile getirmeleri ve hep birlikte “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” diye haykırmalar soruşturulacak değil, alkışlanacak bir davranıştır. Nitekim o genç evlatlarımız, davranışlarına olmadık kulplar takan, hatta linç etmeye kalkan çok küçük bir azınlık dışında, milletimizin ezici çoğunluğu tarafından büyük beğeni ve gururla izlemiş, yürekten alkışlamıştır. Atatürkçü Düşünce Derneği, 352 şubesi, 60 temsilciliği ve 68 bin üyesi ile teğmen evlatlarını yürekten alkışlamakta, yanlarında olduğunu belirtmekte ve en gür sesiyle haykırmaktadır; MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ!” ifadelerini kullandı.

  • Narin’in DNA İzleri Amca Salim Güran’ın Aracından Çıktı

    Narin’in DNA İzleri Amca Salim Güran’ın Aracından Çıktı

    Diyarbakır’ın Bağlar ilçesi Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos 2024 tarihinde kaybolan 8 yaşındaki Narin Güran’ın aranma çalışmaları 18. gününe girerken, olayla ilgili dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Narin’e ait DNA örneklerinin, tutuklanan amca Salim Güran’ın aracının şoför koltuğunda bulunduğu öğrenildi. Bu yeni bulgu, küçük kızın kayboluşuna dair şüpheleri artırırken, olayın çözülmesi yönünde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

    Narin’in kayboluşunun ardından güvenlik güçleri seferber olmuş, bölgedeki arama çalışmaları yoğun şekilde sürdürülmüştü. Ancak bu süreçte Narin’den somut bir iz bulunamamıştı. Olayla ilgili son gelişmeler, amca Salim Güran’ın aracının detaylı incelemeye alınmasıyla ortaya çıktı.

    Şoför Koltuğundaki DNA İzleri Şüpheleri Artırdı

    İlk başta Narin’e ait DNA örneklerinin aracın ön koltuğunda bulunduğu bildirilmişti. Ancak, yeni gelen bilgiler doğrultusunda, DNA izlerinin aslında şoför koltuğunda olduğu belirlendi. Alınan bilgilere göre, şoför koltuğu sökülerek kriminal laboratuvara götürülmüş ve burada yapılan incelemelerde Narin’in DNA izlerine rastlanmıştı. Bu gelişme, küçük kızın aracın içinde bulunduğunu gösteriyor ve soruşturmayı daha karmaşık bir hale getiriyor.

    Olayın soruşturulması sırasında Salim Güran’ın ifadeleri de dikkat çekiyor. Güran, Narin’in kaybolduğu gün içinde yaklaşık 2 saat 40 dakikalık bir süreyi hatırlamadığını söylemişti. Bu belirsizlik, amca Salim Güran’ın olaydaki rolüne dair şüpheleri derinleştiriyor.

    Araç İncelemesi ve Soruşturmanın Seyri

    Narin Güran’ın kaybolduğu gün, amcası Salim Güran’ın kullandığı araç büyük önem kazanmıştı. Aracın şoför koltuğunda bulunan DNA izleri, Narin’in araçta bulunduğunu ve olayın bu araçla bağlantılı olduğunu gösteriyor. Araç üzerindeki incelemeler sürerken, olay yerinden gelen fotoğraflar da basına sızdı. Kriminal incelemeler, DNA izlerinin bulunduğu şoför koltuğunun detaylı incelenmesiyle devam ediyor.

    Arama çalışmaları devam ederken, Narin’in bulunması için yoğun çaba harcanıyor. Aile ve çevredeki insanlar umutsuz bekleyişlerini sürdürürken, güvenlik güçleri olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için çalışmalarını sürdürüyor. DNA izlerinin bulunması, olayın çözümü açısından önemli bir gelişme olarak kabul ediliyor.

    Tüm Türkiye’nin Gözleri Diyarbakır’da

    Narin Güran’ın kaybolması, Diyarbakır’ı aşarak Türkiye genelinde büyük yankı uyandırdı. Olayla ilgili gelişmeler halkın merakını artırırken, Salim Güran’ın tutuklanması ve araçta bulunan DNA izleriyle soruşturmanın derinleştirildiği görülüyor. Ancak, Narin’in hâlâ bulunamamış olması, belirsizlikleri ve endişeleri sürdürüyor. Güvenlik güçleri ise tüm delilleri titizlikle inceleyerek soruşturmayı sürdürmeye devam ediyor.

    Bu son gelişmelerle olay yeni bir boyut kazanırken, DNA izlerinin şoför koltuğunda bulunması, soruşturmanın seyrini değiştirebilecek önemli bir ipucu olarak değerlendiriliyor. Yetkililer, Narin’in akıbetini belirlemek için çalışmalarına ara vermeden devam ediyor.

  • İlkin Aydın’dan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Yanıt Gibi Paylaşım: “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz. Bitti.

    İlkin Aydın’dan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Yanıt Gibi Paylaşım: “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz. Bitti.

    Türkiye A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın başarılı smaçörü ve Galatasaray kaptanı İlkin Aydın, sosyal medya paylaşımıyla gündeme oturdu. Aydın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kara Harp Okulu mezuniyet töreninde kılıç çekerek “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diyen teğmenlerle ilgili açıklamasının ardından, sosyal medya hesabında “Mustafa Kemal’in askerleriyiz. Bitti.” ifadelerini kullandı. Bu paylaşım, kısa sürede büyük yankı uyandırdı ve destek mesajları yağdı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Açıklaması Sonrası Gelen Tepki

    İlkin Aydın'dan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Yanıt Gibi Paylaşım

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kara Harp Okulu mezuniyet töreninde bazı teğmenlerin kılıç çekip “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” şeklinde bağırmalarıyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, bu durumu “istismar” olarak nitelendirdi. Erdoğan, “Geçenlerde malum mezuniyet töreninde bazı istismarcılar ortaya çıkmak suretiyle kılıçlar çektiler. Bu kılıçları kime çekiyorsunuz? Oradaki birkaç tane kendini bilmez, bunlar da temizlenecek,” ifadelerini kullandı. Bu açıklamanın ardından, teğmenlerin yaptığı hareket büyük tartışmalara yol açtı.

    İlkin Aydın’ın bu tartışmaların ardından yaptığı “Mustafa Kemal’in askerleriyiz. Bitti.” paylaşımı, sosyal medya kullanıcıları tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerine bir tepki olarak yorumlandı.

  • Cübbeli Ahmet Hoca’ya Şok Saldırı: İkitelli’de Boğazı Sıkılarak Darp Edilmeye Çalışıldı

    Cübbeli Ahmet Hoca’ya Şok Saldırı: İkitelli’de Boğazı Sıkılarak Darp Edilmeye Çalışıldı

    Kamuoyunda ‘Cübbeli Ahmet Hoca’ olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, İstanbul İkitelli’de darp girişimi ile karşı karşıya kaldı. Boğazı sıkılarak saldırıya uğradığı öne sürülen Ünlü, olayın şokunu atlatırken, korumalarının hızlı müdahalesiyle saldırgan etkisiz hale getirildi. Olay, sosyal medyada büyük yankı uyandırdı ve geniş çaplı bir soruşturma başlatıldı.

    Ahmet Mahmut Ünlü’nün İkitelli’de bir dernekte sohbet programı gerçekleştirdikten sonra meydana geldi. Ünlü, çıkış yaparken cemaatiyle vedalaşmak ve dua taleplerini karşılamak üzere beklerken, karanlıktan çıkan bir saldırgan tarafından hedef alındı. Saldırgan, ağır küfürler ederek Ünlü’nün boğazını sıkarak fiziksel müdahalede bulundu. Olayın şiddeti, çevrede bulunan korumaların hızlı bir şekilde müdahale etmesiyle kontrol altına alındı.

    Ahmet Mahmut Ünlü’nün yanında bulunan korumalar, saldırganın harekete geçmesiyle anında duruma müdahale etti. Boğazı sıkılarak darp edilmek istenen Ünlü, korumalarının zamanında müdahalesi sayesinde kurtarıldı. Saldırgan, olay yerine çağrılan polis ekiplerine teslim edildi. Bu ani müdahale, saldırının daha da kötü sonuçlar doğurmasını engelledi.

    Saldırı Sonrası İlk Açıklama: Cübbeli Ahmet Hoca’nın Sosyal Medya Hesabından Yapıldı

    Olay sonrası Ahmet Mahmut Ünlü’nün sosyal medya hesabından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “İkitelli tarafında bir dernekte sohbet yaptıktan sonra çıkış yaparken kalabalık cemaatin dua istedikleri sırada, karanlıkta biri tarafından müstehcen bir sövme ile birlikte darp teşebbüsüyle boğazı sıkılarak saldırıya uğradı. Korumalar tarafından acil müdahale edilerek Hocaefendi kurtarıldı.” Bu açıklama, olayın kamuoyunda duyulmasını sağladı ve geniş bir yankı uyandırdı.

    Olayın hemen ardından bölgedeki polis ekipleri, saldırganı gözaltına aldı. Olayla ilgili geniş çaplı bir soruşturma başlatıldığı ve saldırganın kimliği, motivasyonu ve arka planı ile ilgili detaylı incelemelerin yapıldığı belirtildi.

  • Ömer Çelik’ten Teğmenlerin Kılıçlı Yemini Hakkında Açıklama: Kasıt mı, İhmal mi Tespit Edilecek

    Ömer Çelik’ten Teğmenlerin Kılıçlı Yemini Hakkında Açıklama: Kasıt mı, İhmal mi Tespit Edilecek

    AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Habertürk kanalında yaptığı açıklamalarda, gündemde geniş yankı bulan teğmenlerin yemin töreni ve tartışmalarla ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Çelik, askerlikte disiplinsizlik, demokratik mekanizmalar ve Türkiye’nin güvenlik politikaları üzerine önemli mesajlar verdi. Teğmenlerin yemin töreni etrafında gelişen tartışmalara dikkat çeken Çelik, olayın disiplinsizlik boyutunun inceleneceğini ve demokratik süreçlerin işlediğini vurguladı.

    Teğmenlerin Yemini ve Disiplin Tartışmaları

    Ömer Çelik, teğmenlerin mezuniyet töreninde ortaya çıkan görüntülerle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Askerlikte disiplinin önemine vurgu yaparak, disiplinsizlik ve ihmallerin demokratik mekanizmalar çerçevesinde ele alınacağını söyledi. Çelik, “Askerlik yüzde 100 disiplin gerektirir. Büyük çoğunluğu itibariyle böyle bir mezuniyet töreninden sonra topyekün suçlamaya gitmek doğru değil,” dedi. Bu olayda olduğu gibi, geçmişte de çeşitli mezuniyet törenlerinde disiplinsizliklerin yaşandığını hatırlatan Çelik, 27 Nisan sürecindeki benzer olayları da örnek gösterdi.

    Çelik, görüntüler sonrası vatandaşların duyarlılıklarını dile getirdiğini belirtti. Özellikle Türkiye’deki darbeler ve vesayet rejimlerinin geçmişi göz önüne alındığında, bu tarz görüntülerin halkta hassasiyet yaratmasının son derece normal olduğunu söyledi. Çelik, “Vatandaşlarımız, eski Türkiye’de vesayet görüntüleri mi çıkıyor, bir kalkışma mı var diye haklı olarak soruyorlar. Bu son derece saygıdeğerdir,” dedi. Ancak sosyal medyada teğmenlere yönelik hakaret içerikli yorumların doğru olmadığını vurguladı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mesajları

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin güvenlik ve dış politikalarına ilişkin verdiği net mesajları hatırlatan Ömer Çelik, TSK’da demokratik denetim mekanizmalarının her zaman işlediğini ifade etti. Çelik, “Cumhurbaşkanımız, anayasa gereği ordularımızın başkomutanıdır ve TSK üzerindeki denetim mekanizmaları demokratik süreçlere uygun şekilde işletilmektedir,” dedi. Türkiye’nin askeri bürokrasisinde yaşanan disiplinsizliklerin demokratik denetimle çözüme kavuşacağını belirten Çelik, askeri yapının milletin gözbebeği olduğunun altını çizdi.

    Teğmenlerin yemin töreninde yaşanan olayların ardından ortaya çıkan “alternatif yemin” tartışmalarına da değinen Çelik, askerlikte disiplinin her şeyden önemli olduğunu belirtti. Geçmişte yaşanan benzer olaylara dikkat çeken Çelik, “Farklı yemin okuma meselesinin düzenlenmesi gerektiği açıktır,” dedi. Çelik, her iki tarafın da disiplinsizlik yaptığını ve bu tür olayların TSK’yı yıprattığını ifade etti.

    “Ordu Milletin Gözbebeğidir”

    Çelik, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli kurumlarından biri olduğunu vurguladı. “Ordu milletin gözbebeğidir,” diyen Çelik, TSK’nın postmodern darbeler ve kalkışmalar gibi antidemokratik süreçler tarafından istismar edilmemesi gerektiğini belirtti. Türkiye’nin geçmişte yaşadığı darbe süreçlerini dış odaklı projeler olarak nitelendiren Çelik, “Tüm darbeler milli dinamikler dışında Türkiye’ye istikamet vermek isteyen dış odakların projeleridir,” dedi. Silahlı kuvvetlerin en büyük yanlışının, kendi milletine silah doğrultması olduğunu söyledi.

    Tartışmaların odağında yer alan yemin töreni ve disiplinsizlik iddialarının demokratik mekanizmalar çerçevesinde ele alındığını belirten Çelik, soruşturmanın sonucunun beklenmesi gerektiğini ifade etti. Kasıt, ihmal ya da disiplinsizlik olup olmadığına dair değerlendirmelerin yapılacağını belirten Çelik, bu sürecin hassasiyetle takip edildiğini söyledi. Çelik, “Bir mesele darbe midir, kalkışma mıdır, disiplinsizlik midir, kasıt mıdır, ihmal midir bunlar farklı farklı şeylerdir. Bunlar değerlendirilecektir,” dedi.

  • Uludere’de JİTEM Amblemi ve Tehdit Mesajıyla Gündeme Gelen Uzman Çavuş Açığa Alındı!

    Uludere’de JİTEM Amblemi ve Tehdit Mesajıyla Gündeme Gelen Uzman Çavuş Açığa Alındı!

    Şırnak’ın Uludere ilçesinde yaşanan olay, kısa sürede hem yerel hem de ulusal düzeyde büyük yankı uyandırdı. İlçe Jandarma Komutanlığı’nda görevli Uzman Çavuş H.T., beyaz renkli bir Toros marka aracın arka camına JİTEM amblemi ve “Sadece ölüler görür” yazısını yapıştırarak dikkatleri üzerine çekti. Şırnak Valiliği tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, H.T. açığa alındı ve olayla ilgili soruşturma halen devam ediyor.

    JİTEM Nedir?

    JİTEM, 1980’li yıllarda ortaya çıkan ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde terörle mücadele kapsamında gizli operasyonlar yürüten Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele birimidir. Resmi olarak varlığı kabul edilmeyen bu birim, özellikle 1990’lı yıllarda adı çeşitli insan hakları ihlalleriyle anılan ve tartışmalara konu olan bir yapı olmuştur. Bu nedenle, JİTEM ambleminin bir araç üzerinde kullanılması ve tehditkar bir mesajla birlikte sergilenmesi, toplumsal duyarlılığı artırmıştır.

    Tehditkar Mesaj: “Sadece Ölüler Görür”

    Uzman Çavuş H.T.’nin aracının arka camına yapıştırdığı “Sadece ölüler görür” mesajı, özellikle bölgedeki hassas dengeleri yeniden gündeme getirdi. Bu tür tehdit içeren ifadeler, geçmişte yaşanan travmaların yeniden hatırlanmasına neden oldu ve toplumun farklı kesimlerinde tepkilere yol açtı.

  • MİT’ten Şok Operasyon: PKK’nın İran Sorumlusu Saliha Akbıyık Süleymaniye’de Çözüldü!

    MİT’ten Şok Operasyon: PKK’nın İran Sorumlusu Saliha Akbıyık Süleymaniye’de Çözüldü!

    Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), PKK/KCK’nın sözde İran sorumlusunu etkisiz hale getirdi. Terör örgütünün önemli isimlerinden Nujiyan Amed kod adlı Saliha Akbıyık, Irak’ın Süleymaniye kentinde gerçekleştirilen nokta operasyonuyla etkisiz hale getirildi. Bu operasyon, MİT’in terörle mücadeledeki kararlılığını ve stratejik başarısını bir kez daha gözler önüne serdi.

    Pkk'nın İran Sorumlusu Saliha Akbıyık Süleymaniye'de Çözüldü!

    MİT, Saliha Akbıyık’ın İran sınırına yakın Süleymaniye/Pencevin bölgesinde olduğuna dair elde ettiği bilgileri doğrulamak amacıyla kapsamlı bir saha çalışması yürüttü. Akbıyık’ın faaliyet alanı ve hareketleri detaylı bir şekilde izlenerek, nokta operasyonu için gerekli bilgiler toplandı. MİT’in saha ajanları, Akbıyık’ın günlük hareketlerini titizlikle takip etti ve bu süreçte elde edilen verilerle operasyonun zamanlaması ve yeri belirlendi.

    Mi̇t'ten Şok Operasyon Pkk'nın İran Sorumlusu Saliha Akbıyık Süleymaniye'de Çözüldü!1

    Nokta Operasyonuyla Etkisiz Hale Getirildi

    Saliha Akbıyık’ın Süleymaniye kırsalındaki hareketleri, MİT tarafından adım adım izlenerek gerekli operasyon hazırlıkları yapıldı. Yapılan nokta operasyonu, hedefin etkisiz hale getirilmesi amacıyla planlandı ve başarıyla gerçekleştirildi. Bu operasyon, terör örgütüne büyük bir darbe vurdu ve özellikle İran sınırındaki yapılanmalarını sekteye uğrattı.

    Saliha Akbıyık, PKK/KCK’nın İran yapılanmasında birinci derecede sorumlu olarak görev yapıyordu. 1993 yılından itibaren örgüt içinde önemli bir pozisyonda bulunan Akbıyık, İran-Irak sınır hattında barınan teröristlerin tüm faaliyetlerinden sorumluydu.

  • Mersin’de Küçük Akbabaların Yeni Yuvaları Tespit Edildi

    Mersin’de Küçük Akbabaların Yeni Yuvaları Tespit Edildi

    Şubat 2024’ten Temmuz 2024’e kadar olan dönemi kapsayan rapor, önemli bulgular içeriyor. 31 aktif küçük akbaba yuvasının tespit edilmesi, farklı beslenme kaynaklarının belirlenmesi ve Çoban Ağı ile sürekli veri akışı sağlanması bu bulgular arasında öne çıkıyor.

    Küçük Akbabaları Koruma Projesi, Vaillant Türkiye ve Doğa Derneği’nin iş birliğiyle, sürdürülebilir doğa koruma çalışmalarına önemli katkılar sunmaya devam ediyor. Türkiye’nin biyolojik çeşitliliğinin korunması adına önemli bir adım atan Vaillant Türkiye, Doğa Derneği ile 2015 yılından bu yana sürdürdüğü “Küçük Akbabaları Koruma Projesi”nin 2024 yılına ait ilk başarılarını ara raporla açıkladı.

    Mersin Bölgesi‘nde yeni yuva ve beslenme alanları tespit edildi

    Proje kapsamında Mersin Bölgesi’nde gerçekleştirilen saha araştırmalarında, küçük akbabaların üreme ve beslenme alanları detaylı bir şekilde incelendi. Bu çalışmalar sonucunda, bölgedeki 31 aktif küçük akbaba yuvası tespit edildi. Ayrıca, küçük akbabaların farklı beslenme kaynaklarına bağlı olarak dağılım gösterdiği belirlendi. Örneğin, batı bölgelerinde açık çöplüklerden beslenen küçük akbabalar, doğu bölgelerinde ise tavuk çiftliklerinin atıklarıyla besleniyor. Bu türün geleceği açısından büyük önem taşıyan bu bulgular, Mersin’in küçük akbabalar için kritik bir habitat olduğunu ortaya koyuyor.

    Çoban Ağı ile sürekli veri akışı sağlandı

    Küçük akbaba koruma çalışmalarında yerel topluluklarla iş birliği büyük rol oynuyor. Çoban Ağı aracılığıyla, düzenli veri alışverişi sağlanarak küçük akbabaların göç hareketleri ve yaşam alanları hakkında sürekli bilgi akışı temin edildi. Bu ağ sayesinde, göçmen kuş türlerinin hareketleri ve bölgedeki tehditler hakkında da önemli veriler toplandı.

    Farkındalık çalışmaları ve etkinliklerle somut çıktılar hedefleniyor

    Kamuoyunda farkındalık yaratmak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlendi. Sosyal medya kampanyaları, festivaller, podcast’ler ve bilimsel makalelerle küçük akbabaların korunması konusuna dikkat çekildi. Bu çabalar, küçük akbabanın korunması ve geleceğinin güvence altına alınmasına yönelik somut sonuçlar üretiyor.

    Geleceğe yönelik hedefler

    Nesli küresel ölçekte tehlike altında olan küçük akbabaların korunması için kritik bir rol oynamaya devam eden proje ile Türkiye’de yıllık olarak 1500-3000 çift arasında ürediği tahmin edilen küçük akbabaların yaşam alanlarının korunması ve popülasyonlarının artırılması hedefleniyor. Vaillant Türkiye ve Doğa Derneği, yerel topluluklarla iş birliği içinde bu çalışmalarını sürdürerek, küçük akbabaların ve diğer yaban hayatı türlerinin korunmasına katkıda bulunmaya devam etmeyi hedefliyor.

    Vaillant Group Türkiye Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ufuk Atan, “Proje kapsamında gerçekleştirilen medya iletişimleri, bilimsel çalışmalar ve yerel topluluklarla iş birliği, türün korunması ve geleceğinin güvence altına alınması adına umut verici gelişmeler olarak öne çıkıyor. Bu başarılı iş birliği, diğer türlerin korunmasına yönelik çalışmalara da örnek teşkil ediyor ve gelecek nesiller için daha yaşanabilir bir dünya bırakma hedefine katkıda bulunuyor” diyerek projenin önemini vurguladı.

    Doğa Derneği Genel Koordinatörü Serdar Özuslu ise konuyla ilgili açıklamasında, “Yereldeki paydaşlarla kurulan ilişkiler sayesinde çalışmalarımızın etki alanı genişlemiş durumda. Farkındalık çalışmalarımız ise artarak devam ediyor. Küçük akbabaları tehdit eden faktörler ve azaltıcı önlemler de yine önümüzdeki dönemlerde odağımızda olmaya devam edecek” diyerek projenin gelecekteki hedeflerine dikkat çekti.