Yazar: Haber Merkezi

  • Erzurumlular Oğuzhan Koç İle Coştu

    Erzurumlular Oğuzhan Koç İle Coştu

    Erzurum Kültür Yolu Festivali kapsamında  sevilen sanatçı Oğuzhan Koç, Erzurum Etkinlik ve Miting Alanı’nda düzenlenen konserde Erzurumlularla buluştu.

    Ayy, Küsme Aşka, Gül ki, Giden Günlerim Oldu gibi onlarca hit şarkısını meydanı dolduran on binlerce kişiyle birlikte seslendiren Oğuzhan Koç, 2010 yılında Çok Güzel Hareketler Bunlar’da sahnelenen bir parodi için bestelediği “Domuz Gribi” şarkısını da yoğun istek üzerine seslendirdi. Ünlü sanatçı repertuvarında sevilen türkülere de yer verdi. Erzurumspor’un oynadığı maçı yakından takip eden Oğuzhan Koç, takımın maçı kazandığını açıkladığında ise büyük alkış aldı.

    Koç; O Ses Türkiye yarışmasında, Erzurum’dan yarışmaya katılan ve şampiyon olan yarışmacısı Hasan Koçak’ı da sahnesinde misafir etti. Koçak sahnede Bi’ Tek Ben Anlarım şarkısını seslendirdi.

  • Gümrük’ten Tütün Kaçakçılarına Darbe

    Gümrük’ten Tütün Kaçakçılarına Darbe

    Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaze ekipleri, kaçakçılıkla mücadele faaliyetleri kapsamında İstanbul’da gerçekleştirilen başarılı operasyonlarda, binlerce kaçak tütün ve tütün mamülü cinsi eşya ele geçirildi.

    Gümrük Muhafaza ekiplerinin detaylı incelemeleriyle tütün ve tütün mamüllerinin toptan ticaretini yapan bazı firmaların seyyar depo yönetimine geçtikleri anlaşıldı. Bunun üzerine söz konusu yöntemle seyyar depo olarak kullanılan 5 aracın konumları ekiplerce tespit edildi.

    Tütün Özel Ekibi ile İstanbul Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekipleri tarafından müşterek yürütülen operasyon çerçevesinde 3 iş yerinde ve 5 araçta detaylı arama gerçekleştirildi. Ekiplerin başarılı operasyonlarda 3,3 ton tütün, 912 bin dal makaron, 61 kilo nargile tütünü, 150 bin adet filtre, bin 455 paket sigara kağıdı, 3 bin 750 adet kesilmiş bandrol cinsi eşya ele geçirildi.

    Olayla ilgili soruşturmanın Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde devam ettiği kaydedildi.

  • MEB’den ‘Maarif Model’ Genelgesi

    MEB’den ‘Maarif Model’ Genelgesi

    Öğrencilerin zihinsel, sosyal, duygusal, fiziksel ve ahlâkî bakımdan çok yönlü gelişimini desteklemek amacıyla geliştirilen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin uygulanmasına ilişkin genelge Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin imzasıyla yayımlandı.

    Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne yönelik planlanan eğitimler kapsamında eğitici eğitimleri 3 Haziran’da başladı. Öğretmenlerin eğitimi ise 2-6 Eylül 2024 tarihleri arasında mesleki çalışma döneminde il millî eğitim müdürlükleri koordinesinde yapılacak.

    Eğitimler, eğitici eğitimi belgesi alan öğretmenler tarafından okul öncesi, ilkokul 1, ortaokul 5, ortaöğretim hazırlık ve 9’uncu sınıf düzeyinde öncelikle bu sınıflarda derslere girecek öğretmenlere yönelik il/ilçe millî eğitim müdürlükleri ve okul yönetimleri tarafından üç gün sürecek şekilde teorik ve uygulamalı olarak planlanacak ve uygulanacak.

    EĞİTİMLER BRANŞ TEMELLİ PLANLANACAK

    Eğitici eğitimi belgesi alan öğretmenler tarafından tüm kademelerde okul öncesi, ilkokul 1, ortaokul 5, ortaöğretim hazırlık ve 9’uncu sınıf düzeyleri dışındaki diğer sınıf düzeylerinde derslere giren öğretmenlere yönelik de ayrıca teorik ve uygulamalı eğitimler yapılacak. Bahse konu sınıf düzeylerinde derse giren öğretmenlere yönelik düzenlenecek eğitimler; birinci dönem içinde yer alan ara tatilde, il millî eğitim müdürlükleri koordinesinde il/ilçe millî eğitim müdürlüklerince planlanarak yapılacak ve tüm öğretmenlerin ilgili eğitimlere katılımı sağlanacak. Planlanan eğitimler branş temelli olarak en fazla 50 kişilik gruplar şeklinde düzenlenecek.

    Genelgeye göre,  eğitici eğitimi belgesi alan öğretmenlerin, okul idarelerince hazırlanacak şube ve ders dağılımlarında öncelikli olarak ilgili sınıflara görevlendirilmeleri sağlanacak, ilgili sınıflar düzeyinde derse girecek öğretmenlerin mutlaka branşlarında eğitim almaları sağlanacak. Herhangi bir zorunlulukla ilgili sınıflarda öğretmen değişimi yaşandığında bu sınıflara girecek öğretmenler eğitimlerini tamamlayarak derslere girebilecek.

    TÜM KADEMELERDEKİ OKUL YÖNETİCİLERİ ORTAK METNİ İNCELEYECEK

    İl millî eğitim müdürlükleri koordinesinde il ve ilçe millî eğitim müdürlüklerince yapılacak planlama dâhilinde tüm kademelerdeki okul yöneticilerinin Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Ortak Metni’ni incelemeleri sağlanacak. Yöneticilere yönelik eğitimlerde Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne göre yönetici, öğretmen, öğrenci ve velilerin rol ve görevleri ile ilgili bilgilendirme ve müzakereler gerçekleştirilecek, okul yöneticileri modelin yapı taşları ve temel yaklaşımı konusunda eğitime tabi tutulacaktır. İlgili eğitimler, 1 Eylül 2024 tarihine kadar tamamlanacak.

    Genelgeye göre, zümre toplantılarında Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin temel yaklaşımı ve öğrenci profili doğrultusunda öğretim programları ve ders kitapları göz önünde bulundurularak modelde yer alan tüm bileşenlerin etkin ve doğru bir şekilde hayata geçirilmesini sağlayacak planlamalar yapılacak.

    Bu kapsamda planlama ve uygulama yapılırken temel, bütünleşik ve üst düzey düşünme becerilerinden oluşan kavramsal beceriler, alan becerileri ve eğilimler dikkate alınacak.

    “Erdem-değer-eylem” çerçevesi, sosyal duygusal öğrenme becerileri ve sistem düşüncesi olarak yapılandırılan okuryazarlık becerilerini içeren programlar arası bileşenler, zenginleştirme ve destekleme olmak üzere ikiye ayrılan farklılaştırma uygulamaları temel alınacak.

    Temel kabuller, öğrenme kanıtları, ön değerlendirme, köprü kurma, öğrenme öğretme uygulamaları, disiplinler arası ilişkiler dikkate alınacak.

    Ayrıca okul temelli planlama kapsamında etkinliklerde öğrenci katılımını destekleyici, yaparak ve yaşayarak öğrenmeye imkân tanıyan ve öğrencilerin bütüncül gelişimini amaçlayan çalışmalar, sosyal sorumluluk çalışmaları ve hayat boyu öğrenme olarak yer alan program dışı etkinlikler dikkate alınacak.

    ÖĞRENME BECERİLERİ KAZANDIRILMASI ÖNCELİKLENDİRİLECEK

    Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin yapısı gereği her tür yerel şart ve imkânda uygulamaya müsait olduğu göz önünde bulundurularak öğretim programlarının öğrenme çıktılarının gerektirdiği beceriler azami düzeyde öğrenciye kazandırılacak şekilde planlama yapılacak.

    Genel eğitim programı uygulayan özel eğitim okullarında/sınıflarında Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli öğretim programları uygulanacak, öğrenciler için bireyselleştirilmiş eğitim programları (BEP) Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli öğretim programı esas alınarak hazırlanacak.

    Kaynaştırma/bütünleştirme uygulamaları kapsamında eğitimlerini sürdüren özel eğitim ihtiyacı olan öğrenciler için de BEP’ler Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli öğretim programı esas alınarak hazırlanacak.

    Özel eğitim ihtiyacı olan çocuklar ve aileleri için, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli esas alınarak hazırlanmış Özelleştirilmiş Kapsamlı Gelişimsel Rehberlik Programı’nın özel eğitim okullarında uygulanması sağlanacak.

    Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli doğrultusunda çocuklara sunulacak ders kitapları ve e-içerikler, öğrencilerin çok yönlü gelişimi için birbirinin tamamlayıcısı olarak hazırlandı. Bu nedenle, ders kitapları ve ders kitaplarında yer alan e-içeriklerin tamamı kullanılacak.

  • Pinhani, İstanbul Festivali Seyircisiyle Buluştu

    Pinhani, İstanbul Festivali Seyircisiyle Buluştu

    İstanbul Festivalinin 16. Gününde Pinhani rüzgârı esti. İlk albümünü 2006 yılında çıkaran ünlü grubun sevilen şarkılarına on binlerce İstanbullu eşlik etti.

    Yayla Trio konseriyle başlayan festivalde ziyaretçiler Karadeniz esintileriyle eğlendi. Yayla Trio’nun ardından sahneyi Pinhani aldı. Sevilen grup; Hele Bi Gel, Bilir O Beni, Beni Sen İnandır, Dön Bak Dünyaya gibi şarkılarını seyirciyle buluşturdu.

    2-18 Ağustos tarihleri arasında İstanbullular’a dünya standartlarında bir yaşam festivali deneyimi sunan İstanbul Festivali’nde son güne gelindi. 17 gün boyunca Türkiye’den ve dünyadan 30’u aşkın sanatçıyı ağırlayan İstanbul Festivali sahnesi son kez Melike Şahin’e ev sahipliği yapacak.

  • İstanbul Beylikdüzü’nde ‘Deprem ve Sismik’ Konuşuldu

    İstanbul Beylikdüzü’nde ‘Deprem ve Sismik’ Konuşuldu

    Beylikdüzü Belediyesi İnovasyon ve Teknoloji Müdürlüğütarafından 17 Ağustos Marmara Depremi’nin yıl dönümündebirsöyleşi düzenlendi.Beylikdüzü Smart – B Gençlik Merkezi’nde “Smart – Talks” programları kapsamında yapılan söyleşide, Eskişehir Teknik Üniversitesi Mekanik Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gökhan Özdemir, “Deprem ve Sismik İzolasyon Yöntemi” başlıklı sunumuyla önemli bilgiler paylaştı.

    Prof. Dr. Özdemir, sismik izolasyonun yapıların depreme dayanıklılığını artırmadaki kritik rolüne değinerek, Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yüzleşmesi gerektiğini vurguladı.Ayrıca katılımcılar, deprem öncesi ve sonrası alınması gereken önlemler konusunda da bilgilendirildi.

    Sismik izolasyonun binaları nasıl depremden koruduğunu vurgulayan Özdemir, “Temel seviyesinde üst yapı ile temel arasına yerleştirilen bir takım yapısal malzemeler kullanılarak gerçekleştiriyor. Bu yapısal malzemelerin iki tane temel prensipte özelliği var. Birincisi üst yapıya göre esnekliği daha düşük olacak. Bu sayede deprem sırasında üst yapı herhangi bir hareket yapmadan tamamen daha esnek olan üst yapıya göre bu malzemelerin hareket etmek prensibine dayanır bu yöntem. Bu sayede biz üst yapıdaki mesken sahipleri olarak titreşimleri çok düşük seviyede hissederiz. Hasardan zaten bahsetmek gibi bir durum yok. Tamamen hem binayı koruyor hem de içindekileri koruyor” ifadelerini kullandı.

  • İhracatta 100 Milyon Dolarlık Kriz: Anti-Damping Tehdidi!

    İhracatta 100 Milyon Dolarlık Kriz: Anti-Damping Tehdidi!

    10 ülkeden aldığı endüstriyel mutfakları 128 ülkeye satan GGMGASTRO CEO’su Manuel Elma, Türkiye’de son dönemde artan maliyetlerden dolayı endüstriyel mutfak sektörünün ihracatta rekabet etmekte zorlandığına dikkat çekti.

    Türkiye’den aldığı ürünleri dünyanın birçok farklı ülkelerine sattıklarına dikkat çeken Elma, Türkiye’den ortalama 100 milyon dolarlık ürün aldıklarını vurguladı. Türkiye’de ortalama 60’a yakın firma ile çalıştıkları bilgisini veren Manuel Elma, “Endüstriyel mutfak alanında Türkiye’nin en büyük şirketleriyle çalışıyoruz. Aldığımız ürünlerin geliştirilmesi ve kullanılan teknolojinin artırılması için çalışmalar yapıyoruz. Türkiye endüstriyel mutfak sektörü dünyada ilk 10, Avrupa’da ise ilk 5 içinde yer alıyor. Türkiye’de endüstriyel mutfak sektörünün gelişimi çok güzel şekilde ilerliyor. Ancak, endüstriyel mutfak ürünlerinde Türkiye’de fiyatlar yükseldiği için ihracatımız azalma tehlikesi ile karşı karşıya. Yaşanan durumu önceki yıllarla karşılaştırdığımızda daha net bir şekilde görebiliyoruz. Bu artışta farklı sebepler var. Ancak, son dönemlerde endüstriyel mutfak üretiminin en önemli ham maddeleri arasında yer alan paslanmaz çeliğe getirilen ek vergiler, fiyat artışlarında çok etkili oluyor.” diye konuştu.

    ANTİ-DAMPİNG GELİRSE TÜRKİYE OPERASYONUNU KAPATACAĞIZ

    Paslanmaz çelikte Posco Assan’ın talebi ile başlatılan anti-damping soruşturmasının da bir an önce sonlandırılması gerektiğini vurgulayan Manuel Elma, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu soruşturmanın aslında hiç olmaması gerekiyordu. Endüstriyel mutfakta üreticiler zaten çok düşük kar marjı ile çalışıyor. Yaşanan gelişmeler bu durumu daha da kötüleştiriyor. Devletin ve ihracatçının bir araya gelerek çalışmasında büyük fayda var. Üreticinin büyümesi gerekiyor ki, ihracat da büyüsün. Eğer gidişat bu şekilde devam ederse bizim bu ürünleri ihraç etme şansımız neredeyse sıfıra düşer. 100 milyon dolarlık alım yapıyorduk Türkiye’den. Bunu da 300 milyon dolar seviyelerine getirmeyi planlıyorduk. Ancak, sürekli yükselen fiyatlar nedeniyle alımlarımızı frenlemek zorunda kalıyoruz. Biz satın alma yapmayınca, üretici de üretimi azaltıyor. Eğer anti-dampig gelirse Türkiye operasyonumuzu kapatmak zorunda kalacağız.”

    HEDEF 4 BİN ÇALIŞANA ULAŞMAK

    GGMGASTRO hakkında da bilgiler paylaşan Manuel Elma, “Grup olarak ortalama 1300 kişiye istihdam sağlıyoruz. Gelecek yıl bu sayıyı 1800 kişiye çıkarmayı planlıyoruz. Üretici değiliz ancak, Türkiye’den aldığımız endüstriyel mutfak ürünlerini, Avrupa’da yaşayan 750 milyonluk nüfusa ulaştırıyoruz. Avrupa’nın büyük şehirlerinde bulunan ofislerimiz aracılığıyla satışlarımızı gerçekleştiriyoruz. Şirketimiz şu an sektörde Avrupa’nın en büyük tedarikçisi. Başta Almanya olmak üzere, GGMGASTRO marka değeri Avrupa’nın en önemli markalarının arasına girmiş durumda. Endüstriyel mutfak sektörünün lokomotifi olan şirketimiz gerek dijital ürünlerde gerekse klasik ve robotik ürünlerde sektöre yenilikler sunmaya devam edecek. Yakın gelecekte çalışan sayımızı 4 bin kişiye çıkarmayı hedefliyoruz. Elimizden geldiğince Türkiye’de yatırımlarımızı artırmayı da istiyoruz. Bu nedenle de Türkiye’den sektör adına beklentilerimiz mevcut. Türkiye güçlü ve yüksek potansiyeli olan bir ülke, özel sektör ve devlet daha fazla birlikte çalışır ve sorunları beraber çözerlerse çok hızlı bir ekonomik büyümeyi gerçekleştirebilir inancındayım.” dedi. 

  • Prof. Dr. Özdağ’dan ‘Erken Genel Seçim’ Çağrısı

    Prof. Dr. Özdağ’dan ‘Erken Genel Seçim’ Çağrısı

    Büyük bir ekonomik yangının Türkiye’yi yaktığını ifade eden Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, “AK Parti, Saray ekonomi üzerindeki kontrolü tam anlamıyla yitirmiş durumda. Erdoğan’ın durumu ekonomi ile ilgili freni patlamış bir belediye otobüsünün yokuş aşağı hızla inen ve gittikçe hızlanan direksiyondaki şoföre benziyor. Yapabileceği hiçbir şey yok. Mehmet Şimşek de biletçi, o da düşmemek için bir yere tutunmuş sallanıyor sadece. Mehmet Şimşek’in modeli çok basit; enflasyonu düşürmek için dövizi sabit tutmak. Bunun için de sıcak paraya ihtiyacı var. Sıcak paraya büyük faiz veriyor. Bu sıcak para sonunda Türkiye’den çıkacak, büyük kazançlar elde ederek çıkacak. Bunun bedelini de bugün tarlada domatesin kilosunu geçen sene 4 lira iken bugün 5 liradan satan çiftçi ödüyor. Bunun bedelini 12 bin 500 liraya geçinmeye çalışan emekli ödüyor” dedi.

    Mehmet Şimşek’in politikalarının çöktüğünü iddia eden Genel Başkan Özdağ, “Bu politikaların bir sonuç alması mümkün değildir. Bakın, muhasebeciler sokağa döküldüler., Türkiye’nin değişik yerlerinde miting yapıyorlar. Enflasyon muhasebesi makaleleri yazılıyor iş dünyasında bunların tartışmaları yapılıyor. Köylüler, Türkiye’nin değişik yerlerinde tarlalarını terk edip otoyollara çıkıp gösteriler yapmaya başladılar. Çanakkale’de, Balıkesir’de, Gaziantep’te, Antalya’da köylüler sokakta. Türkiye’de son kalan 500 bin çiftçi sokağa çıktı ve çıkmak üzere. Oysa çiftçi en sabırlı halk kesimidir. Üretim modelinden dolayı da çiftçi sabırlıdır. Eğer çiftçiler sokağa çıktılarsa bu ekonominin gerçekten kontrol edilemez bir yıkım içerisinde olduğunu göstermektedir” diye konuştu.

    Konuşmasında ‘Kürsü dokunulmazlığı’ kavramına da dikkkati çekerek, Türkiye’nin önceki gün yaşananlardan sonra ‘kürsü yumruğu’ kavramı ile de tanıştığını söyledi. “TBMM’de kürsüde, bir milletvekili dayak yemeden konuşamayacaksa Türkiye’de hiçbir vatandaşın bundan sonra özgürce fikirlerini dayak yemeden anlatma imkanı kalmamış demektir” diyen Özdağ, “Bu aslında yönetilemeyen bir Türkiye’yi ortaya koymaktadır” dedi.

    Türkiye’nin ekonomide, siyasette, hukukta yaşadığı bu kilitlenmeyi aşmak için erken genel seçime gitmek zorunda olduğunun altını çizen Özdağ, “Zafer Partisi olarak tek çareyi bu kilitlenmeyi aşmak için erken genel seçimde görüyoruz. Bu erken genel seçimde Türk halkı, seçmen sadece yeni bir partiyi seçmeyecektir. Halk, bunun ötesinde yeni bir ekonomik yaklaşımı, modeli tercih edecektir. Ekonomiyi kur ve faiz denklemi arasına sıkıştıran neoliberal ekonomik model, kalkınmadan, istihdamdan, büyümeden bahsetmeyen bu modelin dışında istihdamı, üretimi, sürdürülebilir planlı kalkınmayı, teknoparkları, petrokimya tesislerini, yüksek teknoloji, demir çelik sanayinde yeni atılımları, yeni iş yerlerini, yüksek katma değerli üretimi ve dar gelirli halk kitlelerinin dar gelirli olmaktan kurtulmaya başladıkları bir ekonomik modeli de bu seçimlerde Türk halkı seçecektir.” diye konuştu.

  • Türkiye, Çok Yaşlı Ülkeler Kategorisine Girdi!

    Türkiye, Çok Yaşlı Ülkeler Kategorisine Girdi!

    Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Barış Erdoğan, Türkiye’deki nüfusun giderek yaşlanması ve genç nüfusun toplam nüfus içerisindeki oranının azalmasını değerlendirdi.

    Prof. Dr. Barış Erdoğan, dramatik bir şekilde nüfus ve doğum oranlarının düştüğünü dile getirerek, “Aslında nüfus ve doğum oranlarındaki düşüş, beklenilen bir durumdur. Dünyada kentleşme arttıkça, kadınların istihdama katılma oranları ve eğitim düzeyleri yükseldikçe, doğum oranlarında bir düşüş beklenir. Türkiye de uzun yıllardır bu trendin içindeydi. Ancak 2014’ten itibaren, özellikle son 4 yılda, bu düşüş beklenenden daha hızlı bir şekilde gerçekleşmeye başladı. Ülke olarak 100 milyonluk bir nüfus hedefi bulunuyordu, ancak mevcut veriler bu hedefin zor göründüğünü gösteriyor. Bu trendler devam ederse, Türkiye’nin muhtemelen 90 milyon civarında bir nüfusa ulaşabileceği öngörülüyor.” dedi.

    Türkiye’de de diğer Avrupa ve gelişmiş ülkeler gibi beklenen yaşam süresi yükseliyor. Bu durumun iki açıdan önemli olduğuna işaret eden Prof. Dr. Barış Erdoğan, şunları dile getirdi:

    “Bir ülke için yeni ve genç bir nüfus, ekonomi açısından dinamizm demektir. Ancak, alt kademelerden yeterli nüfus gelmediğinde, yukarıda da sorunlar oluşmaya başlayacak. Neden diye sorabilirsiniz? Çünkü nüfusumuz aynı zamanda yaşlanıyor. Yaşlanmamızın sebebi ise, daha fazla insanın daha uzun süre yaşaması. Sağlık koşullarının iyileşmesi, bakım imkanlarının artması gibi nedenlerle Türkiye’de, diğer Avrupa ve gelişmiş ülkeler gibi, beklenen yaşam süresi yükseliyor ve 70’lerin sonlarına doğru ilerliyor. Şimdi sorulması gereken şu: Bu nüfusa kim bakacak? Alttan gelen nesillerin istihdama katılması, üretmesi ve onların vergileriyle, primleriyle yukarıdaki emekli maaşlarının ödenmesi, sağlık hizmetlerinin karşılanması gerekiyor. Önümüzdeki önemli sorunlardan biri, doğum oranlarını ne kadar yukarı çekmemiz gerektiğiyle ilgilidir.”

    NÜFUSUMUZ ARTIK ARTMAYACAK, HATTA AZALMA TRENDİNE GİRMİŞ DURUMDA

    Dünya genelinde doğurganlık oranının, yani kadın başına doğan çocuk sayısının, nüfusun yerinde kalabilmesi için en az 2.1 olması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Bu oran genellikle 16-49 yaş arasındaki kadınlar için hesaplanır. Basit bir şekilde düşünürsek, bir kadın ve bir erkek evlenip aile kurduğunda, nüfusun sabit kalması için geride en az iki çocuk bırakmaları gerekir. Yani nüfusun artmasını bir yana bırakın, sabit kalması için bile bu şarttır. Ancak, TÜİK’in 2023 verilerine göre, Türkiye’de bu oran 1.51’e düşmüş durumda. Bu da gösteriyor ki, nüfusumuz artık artmayacak, hatta azalma trendine girmiş durumda. Bu aslında beklenen bir şey; dünya genelinde, Avrupa’da ve gelişmiş ülkelerde de benzer bir durum söz konusu. Geçmişte, tarım toplumlarında çocuklar aileye ekonomik katkı sağlarken, günümüzde insanlar neden daha az çocuk yapmayı tercih ediyor? Bunun çeşitli nedenleri var.” diye konuştu.

    KIRSAL KESİMDEKİ NÜFUS GENEL ORTALAMAYA ÇOK AZ KATKI SAĞLIYOR

    Türkiye’nin kırsal kesiminde yaşayan insan sayısının, oran olarak oldukça azaldığını dile getiren Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Artık Türkiye’nin büyük çoğunluğu, neredeyse yüzde 90’a varacak düzeyde, kentlerde ya da kasabalarda, yani tarım dışı sektörlerde çalışan insanların olduğu bir ülke haline geldi. Dolayısıyla kırsal kesimdeki nüfus, yani çocuk doğurganlığı, genel ortalamaya çok az katkı sağlıyor. Örneğin, Şanlıurfa ve Mardin gibi illerimizde, bundan 30 yıl önce 5 civarında olan doğurganlık oranı, günümüzde 3.2 civarına düşmüş durumda. Bunun nedeni de tarımda traktörleşme ve makineleşmenin yaygınlaşmasıyla, çocuğa olan ihtiyacın azalması.” şeklinde konuştu.

    Buna karşılık, kent ortamında da farklı bir sorunla karşılaşıldığını söyleyen Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Artık insanların beklentileri de değişmeye başladı. Eskiden çocuklar büyür, devlet okuluna gider, imkânlar neyse ona göre yetişirdi. Çoğumuz mahallelerde böyle büyüdük. Ancak şimdi insanlar, çocuklarının özel okulda okumasını, piyano dersi almasını, ata binmesini ve en iyi imkanlara sahip olmasını istiyor. Tüm bunlar ekstra masrafları beraberinde getiriyor. Kreş ve özel okul ücretlerinin bu kadar yüksek olduğu bir dönemde, insanlar bu masrafları karşılamakta zorlanıyorlar. Bu nedenle, çoğu aile bir çocukla yetiniyor.” dedi.

    ÇOCUK YAPMA İLERİKİ YAŞLARA ÖTELENİYOR

    Eskiden toplumsal beklenti veya başarı ölçütünün bir an önce aile kurmak, çocuk sahibi olmak, çoğalmak, gelişmek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Yeni dönemde bireycilik artırılmış vaziyette, sürekli olarak medyada gezin, dolaşın, dünyayı deneyimleyin, hayatınızı yaşayın pompalanıyor. Bütün bunları yaptığınız zaman çocuk yapma yaşınızı ileriki yaşlara doğru erteliyorsunuz. Erteledikçe de yani kendinize yoğunlaştıkça bu ertelediğiniz zaman dilimi içinde çocuk yapma yaş dilimi de daralmaya başlıyor. Bu, Türkiye’ye özgü bir durum da değil. Böyle bir dünyanın içinde insanlar çocuk yapmayı ya hiç istemiyorlar ya da ileriki yaşlara öteliyorlar.” diye konuştu.

    Prof. Dr. Barış Erdoğan, Türkiye’ye gelen Suriyeliler için de eskiden ‘5 çocuk yapıyorlar’ denildiğini ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Ancak şimdi onların da çocuk sayısı 3’e düştü. Türkiye’ye geldikçe, kentleşmenin içine girdikçe çocuk sayısı azalıyor. Şartlar insanları zorluyor. Bu durum sadece Türkiye’ye özgü değil; tüm dünyada nüfus giderek yaşlanacak. Türkiye ise, nüfusunun yüzde 10’undan fazlası 65 yaş üstü olduğu için ‘çok yaşlı ülkeler’ kategorisine girdi bile. Yaşlanıyoruz, bu doğru, ama karamsar bir tablo çizmek yerine, duruma iyi tarafından da bakabiliriz. Bugünün 65 yaşındaki insanı, eski zamanların 65 yaşındaki insanına göre daha sağlıklı ve üretken. Bu bir avantaj. Ayrıca, robotik teknolojilerin, yapay zekaların gelişmesiyle birlikte, genç nüfusun yapacağı işlerin bir kısmını robotlara ve makinelerle devredebileceğiz. Ancak sonuçta, biz bu dünyada insan olabilmek için varız. Bu dünyayı robotlar ya da makineler için kurmadık. Bu yüzden, neslin devam etmesi, insanlığın hayrı ve selameti için önemli; bu açıdan da olaya bakmamız gerekiyor.”

  • Beşiktaş – Antalyaspor Maçı Canlı İzle; Tarafatium24, Justin TV, SelçukSports HD Canlı Maç İzle

    Beşiktaş – Antalyaspor Maçı Canlı İzle; Tarafatium24, Justin TV, SelçukSports HD Canlı Maç İzle

    Süper Lig’in 2. haftasında Beşiktaş, 18 Ağustos Pazar günü Tüpraş Stadı’nda Antalyaspor’u ağırlayacak. Siyah-beyazlılar, yeni sezonda ilk kez kendi sahasında taraftarının önüne çıkacak ve tam puan almak için sahaya çıkacak. Maçta düdük çalacak olan isim ise tecrübeli hakem Mehmet Türkmen.

    Beşiktaş Antalyaspor Canlı İzle araştırmaları yapanlar bedava bir şekilde kaçak olarak Taraftarium24, SelçukSports HD veya İnat TV Box gibi platformlar üzerinden izlemek istiyorlar. Bu yazımızda sizlere bu durumların ne kadar doğru olduğundan bahsedeceğiz. Zararınız sadece Beşiktaş’ta değil Türk Fulboluna ve hatta kendinize. Beşiktaş Antalyaspor Taraftarium 24 Canlı olarak İzle araştırmalarında daha önceki zamanlarda da fark ettiğimiz önemli hususlar bulunmakta. Bu araştırmaları yapacağınızı bilen dolandırıcılar maçı canlı izleyebilmeniz adına çeşitli linklerin içerisine APK veya İOS dosyaları hazırlıyor ve cihazlarınıza sızıyorlar.

    Beşiktaş Antalyaspor Maçı Canlı İzle; Tarafatium24, Justin TV, SelçukSports HD Bağlantıları Nedir?

    Beşiktaş Antalyaspor Maçı Canlı İzle

    Beşiktaş Antalyaspor maçını canlı olarak izlemek isteyenler arasında Taraftarium24, SelçukSports HD ve İnat TV Box gibi platformlara yönelik araştırmalar yaygınlaşmaktadır. Ancak, bu platformlar üzerinden kaçak yayınları izlemek, hem Beşiktaş’a hem de Türk futboluna zarar veren bir eylemdir. Bu yazıda, bu durumların ne kadar doğru olmadığını ve Başakşehir – Antalyaspor maçının legal bir şekilde izlenebileceği alternatifleri vurgulayacağız.

    Beşiktaş’ın Dolmabahçe’deki İlk Sınavı

    Teknik direktör Giovanni van Bronckhorst yönetimindeki Beşiktaş, ligin ilk haftasında Samsunspor’u deplasmanda 2-0 mağlup ederek sezona iyi bir başlangıç yaptı. Şimdi ise gözler, sezonun ilk iç saha mücadelesine çevrildi. Beşiktaş, taraftarının önünde galibiyet serisini sürdürmek ve evinde güçlü bir başlangıç yapmak istiyor.

    Tarihsel Rekabette Beşiktaş Üstünlüğü

    Beşiktaş ile Antalyaspor, Trendyol Süper Lig’de 57. kez karşı karşıya gelecek. İki takım arasında 1982 yılında başlayan rekabet, bugüne kadar 56 maçla sürdü. Bu maçların 35’ini Beşiktaş kazanırken, Antalyaspor 8 galibiyet elde etti, 13 maç ise berabere bitti. Siyah-beyazlılar, bu karşılaşmalarda toplam 116 gol kaydederken, Antalyaspor 53 golle karşılık verdi.

    İstanbul’da Antalyaspor’un Zorlu Mücadelesi

    Beşiktaş, iç sahada oynadığı karşılaşmalarda Antalyaspor’a karşı ciddi bir üstünlük kurmuş durumda. Siyah-beyazlı ekip, ev sahibi olarak çıktığı 28 maçın 18’ini kazandı. Bu süreçte Antalyaspor sadece 4 kez galip gelirken, 6 maç ise beraberlikle sonuçlandı. Bu müsabakalarda Beşiktaş, rakip fileleri 51 kez havalandırırken, Antalyaspor 15 golle yetindi.

    Dolmabahçe’de 7 Yıldır Galibiyet Hasreti

    Ancak, Beşiktaş için bir endişe kaynağı var: Siyah-beyazlı takım, Antalyaspor’a karşı Dolmabahçe’de oynadığı son 6 lig maçını kazanamadı. Beşiktaş, Antalyaspor’a karşı evindeki son galibiyetini 13 Ağustos 2017’de 2-0’lık skorla elde etmişti. Bu süreçte oynanan 6 maçın 3’ü beraberlikle sonuçlanırken, 3 maçı ise Antalyaspor kazandı. Beşiktaş, bu seriyi sonlandırmak ve İstanbul’da Antalyaspor’a karşı uzun süredir süren galibiyet hasretini dindirmek istiyor.

    Beşiktaş – Antalyaspor Maçı Ne Zaman, Saat Kaçta ve Hangi Kanalda?

    Beşiktaş – Antalyaspor mücadelesi, 18 Ağustos Pazar günü saat 21.45’te başlayacak. Karşılaşma, beIN Sports 1 kanalından canlı olarak yayınlanacak. Beşiktaş’ın yeni sezonun ilk iç saha mücadelesinde neler yapacağı merakla bekleniyor.

    Muhtemel 11’ler ve Teknik Detaylar

    Maç öncesi Beşiktaş’ın muhtemel 11’inde, takımın yeni transferlerinin yanı sıra tecrübeli isimler de sahada olacak. Teknik direktör Giovanni van Bronckhorst’un sahaya nasıl bir kadro süreceği ise maç saatinde netlik kazanacak.

    Beşiktaş taraftarı, Tüpraş Stadı’nda takımlarını desteklemek için sabırsızlanıyor. Siyah-beyazlılar, evlerinde oynayacakları bu önemli maçta üç puanı hanesine yazdırarak, şampiyonluk yolunda kararlı bir adım daha atmak istiyor. Maçın heyecanı şimdiden dorukta!

  • Transit Yasağı Özel Jet Sektörünü Vurdu: Milyon Dolarlık Kayıplar Kapıda!

    Transit Yasağı Özel Jet Sektörünü Vurdu: Milyon Dolarlık Kayıplar Kapıda!

    Özel jet yolcularına getirilen transit geçiş kısıtlamaları, hava taşımacılığı sektöründe ciddi sorunlara neden oluyor. Zafer Yeşilgül, bu kısıtlamalar nedeniyle özel jet yolcularının, ülkeye giriş ihtiyacı olmamasına rağmen zorunlu olarak pasaport ve vize kontrolüne tabi tutulduğunu vurguladı.

    Yeşilgül, dünyada birçok ülkede olduğu gibi, bu yolcuların pasaport ve vize kontrolüne girmeden uçaktan uçağa transfer edilmeleri gerektiğini ifade etti.

    Mevcut uygulamanın, yolculara vize zorunluluğu getirdiğini belirten Yeşilgül, bu durumun hem zaman hem de maddi kayıplara neden olduğunu söyledi. Yeşilgül, tarifeli bir uçuşla İstanbul aktarmalı Berlin’den Nairobi’ye seyahat eden bir yolcunun İstanbul Havalimanı’nda pasaport kontrolüne tabi tutulmadan transit geçiş yapabildiğini, ancak aynı rotayı özel jetle gerçekleştiren bir yolcunun bu kolaylıktan yararlanamadığını belirtti.

    TİCARİ KAYIPLAR ARTIYOR

    Yeşilgül, tarifeli uçuşlardan özel jete veya özel jetten özel jete transit geçişe izin verilmediğinin altını çizerek, bu durumun yolcuların Türkiye’yi tercih etmemesine ve dolayısıyla sektörde ticari kayıplara yol açtığını ifade etti. Transit geçiş kısıtlamaları nedeniyle yolcuların planlanmamış duraklamalar ve ek güvenlik kontrolleriyle karşı karşıya kaldığını belirten Yeşilgül, “Bu durum yolcuların zaman ve konfor kaybına yol açıyor,” dedi.

    Transit geçişlerdeki bu kısıtlamaların, yolcuların seyahat deneyimini olumsuz etkilediğini ve güvenlik endişelerini artırdığını dile getiren Yeşilgül, sektördeki bu olumsuz etkilerin giderilmesi için hem uluslararası hem de yerel düzeyde adımlar atılması gerektiğini vurguladı. Yeşilgül, özel jet yolcularının transit geçişleri için daha esnek politikaların uygulanması gerektiğini sözlerine ekledi.