Kategori: Gündem Haberleri

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: Adaletin Tecellisine Destek Vermeliyiz

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: Adaletin Tecellisine Destek Vermeliyiz

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1. Dönem Hâkim ve Savcı Yardımcıları Eğitimi Açılış Töreni’nde konuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde 1. Dönem Hâkim ve Savcı Yardımcıları Eğitimi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, yargı faaliyetlerinin gücünü ve itibarını hukukçunun ehliyetinden, adalete bağlılık gibi üstün ahlaki değerlerinden aldığını vurguladı.

    Bu hakikat temelinde, güven veren adalet için etkin eğitim anlayışıyla Adalet Akademisi’nin yenilendiğini, güçlendirildiğini, imkânlarının genişletildiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yargı sisteminin bel kemiğini oluşturan hâkim ve savcıların en iyi şekilde yetişmeleri ve görevlerini layıkıyla yapabilmeleri için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadıklarını söyledi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, hâkim ve savcı yardımcılığı müessesesinin, bu inançla sürdürülen bir fikri takibin ve arayışın ürünü olduğuna dikkati çekerek ülkede hukuk öğrenimi görmüş önemli sayıda insanın, hukuk eğitimi veren önemli sayı ve çeşitlilikte kurumların, fakültelerin bulunduğunu kaydetti.

    Son 22 yılda avukat, noter, hukuk eğitimi görmüş personel, hâkim ve savcı sayılarında kayda değer bir artış sağlandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2002 yılında 9 bin civarında olan hâkim savcı sayımız neredeyse 3 kata yakın bir artışla bugün 25 bine yaklaştı. Hiç şüphesiz bu sayısal büyümeye kalitenin de eşlik etmesi, niceliğin nitelikle desteklenmesi önemlidir. Bu bakımdan adaletin tecellisine nezaret edenlerin eğitimi, yetiştirilmesi ayrı ve başlı başına mühim bir meseledir. Hukukta belli ölçüde kurumsallaşmış, artık gelenekselleşmiş bir eğitimden, bu eğitimin bir metodolojisinden söz edebiliriz. Ancak bu eğitimin iyi bir hâkim, iyi bir savcı veya iyi bir avukat olarak temayüz etmesinin garantisi olmadığını yine hepimiz biliriz. Şu ayrımı çok iyi yapmamız şarttır. Hukuk fakülteleri ideal ve mevzu hukuku öğretir. Mesleki bilgi, beceri ve yeterlilik ise fakülte eğitimini aşan bir çabayı gerektirir. Mesleki olgunluk ve yeterlilik bizzat o mesleği icra ederek gelişen melekelerdir. Bilgiyi, hikmet ve irfanla buluşturan değerlerdir. Fakat değerler ile bilgi arasında bağ kurmayı sağlayan köprü ise tecrübedir. Hazreti Mevlana’ya atfedilen bir sözde bu ayrım şöyle anlatılıyor: ‘Gençlerin aynada göremediklerini yaşlılar bir tuğla parçasında okurlar” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bilgiye erişmenin çok kolay olduğunu, cep telefonu veya bilgisayardan istenilen bilgiye süratle ulaşıldığını ama tecrübe ve bilgeliğin, insanı malumat yığını arasında yolunu kaybetmekten koruyan bir rehber olma vasfını hâlen koruduğunu belirtti.

    Hâkim ve savcı yardımcılığı mekanizmasıyla bu dengeyi tutturmaya, bilgiyle tecrübeyi harmanlamaya çalıştıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeni yetiştirme modelimizle sizlerin ve sizden sonra geleceklerin mesleğe en iyi şekilde hazırlanmasını amaçlıyoruz. Buna göre adaylıkta süre 2 yılken yardımcılıkta süreyi 3 yıla çıkardık. Akademideki eğitim süresini 7 aydan 10 aya yükselttik. Böylece yardımcıların 300 saat daha fazla eğitim almalarını sağlayacağız.” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, yardımcıların sınav ve değerlendirme süreçlerini de yoğunlaştırdıklarını, araştırma, analitik düşünme, muhakeme ve yazım kabiliyetinin geliştirilmesi amacıyla da hâkim ve savcı yardımcılarına tez hazırlama yükümlülüğü getirdiklerini kaydederek, yardımcıların böylece 10 ay sürecek akademi eğitimleri ve usta çırak ilişkisi içerisinde 26 ay sürecek eğitici hâkim ve savcı yanındaki eğitimleriyle birlikte 3 yıllık yoğun, teorik ve pratik yönü güçlü, dolu dolu bir eğitimden geçeceklerini söyledi.

    Usta çırak ilişkisi içinde geçecek iki yıllık süre sonunda hâkim ve savcı yardımcılarının kürsü görevlerine tam manasıyla hazır hâle geleceklerine inandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta eğitimlerine başlayan 1076 hâkim ve savcı yardımcısını tebrik etti, başarılar diledi.

    Toplum hâlinde bir arada yaşamanın şartlarından birisinin de bu birlikteliğin hukukunu oluşturmak, uygulamak ve gözetmek olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ancak insanın olduğu her yerde çatışma ve çelişkiler de kaçınılmazdır. Arzu edilmese dahi suç işlenir, hukuki ihtilaflar baş gösterir. Hukuk devleti bu ihtilaf ve çatışmalara hızlı, doğru ve kesin cevaplar vermeyi gerektirir. Adil ve etkili işleyen bir yargı sistemi, bunun kurumsal çerçevesidir. İyi tesis edilmiş bağımsız, nesnel ve tarafsız işleyen bir yargı, bu sistemin varlığı ekonomik gelişme ve kalkınmanın da güvencesidir.” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, adalet ve vicdan ölçüsünün başka hiçbir duygunun esiri olmaması için hızlı bir süreç yönetiminin faydalı olduğunu vurgulayarak, “Toplumun ilgisine mazhar olan her olayda haber ve bilgi alma hakkına elbette saygı duyuyoruz ancak toplumun merakını gideren yayınlar yaparken yürüyen soruşturmanın selametini de korumak, gözetmek herkesin mesuliyetidir. Ceza soruşturmalarında gizlilik kuralının gayesi hakikati örtmek değil maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını engelleyecek müdahalelerin önüne geçmektir. Milletimizin gündemini meşgul eden ve 85 milyon olarak hepimizin yüreğini yakan son hadiselere bu zaviyeden bakılmasında yarar görüyoruz.” dedi.

    “ADALETİN REYTİNG VE ETKİLEŞİM AVCILIĞINA KURBAN EDİLMESİNE GÖZ YUMMAMALIYIZ”

    “İnsanlık ve toplum olarak nereye gidiyoruz?” sorusunun çok sık sorulduğu bugünlerde daha soğukkanlı olunması gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Adaletin tecellisine destek vermeliyiz. Masum çocukların naaşı üzerinden milletin inanç değerleriyle toplumun temeli olan aile kurumuyla dini müesseselerle siyasi ve ideolojik hesap görülmesine müsaade etmemeliyiz. Adaletin reyting ve etkileşim avcılığına kurban edilmesine göz yummamalıyız. Bu konuda herkesin, başta medyamız olmak üzere, tüm sorumluluk sahiplerinin azami hassasiyet göstermesi gerektiğine inanıyorum.” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölücü terör örgütünün katlettiği binlerce bebek, çocuk ve genç için bugüne kadar seslerini çıkarmayanların riyakârlıklarını ibretle takip ettiklerini belirterek, “Daha düne kadar bölücü canilerin terör eylemlerini aklama yarışına girenler, bugün vahşi bir cinayet üzerinden millete vicdan, ahlak, insanlık dersi vermeye kalkıyor. Katledilen çocuklar arasında bile ayrım yapacak kadar istismar siyasetine bulaşanları milletimizin takdirine havale ediyoruz. Milletimiz, derin irfanıyla kimin nerede durduğunu görmekte, kimin ne yapmaya çalıştığını gayet iyi bilmektedir.” dedi.

  • Dikili Belediyesi Meclis Üyesi Ata Uysal Trafik Kazasında Hayatını Kaybetti

    İzmir’in Dikili ilçesi, genç bir siyasetçinin ani kaybıyla sarsıldı. Dikili Belediyesi’nin CHP’li meclis üyesi Ata Uysal (20), motosikletiyle geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitirdi. Genç yaşta hayata veda eden Uysal, hem ailesi hem de çevresi için derin bir üzüntü yarattı.

    Kaza, Dikili – Çandarlı kara yolunda meydana geldi. Ata Uysal’ın kullandığı 35 AZG 992 plakalı motosiklet, direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesi sonucu devrildi. Uysal’ın hızla yere savrulmasıyla olay yerine jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. İlk müdahale kazanın hemen ardından yapılmasına rağmen, Uysal kurtarılamadı. Ambulansla Bergama Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Uysal, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. 

    Ata Uysal 

    Dikili Belediyesi Meclis Üyesi Ata Uysal Trafik Kazasında Hayatını Kaybetti1

    Olayla ilgili geniş çaplı bir soruşturma başlatan jandarma ekipleri, kaza anında motosikletin kontrolünü neden kaybettiğini ve herhangi bir dış faktör olup olmadığını araştırıyor. Kaza ile ilgili incelemeler sürerken, Uysal’ın cenazesi otopsi yapılmak üzere İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

  • Eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş Cinayeti Davasında Tutukluluk Kararı Sürüyor!

    Eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş Cinayeti Davasında Tutukluluk Kararı Sürüyor!

    Ankara, eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Ateş’in öldürüldüğü olaya ilişkin yargı süreci devam ediyor. Ateş, 30 Aralık 2022’de Ankara’nın Çankaya ilçesi Çukurambar semtinde bir silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmişti. Olayla ilgili tutuklanan 12 sanık hakkında son duruşmalar, Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Sincan Cezaevi Kampüsü’nde sürdürülmekte.

    Duruşmanın Gidişatı ve Tutukluluk Kararları

    Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi, 13 Eylül’deki son tutukluluk incelemesinde, sanıklar Eray Özyağcı, Vedat Balkaya, Suat Kurt, Doğukan Çep, Tolgahan Demirbaş, Aşkın Mert Gelenbey, Murat Can Çolak, Mustafa Uzunlar, Çağlar Zorlu, Serdar Öktem, Emre Yüksel ve Mustafa Ensar Aykal’ın tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Mahkeme, sanıklar üzerine atılı suçların ağırlığı, kuvvetli suç şüphesi ve kaçma riski gibi sebepleri dikkate alarak bu kararı aldı.

  • Yeni Dönem Başladı… Kayıt Dışı Emlakçıya EİDS Freni!

    Yeni Dönem Başladı… Kayıt Dışı Emlakçıya EİDS Freni!

    Emlak sektöründe büyük bir yenilik olarak kabul edilen Elektronik İlan Doğrulama Sistemi (EİDS), 15 Eylül itibariyle hayata geçirildi. Ticaret Bakanlığı tarafından geliştirilen bu sistem, emlak piyasasında uzun süredir yaşanan ilan kirliliği, sahte ilanlar ve yetki belgesiz emlakçılık gibi sorunları ortadan kaldırmayı hedefliyor. Sistemin devreye girmesiyle birlikte, taşınmazlarını satmak veya kiraya vermek isteyen vatandaşlar, artık daha güvenli ve şeffaf bir süreçten geçecek.

    Emlak Piyasasında Yeni Dönem: EİDS Nedir?

    EİDS (Elektronik İlan Doğrulama Sistemi), Ticaret Bakanlığı’nın emlak piyasasında yaşanan olumsuzlukları gidermek amacıyla geliştirdiği dijital bir platformdur. Bu sistem, emlak sektöründe ilan verenlerin kimlik doğrulamasını sağlamak, sahte ilanları önlemek ve tüketicilerin mağduriyetini azaltmak amacıyla kuruldu. 15 Eylül Pazar günü devreye giren sistem, 2024 yılı başından itibaren zorunlu hale gelecek ve tüm emlak işlemleri bu platform üzerinden gerçekleştirilecek.

    Ticaret Bakanı Ömer Bolat, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Elektronik İlan Doğrulama Sistemi’nin başta sahte ilanlar, ilan kirliliği ve yetki belgesiz emlakçılık gibi sorunları çözmek için önemli bir adım olduğunu belirtti. Ayrıca, tüketici mağduriyetlerini önlemek ve piyasada fiyat istikrarını sağlamak adına bu sistemin büyük bir yenilik olduğunu vurguladı.

    Sistem Nasıl Çalışacak?

    Emlak ilanlarının doğrulanması sürecinde, taşınmaz sahibi e-Devlet sistemi üzerinden yetkilendirme yapacak. İlan vermek isteyen kişiler, EİDS aracılığıyla taşınmazlarını yetkili emlak işletmesine yönlendirerek, ilan sürecini başlatacaklar. Taşınmaz sahipleri, e-Devlet üzerinden belirli bir süreyle yetki verecekleri emlak işletmesini seçecek ve bu sayede, yalnızca yetkilendirilmiş emlakçılar aracılığıyla ilanlarını yayınlayabilecekler.

    Bu sistem, hem taşınmaz sahiplerinin haklarını koruyacak hem de yetki belgesiz emlakçılık faaliyetlerinin önüne geçecek. Aynı zamanda, sahte ilanların ortadan kaldırılmasıyla, tüketiciler daha güvenilir ilanlarla karşılaşacak ve mağduriyet yaşamayacak.

    EİDS ile Sahte İlanlara Karşı Güvence

    Ticaret Bakanlığı’nın hayata geçirdiği Elektronik İlan Doğrulama Sistemi (EİDS), sahte ilanları engelleyerek, emlak sektöründe güvenli bir ticaret ortamı oluşturmayı amaçlıyor. Bu sistemle birlikte, yetki belgesi olmayan kişiler tarafından verilen sahte ilanlar, piyasadan tamamen silinecek. Sistem, tüketicilerin yalnızca doğrulanmış ve güvenilir ilanlara erişim sağlamasını mümkün kılacak.

    Geçmişte sıkça karşılaşılan sahte ilanlar, özellikle kiralama ve satın alma süreçlerinde ciddi sorunlara yol açıyordu. Vatandaşlar, gerçekte olmayan ya da yanlış bilgilerle sunulan taşınmazlar için zaman kaybı yaşarken, bu tür ilanların yaygınlaşması emlak piyasasında büyük bir güven sorununa neden oluyordu. EİDS, bu tür sorunların önüne geçerek, hem tüketiciyi hem de emlak sektöründe faaliyet gösteren yetkili kişileri koruyacak.

    Yeni Düzenlemeye Dikkat: Yılbaşından İtibaren Zorunlu

    Elektronik İlan Doğrulama Sistemi, 15 Eylül’den itibaren devreye girse de, yılbaşından itibaren zorunlu olarak kullanılmaya başlanacak. Bu tarihten sonra, yetki belgesiz emlakçılar veya taşınmaz sahipleri tarafından verilen ilanlar artık kabul edilmeyecek. Tüm taşınmaz satış ve kiralama işlemleri, EİDS üzerinden gerçekleştirilecek ve ilanların doğrulanmış olması zorunlu hale gelecek.

    Bu düzenleme, özellikle emlak sektöründe şeffaflık ve güvenliği artıracak bir adım olarak değerlendiriliyor. Ticaret Bakanlığı, sektördeki tüm tarafların bu yeni düzenlemeye hassasiyetle dikkat etmeleri gerektiğini vurgularken, yeni uygulamanın tüm emlak işlemlerinde önemli bir yer edineceğini belirtiyor.

    Tüketiciler İçin Güvenli Bir Altyapı

    Ticaret Bakanlığı tarafından uygulamaya alınan Elektronik İlan Doğrulama Sistemi, tüketicilerin sahte ilanlarla karşılaşmasının önüne geçerek daha güvenli bir alışveriş deneyimi sunacak. Bu sistem sayesinde emlak piyasasında daha fazla şeffaflık sağlanacak ve taşınmazlarını kiraya veya satmaya çalışan kişilerin hakları korunmuş olacak. Aynı zamanda, fiyat istikrarının da sağlanmasıyla, ilanlarda sıkça karşılaşılan yanıltıcı fiyatlandırmaların önüne geçilecek.

    Sonuç olarak, Elektronik İlan Doğrulama Sistemi (EİDS), emlak sektöründe hem tüketicilerin hem de emlak işletmelerinin güvende olduğu bir süreç başlatıyor. Emlak piyasasında güvenli ticareti teşvik eden bu düzenleme, sahte ilanların ve yetkisiz faaliyetlerin sonunu getirerek, Türkiye’de emlak sektörünün daha sağlıklı bir şekilde ilerlemesini sağlayacak.

  • Hangi Köpek Irklarından Patlayıcı Madde Uzmanı Çıkıyor?

    Hangi Köpek Irklarından Patlayıcı Madde Uzmanı Çıkıyor?

    Bomba uzmanı ve uzman köpek eğitmeni,  Kimyasal Biyolojik Radyoaktif ve Nükleer Madde CBRN Uzmanı  olan Hasan Saratlı’nın  açıkladığı eğitim programı, köpeklerin olağanüstü koku alma yeteneklerine dayanıyor. Eğitim sürecinde köpekler, patlayıcı maddelerin karakteristik kokularını tanımak ve bu maddelerin gizlenebileceği yerleri tespit etmek için özel olarak hazırlanıyor. Eğitimlerde kullanılan simülasyon materyalleri, köpeklere patlayıcı maddeleri tanıtıyor ve onların bu maddeleri bulma becerilerini geliştiriyor.

    Program, köpeklerin yalnızca patlayıcı maddeleri bulmasını değil, aynı zamanda güvenlik açısından kritik bölgelerde nasıl arama yapacaklarını da öğretiyor. Havalimanları, toplu taşıma merkezleri, sosyal etkinlikler, uluslar arası spor yarışmaları, alışveriş merkezleri gibi yüksek riskli ortamlarda görev yapan bu köpekler, insanların güvenliğini sağlama konusunda büyük bir rol oynuyor.

    PSİKOLOJİK DESTEK VE SAĞLIK ÖNCELİĞİ ÖNEMLİ

    Hasan Saratlı, eğitim programının yalnızca köpeklerin fiziksel becerilerine değil, aynı zamanda psikolojik sağlıklarına da odaklandığını vurguladı. Akademideki eğitmenler, köpeklerin eğitim sürecinde mutlu ve motive olmalarını sağlamak için ödül teknikleri kullanıyor. Bu sayede köpekler, görevlerini yerine getirirken aynı zamanda keyifli bir eğitim süreci geçiriyorlar.

    Saratlı, patlayıcı madde tespiti yapan köpeklerin, insanların güvenliğini sağlamadaki kritik rolüne dikkat çekerek, eğitimli köpeklerin havaalanları, limanlar, kamu binaları ve toplu taşıma merkezleri gibi alanlarda önemli bir güvenlik unsuru olduğunu belirtti. Eğitimli köpeklerin hızlı ve etkili tespiti sayesinde olası tehditlerin bertaraf edilmesinde kilit bir rol oynadığını da sözlerine ekledi.

    HANGİ KÖPEK IRKLARINDAN PATLAYICI MADDE UZMANI ÇIKIYOR?

    Alman Çoban Köpeği, Belçika Çoban Köpeği, Hollanda Çoban Köpeği (Dutch), Springer Spaniel ve Labrador Retriever gibi köpek ırkları, patlayıcı madde uzmanı olabiliyor. Bunlara ek olarak, Cocker Spaniel, Beagle ve Belçika Malinois gibi ırklar da üstün koku alma yetenekleri, zeka seviyeleri ve çalışma isteklilikleri sayesinde patlayıcı madde tespiti konusunda başarıyla eğitilebiliyor. Bu ırklar, kritik güvenlik noktalarında patlayıcı maddeleri hızlı ve güvenli bir şekilde tespit edebilecek kapasiteye sahipler.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Hukuk karşısında hesap vereceklerdir”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Hukuk karşısında hesap vereceklerdir”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Denis Becirovic, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından basın toplantısı düzenledi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Becirovic’i İstanbul’da ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğunu kaydetti.

    Becirovic ile çok verimli bir görüşme gerçekleştirdiklerini aktaran Erdoğan, “Özel bir niteliğe sahip Türkiye-Bosna Hersek ilişkilerini ayrıntılı şekilde ele aldık. Balkanlar odağında bölgesel gelişmeler hakkında fikir alışverişinde bulunduk. Gazze’de yaşanan soykırım ve İsrail karşısında Birleşmiş Milletler nezdinde atılacak adımlar üzerinde durduk.” dedi.

    “HEM BOSNA HERSEK’İN HEM DE BÖLGENİN BARIŞ VE İSTİKRARINA KATKI SAĞLIYORUZ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bağımsızlığının ilanından bu yana Türkiye olarak Bosna Hersek’in her daim yanında olduklarını ve olmaya devam edeceklerini belirterek, “Bosna Hersek’in toprak bütünlüğü ve egemenliğine yönelik güçlü desteğimizi de kararlılıkla sürdürmekteyiz. Barışı Uygulama Konseyi Yönlendirme Kurulu üyeliğimiz ve EUFOR-Althea Harekatı’ndaki mevcudiyetimizle hem Bosna Hersek’in hem de bölgenin barış ve istikrarına katkı sağlıyoruz.” diye konuştu.

    Bosna Hersek’te tüm kesimlerin katılımıyla, geniş tabanlı bir toplumsal uzlaşının ve barış içinde bir arada yaşama anlayışının hakim kılınmasının önemi ve değerinin açık olduğuna işaret eden Erdoğan, “Geçmiş tecrübeler ışığında Bosna Hersek’te yaşanabilecek herhangi bir menfi gelişmenin tüm Balkanlar’ın istikrarına tehdit oluşturacağı gerçeğini unutmamamız gerekiyor. Dost ve kardeş Bosna Hersek’e yaklaşımımızın temelinde tarihi ve kültürel bağlarımızın yanı sıra bu anlayış yatmaktadır.” ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu çerçevede Bosna Hersek’te 6 Ekim’de düzenlenecek yerel seçimlerin huzur içinde tamamlanarak hayırlara vesile olmasını diledi.

    “ASKERİ VE GÜVENLİK ALANLARINDAKİ İŞBİRLİĞİ DE GÜNDEMİMİZDE YER ALDI”

    Görüşmelerinde, Bosna Hersek ile ikili ilişkilerini derinleştirmek amacıyla atılacak adımlar üzerinde de durduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

    “İkili ticaret hacminin bu senenin sonunda 1 milyar dolara ulaşacağını tahmin ediyoruz. Tabii bu rakamı yeterli bulmuyoruz. Bu minvalde karşılıklı ticareti artırma noktasında yapılabilecekler hakkında fikir teatisinde bulunduk. Saraybosna-Belgrad Otoyolu’nun yapımına ilişkin çalışmaları da bu kapsamda ele aldık. Projenin bir an evvel tamamlanmasına dair temennimi Sayın Başkan ile paylaştım. Enerji ve altyapı başta olmak üzere Bosna Hersek’in kalkınmasına yönelik projelere destek vermeye devam edeceğimizi de bu vesileyle kıymetli kardeşime aktardım.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yılın 7 ayında Bosna Hersek’i ziyaret eden turistler arasında Türk vatandaşlarının, komşu ülkeleri de geride bırakıp ilk sırada yer almasının sevindirici olduğunu vurgulayarak, “Ülkelerimiz arasında kimlikle seyahati mümkün kılacak anlaşmayı yakın zamanda imzalayarak, halklarımız arasındaki beşeri münasebetleri daha da geliştirmeyi hedefliyoruz. Askeri ve güvenlik alanlarındaki işbirliği de gündemimizde yer aldı. Özellikle savunma sanayisine yönelik işbirliğimizi nasıl ve ne denli geliştireceğimizi değerli kardeşimle ele aldık. FETÖ ile ortak mücadele bağlamındaki beklentilerimiz üzerinde durduk.” diye konuştu.

    “HESABINI MUTLAKA SORACAĞIZ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda, 11 Temmuz 1995 Srebrenitsa Soykırımını Uluslararası Düşünme ve Anma Günü ilan edildiğini, Türkiye’nin alınan bu kararı eş sunucu olarak desteklediğini söyledi.

    Bu temelde Türkiye’nin 11 Temmuz’u “Srebrenitsa Soykırımını Düşünme ve Anma Uluslararası Günü” olarak kabul ettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Bosna Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı merhum Aliya İzzetbegoviç’in ‘Unutulan soykırım tekrarlanır.’ sözünden ilhamla, soykırımın gelecek nesillere anlatılmasına yönelik gayretlerimizi sürdüreceğiz. 1990’lı yıllarda Bosna Hersek’te dünyanın gözleri önünde gerçekleştirilen katliamın bir benzerini maalesef bugün Gazze’de ve işgal altındaki Filistin topraklarında yaşıyoruz. Srebrenitsa Soykırımı’nın failleri uluslararası mahkemelerde nasıl hüküm giydilerse, Gazze’de yaşananların failleri de uluslararası hukuk karşısında hesap vereceklerdir. 41 bini aşkın Gazzeli kardeşlerimizle birlikte İsrail işgal güçleri tarafından öldürülen Ayşenur Ezgi Eygi evladımızın da hesabını adalet önünde mutlaka verecektir, hesabını da mutlaka soracağız.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başkan Becirovic’e ziyaretleri için teşekkür ederek, kardeş Bosna Hersek halkına selam gönderdi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının ardından heyeti yolcu ettikten sonra basın mensuplarına kandil simidi ikram ederek, Mevlit kandillerini kutladı.

  • Diplomatik Güvenlik Genel Müdürlüğü” Resmi Olarak Kuruldu: Görev ve Yetkileri Belli Oldu

    Diplomatik Güvenlik Genel Müdürlüğü” Resmi Olarak Kuruldu: Görev ve Yetkileri Belli Oldu

    Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile “Diplomatik Güvenlik Genel Müdürlüğü” adıyla yeni bir güvenlik birimi kuruldu. Dışişleri Bakanlığı merkez teşkilatında yer alacak olan bu birim, Türkiye’nin yurt içi ve yurt dışı diplomatik misyonlarının güvenliğini sağlamak amacıyla faaliyet gösterecek.

    “Diplomatik Güvenlik Genel Müdürlüğü”nün temel görev ve yetkileri, Dışişleri Bakanlığı’nın merkez ve yurt dışındaki temsilciliklerinin güvenliğini sağlamak, bu birimlerin siber, haberleşme, evrak ve bilgi güvenliği gibi kritik alanlarında koruma tedbirleri almak olarak belirlenmiştir.

    Bu yeni müdürlük, diplomatik misyonların terör eylemleri ve diğer tehditlere karşı korunmasını sağlamak için gerekli önlemleri alacak. Bunun yanı sıra, personelin güvenilirliğini sağlamak amacıyla güvenlik soruşturmalarını koordine edecek ve Bakanlığa yurt dışından gelen yabancı heyetlerin güvenliğini de üstlenecek.

    Terör tehdidi gibi küresel güvenlik riskleri göz önünde bulundurularak kurulan bu yeni birim, özellikle Türkiye’nin yurt dışındaki diplomatik temsilciliklerinin korunmasında önemli bir rol üstlenecek. Diplomatik temsilciliklerin güvenlik analizlerini yerinde yaparak, gerekli tedbirlerin alınması için çalışmalar yürütecek.

    Birim ayrıca, Bakanlık personeline ve yurt dışına atanan diğer kamu görevlilerine yönelik güvenlik eğitimi verecek. Bu eğitimler, siber güvenlikten fiziki korumaya kadar geniş bir yelpazeyi kapsayacak. Personelin güvenliğini sağlama konusunda gerekli eğitim ve analizler yapılırken, diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla da işbirliği içinde çalışılacak.

    “Diplomatik Güvenlik Genel Müdürlüğü”, güvenlik personeli ihtiyacını karşılamak için İçişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve diğer ilgili kamu kurumlarıyla koordineli olarak çalışacak. Personelin seçimi, eğitimi ve görevlendirilmesi Dışişleri Bakanlığı tarafından yönetilecek.

    Yönetmelik ile Detaylar Belirlenecek

    Yeni birimin çalışma usul ve esasları, güvenlik personeli ve teçhizatın teminine ilişkin detaylar bir yönetmelik ile düzenlenecek. Bu yönetmelik, ilgili kurum ve kuruluşlardan sağlanacak personel ve teçhizatın nasıl seçileceği ve görevlendirileceği gibi konularda netlik sağlayacak.

  • Baba Arif Güran: ‘Akraba Olsa Bile Adaletten Vazgeçmem!

    Baba Arif Güran: ‘Akraba Olsa Bile Adaletten Vazgeçmem!

    21 Ağustos’ta kaybolan ve 19 gün sonra cansız bedeni bulunan 8 yaşındaki Narin Güran’ın cenazesi sonrası, Tavşantepe Mahallesi’nde duygusal anlar yaşandı. Narin’in babası Arif Güran ile bir iş insanı arasındaki görüşme, acılı babanın adalet arayışını ve toplumun içinden geçtiği zorlu süreci gözler önüne serdi. Baba Arif Güran, “Dayım bile olsa vazgeçmem” derken, iş insanı Narin’in yerinin mezar değil, okul olduğunu belirterek bu trajik olayın toplumda yarattığı yıkımı ifade etti.

    Baba Arif Güran: “Akraba Olsa Bile Vazgeçmem, Adalet İstiyorum”

    Narin Güran’ın babası Arif Güran, iş insanıyla yaptığı konuşmada yaşadığı acıyı ve adalet arayışını dile getirdi. Baba Güran, yakın akraba bile olsa suçun affedilemeyeceğini vurguladı: “Akraba olmuş, dayı-yeğen olmuş fark etmez. Kim bu işin içindeyse, adalet yerini bulsun. Kimin parmağı bu işte varsa, devlet delillerle bunu çıkardıktan sonra ben de vazgeçmem.”

    Baba Arif Güran, yaşadığı derin acıya rağmen adalet arayışından vazgeçmeyeceğini belirterek, bu trajik olayın çözülmesi gerektiğini ifade etti. Arif Güran, “Beni öldürselerdi, gelip benden öc alsalardı” diyerek duyduğu derin üzüntüyü ve kızının ölümüne dair yaşadığı öfkeyi dile getirdi.

    İş İnsanından Duygusal Tepki: “Narin’in Yeri Mezar Değil, Okul”

    Konuşma sırasında iş insanı, Narin’in yerinin mezar değil, okul olması gerektiğine vurgu yaptı. “O çocuğun yeri mezar değil, yeri okul. 8 yaşında bir çocuk, bu yaşta böyle bir olay yaşanmamalıydı” diyerek, küçük Narin’in eğitim hayatını sürdürebileceği yaşta olmasına rağmen, acı bir şekilde hayatının son bulmasına olan tepkisini dile getirdi. 

    Narin’in Amcası Erhan Güran: “Bütün Çocuklarımız Okuldan Edildi”

    Konuşmaya dahil olan Narin Güran’ın amcası Erhan Güran ise, bu trajik olayın sadece kendi ailelerini değil, tüm toplumu derinden etkilediğini ifade etti.Olayın ardından yaşanan korku ve belirsizlik nedeniyle bölgedeki çocukların okula gitmediğini belirten amca Erhan Güran, “O namussuz çocuğu öldürdü, bu süreçte bütün çocuklarımızı okuldan etti. Kimse okula gitmiyor” diyerek, olayın toplumda yarattığı güvensizliği ve kaosu gözler önüne serdi.

  • Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den ABD’ye Çağrı: Ayşenur Ezgi Eygi İçin Adalet İstiyoruz

    Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den ABD’ye Çağrı: Ayşenur Ezgi Eygi İçin Adalet İstiyoruz

    1. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İsrail askerleri tarafından Batı Şeria’da keskin nişancı ateşiyle katledilen Türk-Amerikan vatandaşı Ayşenur Ezgi Eygi’nin ölümü üzerine önemli bir çağrıda bulundu. Gül, ABD’nin bu olayı takip etmesi gerektiğini vurgulayarak, sadece Türkiye’nin değil, ABD’nin de bu dava karşısında sorumluluk taşıdığını belirtti.

    Abdullah Gül’den ABD’ye Sorumluluk Çağrısı

    Abdullah Gül, Ayşenur Ezgi Eygi’nin Filistin’deki barışçıl bir gösteri sırasında öldürülmesinin ardından ABD’yi de bu davayı takip etmeye çağırdı. Gül, Eygi’nin ideolojik bir motivasyonla değil, insan haklarını savunmak amacıyla Batı Şeria’ya gittiğini belirterek, bu olayın uluslararası boyut taşıdığını vurguladı. Gül’ün açıklaması şu şekilde:

    “Türk-Amerikan vatandaşı Ayşenur Ezgi Eygi, ideolojik motivasyonla değil samimi bir insan hakları savunucusu olarak Filistinlileri savunmak için Amerika Birleşik Devletleri’nden geldiği Batı Şeria’da keskin nişancı ateşiyle öldürüldü. Bu davayı takip etmek sadece Türkiye’nin değil, aynı zamanda ABD’nin de sorumluluğudur.”

    Ne Olmuştu?

    İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria’da düzenlenen barışçıl bir gösteri sırasında göstericilere ateş açmıştı. Filistinlilere destek amacıyla gösteriye katılan Ayşenur Ezgi Eygi, başına isabet eden kurşunla ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan Eygi, maalesef 6 Eylül’de hayatını kaybetti.

  • Narin’in Katledildiği Okulda Psikososyal Destek Çalışmaları Başlatıldı

    Narin’in Katledildiği Okulda Psikososyal Destek Çalışmaları Başlatıldı

    Diyarbakır’da katledilen 8 yaşındaki Narin Güran’ın okuduğu Tavşantepe İlkokulu, yaşanan trajediden derin etkilenirken, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) koordinesinde öğrenci ve öğretmenlere yönelik psikososyal destek çalışmaları başlatıldı. Bakanlık, olaydan etkilenen öğrenci ve öğretmenlerin yaşadıkları travmanın etkilerini hafifletmek amacıyla bir hafta sürecek psikososyal müdahale programını devreye soktu.

    Milli Eğitim Bakanlığı’ndan Koordinasyon: Psikososyal Destek Ekibi Görevde

    MEB, Tavşantepe İlkokulu’ndaki öğretmen ve öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamak için geniş çaplı bir psikososyal destek programı oluşturdu. Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Mustafa Otrar başkanlığında gerçekleştirilen bu çalışma, Tavşantepe İlkokulu’ndaki öğrenci ve öğretmenlerle bir araya gelen saha koordinatörleri tarafından yürütülüyor. Bu kapsamda, il ve ilçe psikososyal destek ekipleri tarafından öğretmen ve öğrencilerle birebir görüşmeler yapıldı.

    Narin’in Katledildiği Okulda Psikososyal Destek Çalışmaları Başlatıldı1

    Destek programının ilk aşaması, öğretmen ve öğrencilere yönelik psikolojik ilk yardım çalışmalarını içeriyor. Yaşanan trajik olaydan etkilenen öğretmenlerin duygularını ve düşüncelerini paylaşmalarına olanak tanındı. Bu süreçte okul personelinin birbirine destek vermesinin önemi vurgulanırken, öğretmenlerin yaşadığı zorluklarla başa çıkmalarına yardımcı olmak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlendi.

    Öğrencilere yönelik çalışmalar da büyük bir titizlikle yürütüldü. Çocukların yaşadığı duygusal ve fiziksel ihtiyaçlar belirlenerek onlara uygun etkinlikler planlandı. Psikososyal müdahale programının ikinci gününde, öğrencilere zorlayıcı yaşam olaylarından sonra bedensel, davranışsal ve duygusal tepkilerle nasıl başa çıkabilecekleri konusunda psikoeğitim verildi. Öğrencilere ayrıca psikososyal kiti dağıtıldı, bu kit öğrencilerin yaşadığı stresi yönetmelerine yardımcı olacak araçlar içeriyor.

    Öğretmenlere Yönelik Psikososyal Destek

    Öğrencilerin yanı sıra öğretmenler de zorlayıcı yaşam olaylarından sonra yaşanabilecek tepkiler hakkında bilgilendirildi. Öğretmenlerin hem kendi duygusal durumlarıyla başa çıkabilmeleri hem de öğrencilere nasıl destek verebilecekleri konusunda rehberlik edildi. Ayrıca, öğretmenler için psikososyal yardım broşürleri dağıtılarak, bu zor süreçte faydalanabilecekleri kaynaklar sunuldu.